⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 410
🕐 Son Güncelleme: 08.09.2026 14:05
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Ege Geriatri Derneği Başkanı Mevlüt Ülgen, İzmir’de yaptığı açıklamalarda yaşlı bakım ve sağlık sorunlarının her geçen gün daha da derinleştiğine dikkat çekti.
- Ülgen, artan yaşlı yoksulluğunun yanı sıra bakım yükünün aileye ve özellikle kadınlara yıkıldığını, dikey mimarinin ise yaşlıları sosyal hayattan kopardığını belirtti.
- Uzmanlar, kapitalist sağlık sisteminin yaşlıların temel sağlık haklarına erişimini kısıtladığını ve “yaşlı dostu kent” söylemlerinin pratikte karşılık bulmadığını ifade ediyor.
Türkiye genelinde ve özellikle büyükşehirlerde nüfus hızla yaşlanırken, yaşlı bakım krizi ve sağlık sorunları ülkenin en kritik gündem maddelerinden biri haline gelmeye devam ediyor. Doğurganlık hız hızla düşerken toplumun yaşlanma hızı artıyor; ancak buna paralel olarak kamusal sosyal devlet politikaları yetersiz kalıyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Ege Geriatri Derneği Başkanı Psikolog Mevlüt Ülgen, mevcut tablonun bireylerin en temel haklarını tehdit ettiğini vurguladı.
İzmir’de gerçekleştirilen değerlendirmelerde, yaşlılık döneminin yalnızlaşma, biyolojik ve sosyolojik değişimlerin kesiştiği psikososyal bir gerçeklik olduğu yinelendi. Bireylerin emeklilik, ekonomik kısıtlılıklar ve fiziksel engeller nedeniyle toplumdan soyutlanması, literatürde “ilişki koparma teorisi” ile açıklanıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre 65 yaş ve üzeri yaşlılık dönemi başlangıcı kabul edilirken, bu kitlenin yaşam koşullarının iyileştirilmesi aciliyet arz ediyor.
Dikey Mimari ve Sosyal İzolasyon
Geleneksel aile yapılarına yapılan nostaljik atıfların gerçeği yansıtmadığını belirten Psikolog Mevlüt Ülgen, bakım yükünün tamamen aileye ve aile içindeki kadınlara bırakıldığını ifade etti. Mega kentler, gökdelenler ve dikey mimari odaklı kentsel dönüşüm projelerinin yaşlıları sokaktan ve sosyal hayattan kopardığını dile getiren Ülgen, şu tespitlerde bulundu: “Dikey mimari uğruna yok edilen mahalleler, yaşlı dostu kent söylemleriyle taban tabana zıt bir yaşam düzeni ortaya çıkarıyor. Sokaklar, binalar ve caddeler yaşlı bireylerin erişimine uygun tasarlanmıyor.”
Ülke genelindeki bu yapısal sorunlar tıpkı Hindistan’da 72 yıllık tarihi tapınak erozyon kurbanı oldu! haberinde olduğu gibi, kültürel ve toplumsal hafızanın da yavaş yavaş erimesine yol açıyor. Yaşlıların kent hafızasından koparılması, toplumsal dayanışma ağlarını da zayıflatıyor.
Kapitalist Sağlık Sistemi ve Yaşlı Yoksulluğu
Sağlık sektörünün kapitalist sistemin en kârlı alanlarından biri haline gelmesinin, yaşlı yoksulluğu ile birleştiğinde ölümcül sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekildi. Sağlıklı yaşam hakkının ticari bir meta haline getirilmesi, sosyal güvencesi yetersiz olan yaşlı vatandaşların nitelikli sağlık hizmetine erişimini imkansızlaştırıyor. Uzmanlar, yerel ve merkezi yönetimlerin bu duruma acilen müdahale etmesi gerektiğini savunuyor.
Öte yandan, gündemdeki diğer ekonomik ve sosyal gelişmeler yakından takip edilirken, tıpkı THY, Liverpool’un Ana Partneri Oluyor: 17 Yıllık Devrim! haberinde olduğu gibi büyük ölçekli kurumsal vizyonların, dezavantajlı grupların yaşam kalitesini artıracak sosyal sorumluluk projeleriyle desteklenmesi gerektiği ifade ediliyor.
Sonuç olarak; yaşlı bakımının yalnızca bireylerin ya da ailelerin sırtına yüklenemeyecek kadar kamusal bir sorumluluk olduğu gerçeği, bir kez daha tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriliyor.



