⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 424
🕐 Son Güncelleme: 14.09.2026 14:46
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi, 27 Ekim’deki meclis seçimlerinde Arap partilerinin aday olmasını engellemek için yasal süreç başlattı.
- İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden Ortak Liste, bu girişimi “ırkçı ve çürümüş bir hamle” olarak nitelendirerek sert bir dille eleştirdi.
- Anketlerde rakibi Gadi Eisenkot’un gerisinde kalan Netanyahu’nun, iktidarını korumak için bu hamleyi bir seçim stratejisi olarak kullandığı değerlendiriliyor.
İsrail siyaseti, 27 Ekim tarihinde gerçekleştirilecek olan meclis seçimleri öncesinde oldukça gergin bir sürece girmiş durumda. Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi, anketlerde kilit rol oynayan İsrail vatandaşı Filistinli partilerin seçime katılımını engellemek amacıyla resmi bir başvuru yapacağını duyurdu. Bu hamle, ülkedeki siyasi kutuplaşmayı tırmandırırken, muhalefet kanadından da “faşist bir girişim” tepkisi yükseldi.
“Irkçı ve Çürümüş Bir Hamle”
Hadaş, Ta’al ve Balad partilerinden oluşan Ortak Liste, Likud’un bu girişimini sert bir dille reddetti. Yapılan açıklamada, Likud’un halkın güvenini yitirmiş bir yapı olduğu vurgulanarak, “Suç ailesi olarak anılan bir oluşumun, demokratik bir süreci engellemeye çalışması, mevcut iktidarın ne kadar çürümüş olduğunu kanıtlıyor” ifadeleri kullanıldı. Siyasi analistler, Netanyahu’nun seçimi kaybetme korkusuyla demokratik mekanizmaları manipüle etmeye çalıştığını savunuyor.
Dünya siyasetinde benzer gerilimler yaşanırken, Birleşik Krallık’ta yaşanan bölgesel krizler gibi İsrail’deki bu durum da küresel ölçekte yakından takip ediliyor. Netanyahu hükümetinin, seçimleri kazanmak adına Ben Gvir ve Smotrich gibi aşırı sağcı ortaklarıyla birlikte yürüttüğü strateji, ülkenin iç barışını tehlikeye atıyor.
Seçim Dengeleri ve Eisenkot Faktörü
Son kamuoyu araştırmaları, Netanyahu ile rakibi Gadi Eisenkot arasındaki rekabetin başa baş gittiğini gösteriyor. Bazı anketlerde Eisenkot liderliğindeki Yashar Partisi’nin Likud’un önünde yer alması, Netanyahu’yu radikal kararlar almaya itiyor. Hatırlanacağı üzere, uluslararası arenada Türkiye’nin dış politikadaki duruşu da sıkça gündeme gelmekte; örneğin Dışişleri’nden Yunanistan’a gelen sert tepkiler, bölgedeki diplomatik restleşmelerin bir yansıması olarak görülüyor.
Öte yandan, Mansur Abbas liderliğindeki Birleşik Arap Listesi (Raam) ise henüz resmi bir açıklama yapmadı. Raam, daha önce İsrail tarihinde koalisyon hükümetine katılan ilk Arap listesi olma unvanını kazanmıştı. Ancak mevcut siyasi iklimde, bu tür ittifakların geleceği belirsizliğini koruyor.
Netanyahu Hükümeti İçin Kritik Dönemeç
Netanyahu’nun bu hamlesi, sadece seçim sonuçlarını değil, aynı zamanda İsrail demokrasisinin geleceğini de tartışmaya açıyor. “Hiçbir kışkırtma kampanyası bizi durduramaz” diyen Arap partileri, Netanyahu-Ben Gvir-Smotrich hükümetini devirme konusundaki kararlılıklarını sürdürüyor. Seçim gününe yaklaştıkça, bu hukuki ve siyasi mücadelenin daha da sertleşmesi bekleniyor.
Siyasi gelişmelerin yanı sıra, Türkiye’nin teknolojik atılımları gibi Türkiye’nin Ay yolculuğu gibi vizyoner projeler dünya gündeminde farklı bir yer tutarken, Orta Doğu’daki bu seçim süreci ise daha çok istikrarsızlık ve çatışma odaklı ilerliyor.



