⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 339
🕐 Son Güncelleme: 08.09.2026 02:12
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Türkiye’de 2017 yılında hayata geçirilen tek adam rejimi, aradan geçen sekiz yılın ardından iktidar kanadında da ciddi rahatsızlıklara yol açtı.
- Yüzde 50+1 sisteminin getirdiği zorunluluklar ve ekonomik kriz, küçük partilerle dahi ittifak kurulmasını zorunlu kıldı; bu durum parti aidiyetlerini sarstı.
- Siyasette yaşanan bu curcuna ve oy erimesi nedeniyle iktidar cephesinde seçim yasası değişiklikleri için yeni formüller aranmaya başlandı.
Tek Adam Rejiminde Beklenen Evdeki Hesap Saray’a Uymadı
Türkiye’nin siyasi tarihinde yapısal dönüm noktalarından biri olan 2017 referandumuyla kabul edilen yeni rejim, aradan geçen 8 yılın ardından kurucularını ve en büyük destekçilerini de rahatsız etmeye başladı. Rejim değişikliğinin ilk yıllarında “Türkiye uçacak” sloganlarıyla tam destek veren iktidar kanadındaki aktörler, şimdilerde kapalı kapılar ardında değil, açık açık sistemin Türk siyasetinin DNA’sını bozduğunu dile getiriyor.
Hatırlanacağı üzere, o dönemde MHP liderinin “Cumhurbaşkanı Anayasa’ya uymuyor, biz Anayasa’yı Cumhurbaşkanı’na uyduralım” çıkışıyla şekillenen bu süreç, “tek parti yetmez, ülke şirket gibi yönetilmeli” anlayışıyla inşa edilmişti. Ancak aradan geçen zaman, Saray’da yapılan evdeki hesabın çarşıya uymadığını açıkça gözler önüne serdi.
Siyaset Curcuna İttifaklarına Döndü: Yüzde 0.1 Bile Değerli
Tek adam rejiminin getirdiği yüzde 50+1 şartı, iktidar bloğunu oylarındaki erimeyi durdurabilmek adına olağandışı ittifaklar kurmaya zorladı. Son seçimlerde geçmişte bir araya gelmesi imkansız görülen yapılarla yapılan ortaklıklar, parti programlarını ve ideolojik aidiyetleri rafa kaldırdı. Siyaset adeta bir “curcuna ittifakları savaşına” dönüşürken, yüzde 1’lik hatta yüzde 0.1’lik partiler bile kilit rol oynamaya başladı.
Bu durum, tıpkı ekonomide yaşanan çalkantılar gibi toplumsal ve siyasi hayatta da derin krizleri tetikledi. Konuyla ilgili uzmanların ve siyaset bilimcilerin yaptığı değerlendirmeler, tıpkı eğitim sisteminin en büyük sorunu tartışmalarında olduğu gibi, köklü yapısal reformların artık kaçınılmaz olduğunu gösteriyor.
Seçim Yaklaşırken Yeni Formül Arayışları
Sistemin getirdiği tıkanıklıklar sadece muhalefeti değil, doğrudan rejimi kurgulayan kadroları da endişelendiriyor. Milletvekili, belediye başkanı ve meclis üyesi transferlerinin “sistemin olmazsa olmazı” haline gelmesi, partililik bilincini tamamen zedeledi. Dünyadaki ve bölgedeki stratejik gelişmeler, tıpkı Almanya seçimlerinde AfD depremi gibi küresel ölçekteki siyasi kırılmaların ülkemizde de yankı bulmasına neden oluyor. Gelinen noktada, iktidara yakın isimlerin dahi “Bu rejim böyle yürümez” diyerek seçim yasasında yeni değişiklik yolları araması dikkat çekiyor.



