Gündem

Diyarbakır’da İSKUR İşçilerinin Geçim Mücadelesi

Diyarbakır'da 28 bin lira maaşla çalışan İSKUR iplik fabrikası işçileri, bölgesel kalkınma vaatlerinin yoksulluğu bitirmediğini belirtiyor.

OKUMA AYARLARI
Diyarbakır'da İSKUR İşçilerinin Geçim Mücadelesi
Diyarbakır'da İSKUR İşçilerinin Geçim Mücadelesi
📖 3 dk okuma süresi
📝 596 kelime
🕐 Son Güncelleme: 22:22

Türkiye genelinde milyonlarca çalışan, derinleşen ekonomik kriz ve yüksek enflasyon sarmalında hayatta kalma mücadelesi veriyor. Açlık sınırının asgari ücreti aştığı bu zorlu süreçte, milyonlarca vatandaş temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken, çalışma yaşamına dair tartışmalar da hız kesmeden devam ediyor. Son dönemde ekonomi çevrelerinde ve iktidar kanadında sıkça dile getirilen bölgesel asgari ücret dayatması, özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesindeki emekçilerin en sıcak gündem maddesi haline geldi. Sermaye çevrelerinin “bölgesel kalkınma ve yatırım” adı altında pazarladığı bu modelin, sahadaki gerçeklikle hiçbir bağının bulunmadığı ise işçi anlatımlarıyla bir kez daha gözler önüne serildi.

Güneydoğu’nun üretim merkezlerinden biri olan Diyarbakır‘da, 1. Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren İSKUR iplik fabrikasında çalışan işçiler, artan hayat pahalılığı ve düşük ücretler karşısında çaresiz bırakıldıklarını ifade ediyor. Aylık 28 bin lira gibi yoksulluk sınırının çok altında bir rakamla geçinmeye çalışan işçiler, ellerine geçen ücretin borçlarını dahi kapatmaya yetmediğini vurguluyor. Vardiya bitiminde fabrika çıkışında konuştuğumuz işçiler, basında ve siyaset sahnesinde konuşulan kalkınma masallarının kendi mutfaklarına yansımadığını dile getiriyor.

“Geçim Sıkıntısı Her Geçen Gün Büyüyor”

Fabrika kapısında dondurucu sıcakta ya da kavurucu ayazda ter döken emekçiler, mevcut asgari ücretin bile temel insani yaşam koşullarını sağlamaktan uzak olduğunu belirtiyor. Bir İSKUR işçisi, yaşanan ekonomik tabloyu şu sözlerle özetliyor: “Zaten burada asgari düzeyde veriliyor, daha neyi düşürecekler? Büyükşehirlerdeki işçilerle bizim aldığımız maaşlar aynı değil belki ama oradaki yaşam maliyetiyle burası bir mi? Borç batağındayız, kredi kartı borçları her ay katlanıyor. Sabah erkenden fabrikaya girip akşam saatlerinde çıkıyoruz, ek iş yapacak ne zamanımız ne de dermanımız kalıyor.” İşçilerin bu feryadı, bölgedeki ucuz emek sömürüsünün ve derinleşen yoksulluğun en net kanıtı olarak öne çıkıyor.

Öte yandan, gündelik yaşamın getirdiği stres ve ekonomik krizin yarattığı psikolojik baskı toplumun dört bir yanında farklı olaylarla da kendini gösteriyor. Ülke genelinde yaşanan sosyal patlamalar ve bireysel şiddet vakaları, örneğin İstanbul Esenler’de Dehşet: Kendini Bıçaklayan Sürücü Polise Saldırdı haberinde olduğu gibi, vatandaşların yaşadığı ruhsal ve ekonomik çıkmazın boyutlarını gözler önüne seriyor. Hayat pahalılığı sadece geçim derdini değil, toplumsal huzuru da doğrudan tehdit ediyor.

Yatırımlar ve Kalkınma Vaatleri İşçinin Karnını Doyurmuyor

Bölgede son yıllarda sıklıkla dile getirilen “silahların susması, sermayenin bölgeye yönelmesi ve bölgesel kalkınma” iddialarının işçi sınıfına refah getireceği söylemlerine de tepki var. Fabrika işçileri, yapılan yatırımların sermayedarın kârını artırmaktan başka bir işe yaramadığını, fabrikalardaki ağır çalışma koşullarının ve düşük ücret politikasının değişmediğini ifade ediyor. Bölgesel asgari ücret uygulamasının hayata geçirilmesi halinde ise yoksulluğun daha da derinleşeceği konusunda uyarıyorlar.

Türkiye’nin uluslararası alandaki ekonomik sıralamalarda gerilemesi ve milyonlarca çalışanın açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edilmesi, ekonomi yönetiminin önceliklerini yeniden tartışmaya açıyor. Diğer taraftan, toplumsal yaşamın farklı alanlarında yaşanan hareketlilikler de dikkat çekiyor. Spora meraklı okurlarımız İsmet Taşdemir’den Sivasspor’da İstifa Sinyali: Gerekeni Yaparim! gelişmesini takip ederken, tarım ve üretim sektöründeki gelişmeler de Manisa’da 138 yıllık lezzet: Figani Efendi Eriği hasadı başladı haberiyle ülkenin dört bir yanındaki üretim dinamiklerini gözler önüne seriyor. Ancak tüm bu gündemlerin odağında, geçinmek için günden güne daha fazla ezilen milyonlarca işçinin haklı çığlığı duruyor.

Diyarbakırlı iplik işçileri, sermayenin sunduğu “bölgesel kalkınma” masallarına karnının tok olduğunu belirterek, insanca yaşayacak bir ücret ve adil çalışma koşulları talep ediyor. Emekçiler, borç sarmalından kurtulmak ve geleceğe güvenle bakmak için sendikalı ve güvenceli bir çalışma düzeninin şart olduğunun altını çiziyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yapımcı: eritir.com.tr