⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 439
🕐 Son Güncelleme: 08.09.2026 08:58
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Türk istihbaratının kilit isimlerinden Kaşif Kozinoğlu’nun 2011 yılında Silivri Cezaevi’ndeki şüpheli ölümü, Adalet Bakanlığı talimatıyla yeniden soruşturuluyor.
- Soruşturma dosyasında, Kozinoğlu fenalaştığında alarmı kapatıp radyo sesini açan firari gardiyan ve ölüm öncesi istenen vitamin haplarına dair toksikoloji boşlukları öne çıkıyor.
- Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından yürütülen incelemeler, olayın arkasında FETÖ bağlantılı bir sabotaj ihtimalini güçlendiriyor.
Türk istihbarat tarihinin en gizemli figürlerinden biri olan eski MİT Asya Bölge Başmüşaviri Kaşif Kozinoğlu’nun, 2011 yılında Silivri Cezaevi’nde geçirdiği ani ölüm, aradan geçen 15 yıla rağmen gündemin merkezine oturdu. Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından yeniden ele alınan dosya, suikast iddialarını destekleyen yeni bulgularla derinleştiriliyor.
Alarmı Susturan Radyo Sesi: Bir İhmal mi, Sabotaj mı?
Soruşturma dosyasındaki en çarpıcı detay, Kozinoğlu’nun fenalaştığı dakikalara ait güvenlik kamerası kayıtlarında gizli. Kozinoğlu yere yığıldığında koğuş arkadaşları acil durum butonuna basarak yardım çağrısında bulundu. Ancak o dönem özel görevle koğuşa atanan infaz koruma memuru Ferhat Veysi Gül’ün, alarmı kapatıp müdahale etmek yerine odadaki radyonun sesini sonuna kadar açtığı tespit edildi. Telsiz ağını ve yardım çığlıklarını müzik sesiyle boğan Gül’ün, kritik dakikaların kaybedilmesine yol açtığı belirlendi. Şüpheli gardiyanın 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yurt dışına, Fransa’ya kaçtığı bilgisi ise olayın FETÖ bağlantısını güçlendiriyor.
Dünya gündemindeki gerilimler ve iç siyasetteki hareketlilik sürerken, İsrail’de yaşanan siyasi deprem gibi olaylar kamuoyunu meşgul etse de, Kozinoğlu dosyası devletin derin hafızasında unutulmayacak bir iz bırakıyor.
İki Büyük Şüphe: Vitamin Hapları ve Gizemli E-posta
Savcılığın radarındaki en önemli iki şüphe, ölümün üzerindeki perdeyi aralamaya aday. İlk olarak, Kozinoğlu’nun fenalaşmadan hemen önce cezaevi yönetiminden ısrarla talep ettiği ancak içeriği hiçbir zaman tam olarak aydınlatılamayan vitamin hapları dikkat çekiyor. Hukukçular, ilk otopsi sürecinde bu haplara yönelik kapsamlı bir toksikolojik inceleme yapılmamasının büyük bir adli zafiyet olduğunu vurguluyor.
İkinci kritik detay ise ölümün hemen ardından bir avukata ulaşan gizemli bir e-posta. O dönem cezaevinde bulunan bir gizli tanık, Kozinoğlu’nun kalp krizinden ölmediğine dair ihbarda bulunmuş ancak bu bilgi o tarihte güvenlik gerekçesiyle sümen altı edilmişti. Bu süreçte yaşananlar, tıpkı İran ve ABD arasındaki gerilim gibi, arka planda yürütülen operasyonel bir oyunun parçası mıydı? Soruşturma, tüm bu sorulara yanıt arıyor.
“Hiçbir Dosya Unutulmayacak”
Adalet Bakanı Akın Gürlek, dosyanın yeniden açılmasıyla ilgili yaptığı açıklamada, “Hiçbir dosyanın unutulmasına müsaade etmeyeceğiz” diyerek kararlılık mesajı verdi. Kozinoğlu’nun kız kardeşi Fügen Bıçaklıoğlu ile yaptığı son görüşmede “kırık kalp sendromu” yaşadığını ve ölümden döndüğünü belirtmesi, ailenin suikast şüphesini her zaman canlı tutmasına neden olmuştu. Günümüzde teknolojinin imkanları ile yapay zeka destekli analizler, 15 yıl önceki bu karanlık olayın aydınlatılmasında savcılığın en büyük yardımcısı olacak.



