⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 413
🕐 Son Güncelleme: 11.09.2026 11:58
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İstanbul Şişli’de 23 Ocak tarihinde çöp konteynerinde bulunan iki kadına ait cesetlerle ilgili yürütülen dava sonuçlandı.
- Tutuklu sanıklar Gofurjon Kamalkhodjaev ve Dılshod Turdımurotov, “tasarlayarak canavarca hisle öldürme” suçundan yargılandı.
- Mahkeme heyeti, her iki sanığı da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırarak dosyayı karara bağladı.
İstanbul’un Şişli ilçesinde geçtiğimiz Ocak ayında yaşanan ve kamuoyunda büyük infial yaratan çöp konteyneri cinayeti davasında sona gelindi. İstanbul Anadolu 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında, vahşi cinayetin failleri olan Gofurjon Kamalkhodjaev ve Dılshod Turdımurotov hakkında hüküm verildi.
Olayın Geçmişi ve Soruşturma Süreci
23 Ocak 2026 tarihinde Şişli’de bir çöp konteynerinde poşetlere sarılı halde bulunan cansız bedenler, bölgede korku dolu anların yaşanmasına neden olmuştu. Yapılan detaylı incelemeler sonucunda cesetlerin Özbekistan uyruklu Durdona Khakımova ve Sayyora Ergashaliyeva’ya ait olduğu belirlenmişti. Olayın ardından geniş çaplı bir soruşturma başlatan emniyet güçleri, şüphelilerin kaçış rotasını tespit ederek iki ismi İstanbul Havalimanı’nda yurt dışına kaçmaya çalışırken kıskıvrak yakalamıştı.
Gündemin yoğunluğu arasında İstanbul’da seçim süreci ve siyasi gelişmeler dikkatle takip edilirken, adliye koridorlarında ise bu vahşi cinayetin yankıları sürüyordu. Sanıkların yakalanmasıyla birlikte başlayan yargı sürecinde, cinayetlerin arka planındaki detaylar da gün yüzüne çıktı.
Mahkemede “Namus” Savunması
Duruşma boyunca sanıklar birbirlerini suçlayan ve “namus” gerekçesine dayandırdıkları çelişkili ifadeler verdiler. Gofurjon Kamalkhodjaev, maktul Sayyora Ergashaliyeva’yı kendisini aldattığı gerekçesiyle öldürdüğünü öne sürerken, diğer maktul Durdona Khakımova ile bir bağlantısı olmadığını iddia etti. Dılshod Turdımurotov ise Durdona Khakımova’yı öldürdüğünü itiraf ederek, cesedi parçalama sebebini “korku” olarak açıkladı.
Hukuki süreçte yaşanan bir diğer dikkat çekici nokta ise müşteki sıfatıyla dinlenmek isteyenlerin durumu oldu. Mahkeme başkanı, resmi nikahı bulunmayan kişilerin dini nikah üzerinden müşteki sıfatı kazanma çabalarına tepki göstererek, hukuki süreçlerin ciddiyetine vurgu yaptı. Toplumda zaman zaman usulsüzlük iddiaları ve etik dışı davranışlarla ilgili haberler gündeme gelse de, mahkemeler bu tür durumlarda net duruşunu korumaya devam ediyor.
Karar: Ağırlaştırılmış Müebbet
Cumhuriyet savcısının mütalaasında, sanıkların işledikleri suçun “tasarlayarak canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme” kapsamında olduğu vurgulandı. Mahkeme heyeti, sanıkların savunmalarını inandırıcı bulmayarak her iki sanık için de 2’şer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmetti. Ayrıca sanıkların “konutta hırsızlık” suçundan da ayrıca cezalandırılmalarına karar verildi.
Bu karar, Türkiye’de kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda adaletin tecellisi açısından önemli bir emsal teşkil ediyor. Benzer şekilde, hukuki soruşturmalar toplumun güven duygusunu tazeleyen en kritik mekanizmalar olmaya devam ediyor.



