⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 378
🕐 Son Güncelleme: 11.09.2026 13:17
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Yuval Abraham ve Rachel Szor’un yönettiği NAZA belgeseli, 83. Venedik Uluslararası Film Festivali’nde dünya prömiyerini gerçekleştirdi.
- Belgesel, İsrail ordusunun Gazze’deki saldırılarda yapay zekayı nasıl kullandığını ve sivil ölümlerini nasıl kolaylaştırdığını 24 istihbarat subayının tanıklığıyla gözler önüne seriyor.
- Gösterim sonunda 25 dakika boyunca ayakta alkışlanan yapım, festival tarihinin en uzun süreli alkış rekorlarından birine imza attı.
İtalya’nın ev sahipliğinde düzenlenen 83. Venedik Uluslararası Film Festivali, dünya sinemasının en prestijli buluşmalarından biri olmaya devam ederken, bu yıl festivale damgasını vuran yapım Gazze’deki insani trajediyi mercek altına alan NAZA belgeseli oldu. Oscar ödüllü İsrailli film yapımcıları Yuval Abraham ve Rachel Szor tarafından hazırlanan belgesel, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki operasyonel stratejilerini ve teknolojik altyapısını sarsıcı bir dille beyaz perdeye taşıdı.
Yapay Zeka Destekli Katliamın Anatomisi
Yaklaşık 80 dakika süren ve izleyicileri derinden etkileyen NAZA, çoğunluğu İsrail ordusunda görev yapmış veya yapmakta olan 24 istihbarat subayı ile gerçekleştirilen röportajlara dayanıyor. Belgeselin en çarpıcı yönü, İsrail’in Gazze’deki sivil kayıpları artırma pahasına uyguladığı “yapay zeka destekli hedefleme” sistemlerini detaylandırmasıdır. Tıpkı günümüzde Anthropic’in itiraf ettiği yapay zeka silah kullanımı gibi, NAZA da teknolojinin etik dışı bir şekilde nasıl bir yok etme aracına dönüştürüldüğünü somut verilerle ortaya koyuyor.
Festival izleyicileri, belgeselin bitişiyle birlikte salonu terk etmek yerine 25 dakika boyunca ayakta alkışlayarak yapımcıların cesur anlatısına destek verdi. Bu alkış tufanı, sadece sanatsal bir başarıyı değil, aynı zamanda Gazze’de yaşanan soykırıma yönelik küresel vicdanın bir dışavurumu olarak yorumlandı.
Küresel Vicdanın Sesi
Dünya genelinde ekonomi ve teknoloji dünyasında yaşanan değişimler, ABD enflasyon verilerinin piyasalara etkisi gibi farklı dinamiklerle takip edilirken, NAZA belgeseli insan hakları ve teknoloji etiği konusunda yeni bir tartışma başlattı. Yapımcıların, kendi ülkelerinin askeri pratiklerini bu denli şeffaf ve sert bir dille eleştirmesi, sinema dünyasında nadir görülen bir cesaret örneği olarak nitelendiriliyor.
Öte yandan, bölgedeki gerilim sadece ekranlara yansımıyor; Uganda’da Türk vatandaşlarına yönelik tehditler gibi uluslararası krizler, küresel istikrarın ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gösteriyor. NAZA, bu kaotik dünya düzeninde yapay zekanın “karar verici” mekanizmalara dahil edilmesinin yarattığı felaketi, hiçbir sansüre uğramadan gözler önüne sererek tarihe not düşüyor.
NAZA belgeselinin önümüzdeki dönemde birçok uluslararası festivalde daha gösterilmesi ve İsrail’in askeri operasyonlarında teknoloji kullanımına dair küresel çapta bir soruşturma dalgası başlatması bekleniyor.



