📝 476 kelime
🕐 Son Güncelleme: 21:50
Küresel diplomasi merkezlerinden Cenevre’de yapılan son açıklamalar, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Birleşmiş Milletler (BM) insan hakları raportörleri, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Karayip Denizi ve Pasifik Okyanusu’nda gerçekleştirdiği hava operasyonlarına ilişkin yazılı ve çok sert bir kınama yayımladı. Açıklamada, son bir yıl zarfında denizde düzenlenen bu askeri müdahaleler neticesinde en az 223 sivilin yaşamını yitirdiği vurgulanarak, Washington yönetimine acilen “yasa dışı cinayetlere son verilmesi” çağrısında bulunuldu.
Uluslararası hukuk kurallarının ve yaşam hakkının hiçe sayıldığını belirten bağımsız uzmanlar, bu sistematik operasyonların temel insan hakları ihlali teşkil ettiğinin altını çizdi. Tıpkı uluslararası sularda yaşanan bu krizler gibi, küresel çapta tırmanan gerilimler de dikkat çekiyor. Örneğin, denizlerdeki askeri hareketlilik sadece Amerika kıtasında değil, Doğu Avrupa’da da tansiyonu yükseltiyor; nitekim uzmanlar Zelenskiy’den Karadeniz ve Rusya Havacilik Uyarisi: Kriz Buyuyor başlıklı gelişmelerle birlikte deniz ve hava sahası güvenliğinin ne denli kırılgan bir hale geldiğini sık sık hatırlatıyor.
“Uyuşturucu Kaçakçılığı Savaş Değildir”
BM raportörlerinin hazırladığı raporda, ABD hükümetinin söz konusu ölümcül saldırıları meşrulaştırmak için öne sürdüğü hukuki gerekçeler eksiksiz bir şekilde reddedildi. Uyuşturucu kartelleri ve organize suç çetelerinin ABD topraklarına karşı doğrudan silahlı bir saldırı düzenlemediği, dolayısıyla BM Şartı’nın meşru müdafaa hakkını düzenleyen 51. maddesinin bu durum için geçerli olamayacağı açıkça ifade edildi. “Uyuşturucu kaçakçılığı, güç kullanımıyla ilgili uluslararası insan hakları hukukuna tabi bir kolluk kuvveti meselesidir. Buna savaş demek, onu savaş yapmaz” ifadeleriyle durumun vahameti özetlendi.
Uluslararası denizcilik ve ticaret yollarındaki güvenlik endişeleri artarken, benzer şekilde deniz ekosistemlerini tehdit eden çevre krizleri de uluslararası toplumun gündeminde yer alıyor. Denizlerin korunması ve yasa dışı faaliyetlerin önlenmesi adına atılan adımlar sürerken, Saros Körfezi’nde Hayalet Ağ Kabusu: 24 Metrede Şoke Eden Manzara gibi yerel ve bölgesel çevre felaketleri de su altı güvenliğinin ve ekolojik dengenin ne kadar hassas olduğunu gözler önüne seriyor.
Uluslararası Deniz Hukuku ve Yargısız İnfaz Tartışmaları
Raporda, 2 Eylül 2025 tarihinden bu yana ABD ordusunun uluslararası sularda en az 68 farklı gemiyi hedef aldığı, çoğu olayda gemilerdeki tüm mürettebatın katledildiği ve bazılarının ise iz bırakmadan kaybolduğu bilgisi paylaşıldı. ABD’nin bu gemileri terör örgütü olarak nitelendirilen gruplar adına uyuşturucu ticareti yaptığı iddiasıyla vurduğunu hatırlatan raportörler, iki ülke veya taraf arasında herhangi bir silahlı çatışma bulunmadığını, dolayısıyla uluslararası insancıl hukukun bu eylemlere onay vermediğini belirtti.
Deniz güvenliği uzmanları, bu tür tek taraflı askeri müdahalelerin küresel ticareti ve deniz hukukunu derinden sarstığını ifade ediyor. İddia edilen suçluların dahi yargı sürecinden mahrum bırakılarak doğrudan hedef alınması, evrensel hukuk normlarına tamamen aykırı bulunuyor. BM mekanizmaları, bu saldırıların aynı zamanda deniz güvenliğine karşı işlenmiş birer suç teşkil edebileceğini ve uluslararası soruşturma mekanizmalarının derhal harekete geçirilmesi gerektiğini savunuyor.



