⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 405
🕐 Son Güncelleme: 14.09.2026 11:12
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Venedik Film Festivali’nde “Jüri Özel Ödülü” kazanan “NAZA” adlı belgesel, İsrail ordusunun Gazze’deki sivil kayıplara bakışını konu alıyor.
- İsrail Kültür Bakanı Miki Zohar, filmi “iğrenç” olarak nitelendirerek yönetmenlerin vatandaşlığının iptal edilmesi için çalışma başlatacağını duyurdu.
- Belgesel, İsrailli askeri istihbarat görevlileriyle yapılan röportajlar üzerinden “tali zarar” kavramını ve sivil ölümlerini detaylıca inceliyor.
Dünya sinemasının en prestijli etkinliklerinden biri olan Venedik Film Festivali, bu yıl oldukça sarsıcı bir belgeselle gündemin merkezine oturdu. İsrailli yönetmenler Yuval Abraham ve Rachel Szor tarafından çekilen ve Gazze’deki askeri operasyonları mercek altına alan NAZA isimli belgesel, festivalde “Jüri Özel Ödülü”ne layık görüldü. Ancak filmin başarısı, İsrail hükümetinde büyük bir diplomatik ve siyasi krizi tetikledi.
“Tali Zarar” Kavramının Anatomisi
80 dakikalık bu çarpıcı belgesel, ismini İsrail Silahlı Kuvvetleri’nin Gazze’deki hava saldırılarında hayatını kaybeden sivilleri tanımlamak için kullandığı “Nezek Agavi” (tali zarar) kısaltmasından alıyor. Film, Tel Aviv’in çatılarında gizlice gerçekleştirilen çekimler ve 24 eski istihbarat görevlisi, asker ve ihbarcı ile yapılan röportajlarla, sistemin işleyişini gözler önüne seriyor. Belgesel, sivil ölümlerin nasıl “stratejik birer veri” haline getirildiğini sorgularken, siyasi tartışmaların odağına yerleşti.
Bakan Zohar: “Devlete İhanet”
Ödül töreninin ardından İsrail Kültür Bakanı Miki Zohar, sosyal medya platformu X üzerinden sert bir açıklama yayınladı. Zohar, filmi “iğrenç” olarak tanımlarken, yönetmenlerin İsrail vatandaşlığının iptal edilmesi için yasal süreç başlatacağını belirtti. Bakan Zohar, “Alkış uğruna tüm dünyadaki antisemitlerin önünde kendi vatanına zarar vermeye hazır olan yaratıcılarda yanan öz nefret akıl almaz ve devlete ihanet anlamına geliyor,” ifadelerini kullandı.
İsrail hükümetinin bu çıkışı, sanat ve ifade özgürlüğü tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Benzer şekilde, toplumsal düzenlemeler ve devlet politikaları üzerine yapılan tartışmalar, bugünlerde sadece Türkiye’de değil, küresel ölçekte de yakından takip ediliyor. Özellikle genç kuşak yaratıcıların, devletin resmi ideolojisiyle ters düşen yapımları nedeniyle hedef gösterilmesi, uluslararası sinema çevrelerinde ciddi bir endişe kaynağı oluşturuyor.
Kültürel Reform ve Baskı İddiaları
Bakan Zohar, açıklamasında sinema sektöründe yaptığı reformlara atıfta bulunarak, İsrail vatandaşlarının kendi vergileriyle “devlete zarar veren” filmlerin finanse edilmesine izin vermeyeceğini savundu. Ancak eleştirmenler, bu durumun bir “sansür mekanizması” olduğunu ve İsrail’in demokratik değerlerini derinden sarstığını iddia ediyor. Kamuoyunda büyük yankı uyandıran bu gelişme, yönetmenlerin gelecekteki hukuki durumu ve İsrail’in kültürel dışa açılımı açısından belirleyici bir dönemeç olarak kabul ediliyor.
Şu an için İsrail hükümetinin vatandaşlık iptali konusunda atacağı somut adımlar merakla beklenirken, sinema dünyası bu iki yönetmenin yanında durmaya devam ediyor.



