📝 582 kelime
🕐 Son Güncelleme: 17:22
Orta Doğu’da tansiyon bir an olsun düşmezken, İsrail ordusu Lübnan’ın güneyindeki işgal ve yıkım faaliyetlerine hız kesmeden devam ediyor. Lübnan resmi ajansından derlenen son bilgilere göre, İsrail askeri birlikleri ülkenin güney hatlarında bulunan yerleşim yerlerini ve sivil altyapıyı hedef almaya devam ediyor. Bölgedeki sivil halk büyük bir insani krizle karşı karşıya kalırken, uluslararası toplumun sessizliği ise tepki çekiyor.
Son olarak Sur kentinin Mansuri ve Mecdel Zun beldeleri arasındaki Meşaa bölgesinde yoğunlaşan çatışmalar ve yıkımlar, durumun vahametini gözler önüne serdi. İsrail güçlerinin bu bölgedeki bazı evleri ve stratejik altyapıyı yüksek tahrip gücüne sahip patlayıcı variller kullanarak havaya uçurduğu bildirildi. Bölgeye sevk edilen Merkava tipi ana muharebe tankları ve D9 tipi zırhlı buldozerler, sivil yerleşim alanlarında adeta taş üstünde taş bırakmıyor. Askeri araçların desteğiyle ilerleyen birlikler, bölgede evleri ablukaya alarak sivillerin güvenli bölgelere tahliyesini engelliyor.
Nebatiye ve Sur Hatlarında Yoğun Hava ve Topçu Ateşi
Sadece kara unsurlarıyla değil, havadan da yoğun bir baskı uygulayan İsrail ordusu, Sur ilçesine bağlı Mansuri beldesini topçu atışına tuttu. Aziye-Mansuri yol güzergahında uçuş gerçekleştiren insansız hava araçları (İHA) yola ses bombaları bırakarak bölgede panik yaratırken, sabah saatlerinden itibaren Sur semalarında keşif uçuşları aralıksız sürdü. Diğer yandan, Nebatiye kentine bağlı Ali et-Tahir Ormanı bölgesi savaş uçakları tarafından iki kez bombalandı. Bint Cubeyl ilçesinin Hadasa ve Vadi Beraşit beldelerinde de benzer şekilde kontrollü patlatmalar adı altında sivil yapıların imha edildiği kaydedildi.
Hasbaya ilçesindeki Helta Çiftliği’ne giren İsrail güçleri, bazı evleri kuşatma altına alarak bölge sakinlerinin evlerini terk etmesine izin vermedi. Uzmanlar, bu stratejinin bölgedeki demografik yapıyı değiştirmeyi ve kalıcı bir tampon bölge oluşturmayı amaçladığını belirtiyor. Yaşanan bu yıkım ve çatışma ortamı, tıpkı küresel piyasalardaki dalgalanmalar veya emtia piyasalarında Fed baskısı: altın ve petrol haftayı kayıpla kapattı haberlerinde olduğu gibi dünya ekonomisini ve enerji hatlarını da dolaylı yoldan tehdit ediyor. Yatırımcılar ve devletler bölgedeki jeopolitik risklerin artmasından ötürü endişeli günler geçiriyor.
4 Bin 400’den Fazla Kişi Hayatını Kaybetti
İsrail’in Lübnan’a yönelik kapsamlı saldırılarının başladığı 2 Mart tarihinden bu yana bilanço her geçen gün ağırlaşıyor. Birleşmiş Milletler (BM) raporlarına da yansıyan verilere göre, bugüne kadar 4 binden fazla Lübnanlı hayatını kaybetti, 12 binden fazla kişi ise yaralandı. Sınır bölgelerindeki yoğun bombardımanlar yüzünden 1 milyondan fazla sivil evini terk etmek zorunda kaldı ve ülke içinde yerinden edildi. İsrail güçlerinin Lübnan topraklarının güneyindeki işgalini derinleştirmesi, bölgede kalıcı bir barış ihtimalini her geçen gün zayıflatıyor.
Öte yandan, dünyadaki teknolojik gelişmeler ve günlük yaşamın akışı bu büyük trajediye rağmen devam ediyor. Örneğin, teknolojiseverler geleceğin trendlerini takip ederken, vatandaşlar ise 30 Ağustos Zafer Bayramı (bugün) toplu taşıma, ulaşım ücretsiz mi? Otobüs, metro, metrobüs, bedava mı? gibi yerel ve pratik soruların yanıtlarını arıyor. Ancak tüm bu gündelik koşturmacaların arka planında, Lübnan halkı tarihin en karanlık ve yıkıcı dönemlerinden birini yaşamaya devam ediyor. Uluslararası insan hakları örgütleri, İsrail’in sivil altyapıyı ve yerleşim yerlerini hedef alan bu saldırılarının savaş suçu teşkil ettiğini bir kez daha vurgulayarak acil ateşkes çağrısında bulundu.
Bölgedeki insani yardım kuruluşları, yerinden edilen ve kış şartlarıyla mücadele etmeye hazırlanan milyonlarca insan için acil yardım koridorlarının açılmasını talep ediyor. İsrail ordusunun ise geri çekilmek yerine saldırı alanlarını genişletme eğiliminde olması, önümüzdeki günlerde krizin daha da derinleşeceği endişelerini artırıyor.



