⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 404
🕐 Son Güncelleme: 11.09.2026 12:09
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- 29 Mayıs 2010 tarihinde Siirt’in Pervari ilçesinde arazi anlaşmazlığı nedeniyle çıkan silahlı kavgada Remzi Sevinç hayatını kaybetmiş, iki kişi yaralanmıştı.
- Müebbet hapis cezası alan Hasan V. ve Abit U. için yapılan itirazlar yıllarca reddedilmiş, ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulu yeni keşif raporuyla hükmü bozmuştur.
- Yeniden görülen davada, olay yerinde yapılan detaylı keşif incelemesi sonucunda sanıklar beraat ederek özgürlüklerine kavuştu.
Türkiye’nin hukuk gündemine oturan olay, 29 Mayıs 2010 tarihinde Siirt’in Pervari ilçesine bağlı Belenoluk ve Düğüncüler köyü sakinleri arasında yaşanan trajik bir arazi kavgasıyla başladı. Remzi Sevinç’in (37) hayatını kaybettiği ve iki kişinin de yaralandığı silahlı çatışma sonrasında başlatılan soruşturma süreci, yaklaşık 16 yıl süren bir hukuk mücadelesine dönüştü.
Yıllar Süren Hukuk Mücadelesi ve Müebbet Kararı
Olayın ardından tutuklanan Hasan V. ve Abit U. hakkında “kasten öldürme” suçlamasıyla Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Yıllarca süren yargılama neticesinde, 18 Nisan 2018 tarihinde mahkeme heyeti sanıklar hakkında müebbet hapis cezasına hükmetti. Karar, yerel mahkemenin ardından Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından da onanarak kesinleşmiş gibi görünüyordu.
Ancak sanık avukatlarının ısrarlı itirazları ve yeni delil talepleri, dosyanın seyrini tamamen değiştirdi. Tıpkı güncel olaylarda olduğu gibi, Şişli’deki çöp konteyneri cinayetinde karar örneğinde olduğu gibi, yargı süreçlerinde maddi gerçeğe ulaşmak bazen on yıllar sürebiliyor. Sanık avukatları, olay yerindeki fiziksel koşulların ve atış mesafelerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunarak Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na başvurdu.
Yargıtay’dan Tarihi Bozma Kararı
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 25 Şubat 2026 tarihinde dosyayı inceleyerek yerel mahkemenin kararını bozdu. Bozma gerekçesinde, olay yerinde yapılacak yeni bir keşfin, sanıkların savunmalarını destekleyebileceği vurgulandı. Yeniden yapılan keşif ve bilirkişi incelemeleri sonucunda, sanıkların ateş açtığına dair somut ve şüpheye yer bırakmayacak bir delil bulunamadığı kanaatine varıldı.
Hukuk dünyasında sıkça tartışılan bu tür süreçler, delillerin yeniden değerlendirilmesinin önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Tıpkı Madran Dağı’ndaki ekoloji mücadelesine yargı engel haberinde olduğu gibi, adalet sisteminin her aşamasında hak arama özgürlüğü, sanıkların beraatinde belirleyici rol oynadı.
Beraatle Sonuçlanan Süreç
Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay’ın bozma ilamına uyarak dosyayı yeniden ele aldı. Yapılan son duruşmada, mevcut delillerin “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Mahkeme heyeti, Hasan V. ve Abit U.’nun beraatine karar vererek, 10 yılı aşkın süredir devam eden tutukluluk hallerinin sona erdirilmesine hükmetti.
Bu karar, bölgedeki arazi anlaşmazlıklarının yarattığı gerginliklerin hukuki yollarla çözülmesi adına önemli bir emsal teşkil ediyor. Ancak bu süreçte yaşanan 10 yıllık hapis süresi, hukuk sistemindeki “geç gelen adalet” tartışmalarını da beraberinde getirdi.



