📝 438 kelime
🕐 Son Güncelleme: 01:12
Türkiye’nin basın ve ifade özgürlüğü gündeminde uzun süredir tartışılan dosyalardan biri olan ve meslektaşlarımızın cezaevinde geçirdiği 7 aylık belirsizlik dönemi nihayet bir aşamaya ulaştı. İstanbul merkezli olarak yürütülen ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran soruşturma kapsamında cezaevinde tutulan Etkin Haber Ajansı (ETHA) çalışanları Pınar Gayıp, Nadiye Gürbüz ve Elif Bayburt hakkında hazırlanan iddianameler mahkemeler tarafından kabul edildi. Gazetecilerin yargılanacağı ilk duruşma tarihleri de kesinleşti.
Olayın geçmişi, 3 Şubat tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde gerçekleştirilen operasyonlara dayanıyor. Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Sosyalist Kadın Meclisi (SKM), Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), ETHA, DİSK/Limter-İş, Polen Ekoloji ve BEKSAV gibi kurum ve yapıları hedef alan operasyonlarda, aralarında yüzü aşkın sivil toplum temsilcisi ve siyasetçinin bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alınmıştı. Bu operasyon dalgasında mesleklerini icra ederken gözaltına alınan ETHA muhabirleri ve çalışanları Nadiye Gürbüz, Pınar Gayıp ile Elif Bayburt çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.
Yargılama Süreci ve İlk Duruşma Tarihleri
Yaklaşık yedi aylık bir hazırlık ve tecrit sürecinin ardından savcılık makamı tarafından tamamlanan iddianameler, ilgili ağır ceza mahkemelerine gönderildi. Dosyaların incelenmesinin ardından mahkeme heyetleri duruşma takvimini belirledi. Buna göre; gazeteci Pınar Gayıp’ın hakim karşısına çıkacağı ilk duruşma 14 Eylül tarihinde 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Nadiye Gürbüz’ün yargılanmasına 15 Eylül’de 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlanacakken, Elif Bayburt ise 29 Eylül tarihinde 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak. Hukuk örgütleri ve meslek sendikaları, duruşma tarihlerinin yaklaşmasıyla birlikte adliye önünde dayanışma çağrılarını artırdı.
Öte yandan, Türkiye’deki medya ve ifade özgürlüğü tartışmaları sadece ulusal basınla sınırlı kalmayıp uluslararası alanda da yakından takip ediliyor. Tıpkı İspanya’da Göç Krizinde Hükümete Büyük Protesto haberinde görüldüğü gibi, demokratik haklar, ifade ve basın özgürlüğü gibi kritik toplumsal meseleler dünya genelinde kitleleri sokaklara ve meydanlara dökebiliyor. Benzer şekilde, dünyanın dört bir yanında teknolojik ve yapay zeka tabanlı gelişmeler de hız kesmeden sürüyor; örneğin G20 Ülkelerinden Küresel İnovasyon ve Yapay Zeka İçin Ortak Bildiri metinleri uluslararası diplomasi trafiğini şekillendiriyor. Ancak tüm bu küresel gelişmelerin gölgesinde, Türkiye’de gazetecilik faaliyetleri nedeniyle yaşanan tutukluluk halleri ve yargılamalar, iç politikadaki en temel insan hakları sorunları arasında yer almaya devam ediyor.
Medya meslek örgütleri, gazeteciliğin suç olmadığını ve halkın haber alma hakkının engellenemeyeceğini savunarak, tutuklu tüm basın emekçilerinin derhal serbest bırakılması yönündeki çağrılarını yineliyor. Eylül ayında görülecek duruşmalar, hem tutuklu gazeteciler hem de Türkiye’deki adalet sistemi ve basın özgürlüğü tablosu açısından kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor.



