📝 399 kelime
🕐 Son Güncelleme: 18:09
İsrail’deki eğitim sisteminin ideolojik altyapısı, uluslararası akademik çevrelerde tartışılmaya devam ediyor. Kudüs İbrani Üniversitesi Dil ve Eğitim Bölümü emekli öğretim üyesi ve Sakharov Ödülü sahibi Prof. Dr. Nurit Peled-Elhanan, devlet okullarında okutulan ders kitapları üzerine yaptığı uzun soluklu araştırmaların sonuçlarını paylaştı. Peled-Elhanan’ın ulaştığı bulgular, İsrail eğitim materyallerinin Filistinlileri nasıl sistematik bir şekilde ötekileştirdiğini ve onları birer “insan” olmaktan çıkarıp “çözülmesi gereken bir güvenlik problemi” olarak kodladığını gözler önüne seriyor.
Eğitim Sisteminde “Görünmezlik” Politikası
Prof. Dr. Peled-Elhanan, İsrail’deki laik devlet okullarında kullanılan müfredatın, bölgedeki tarihsel gerçekliği çarpıttığını savunuyor. Akademisyene göre, ders kitapları sadece bilgi aktaran pasif araçlar değil; aynı zamanda genç nesillerin zihninde Filistinlilere karşı düşmanca veya kayıtsız bir bakış açısı oluşturmayı amaçlayan ideolojik birer enstrüman. Yapılan incelemeler, Filistin toplumunun akademik, kültürel veya sanatsal birikiminin müfredatta neredeyse hiç yer almadığını gösteriyor. Öğrenciler, eğitim hayatları boyunca Filistinli yazarlar, bilim insanları veya sanatçılarla tanıştırılmıyor; bu da toplumsal bir “görünmezlik” algısı yaratıyor.
Dünya gündemindeki gerilimler sadece eğitimle değil, jeopolitik hamlelerle de şekilleniyor. Örneğin, Brussels Airlines’ta yaşanan İsrail krizi ve personel grevleri, bölgedeki toplumsal kutuplaşmanın hava yolu ulaşımına kadar nasıl yansıdığını gösteriyor. Benzer şekilde, Orta Doğu genelinde yaşanan jeopolitik hareketlilikler, ABD’den İran’a yönelik askeri operasyonlar gibi olaylarla birleşerek bölgeyi sürekli bir istikrarsızlık sarmalına sürüklüyor.
“Filistinliler Birer Güvenlik Sorunu”
Peled-Elhanan, ders kitaplarında Filistinlilere yer verildiği nadir anlarda bile onların “birey” değil, “iç tehdit” olarak tanımlandığını vurguluyor. Bu durumun, genç İsraillilerin Filistinlileri yalnızca birer “sorun” olarak görmesine ve empati kurma yetilerinin körelmesine yol açtığını belirtiyor. Akademisyen, bu eğitim modelinin uzun vadede barış ihtimalini zayıflattığını ve toplumsal nefreti kurumsallaştırdığını savunuyor.
Toplumsal sorunların çözümü için kültürel farkındalık büyük önem taşıyor. Tıpkı Van’da unutulmaya yüz tutan mesleklerin yaşatılması gibi, kültürel mirasın korunması toplumların birbirini tanıması için temel bir gerekliliktir. Ancak İsrail eğitim sistemindeki bu tek yönlü yaklaşım, kültürel etkileşimin önünü kapatarak önyargıları beslemeye devam ediyor. Prof. Dr. Peled-Elhanan, bu ideolojik eğitimin acilen gözden geçirilmesi gerektiğini ve eğitimin barışçıl bir gelecek için “öteki”ni tanımaya odaklanması gerektiğini belirterek sözlerini noktalıyor.



