⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 455
🕐 Son Güncelleme: 16.09.2026 08:47
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Yunan Uluslararası İlişkiler Profesörü Sotiris Serbos, Türkiye’nin değişen küresel dengelerle birlikte diplomatik hareket alanını genişlettiğini belirtti.
- 2025 sonrası dünya düzeninde, ABD ve Avrupa’nın stratejik önceliklerinin Türkiye’nin savunma sanayii ve bölgesel rolünü daha kritik hale getirdiği vurgulandı.
- Atina’nın, Türkiye’nin artan stratejik ağırlığına karşı sadece kriz odaklı değil, uzun vadeli ve aktif bir dış politika stratejisi geliştirmesi gerektiği ifade edildi.
Uluslararası ilişkiler arenasında dengeler sessizce değişirken, Türkiye’nin jeopolitik konumu ve diplomatik ağırlığı dünya başkentlerinde yakından takip ediliyor. Yunanistan’ın önde gelen isimlerinden Uluslararası İlişkiler Profesörü Sotiris Serbos, Atina merkezli Realfm 97.8 kanalında yaptığı değerlendirmelerle, Türkiye’nin bölgedeki yükselen etkisini gözler önüne serdi. Serbos’un açıklamaları, Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı izlediği geleneksel politikaların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğine dair bir “itiraf” niteliği taşıyor.
2025 Sonrası Yeni Dönem: Fırsatlar Kapıda
Sotiris Serbos, Türkiye-Yunanistan ilişkilerinin 2023 ve 2024 yıllarında Batı ile uyumlu ancak temkinli bir çizgide ilerlediğini, ancak 2025 itibarıyla tablonun tamamen değiştiğini belirtti. Yeni ABD yönetimi ve Donald Trump’ın stratejik öncelikleri ile Avrupa’nın Ukrayna savaşı sonrası güvenlik arayışları, Ankara’nın elini güçlendiren temel unsurlar haline geldi. Bu süreçte Ege’de Türk komando gücü ve savunma sanayii kapasitesinin Avrupa için vazgeçilmez bir değer kazandığını vurgulayan Serbos, Türkiye’nin bu durumu kendi lehine çevirmeyi başardığını ifade etti.
Stratejik Bir “Hareket Alanı” Genişlemesi
Serbos, Ankara’nın artık uluslararası gelişmelere çok daha özgüvenli yaklaştığını ve küresel rolünü artırmak için daha geniş bir hareket alanına sahip olduğunu belirtti. Özellikle NATO Zirvesi’nde sergilenen duruşun, Türkiye’nin diplomatik açıdan “güçlü bir konumda” olduğunun somut bir kanıtı olduğunu savundu. Türkiye’nin artan etkisi, sadece bölgesel bir güç olarak değil, küresel krizlerin çözümünde kilit bir aktör olarak tanımlanıyor.
Öte yandan, ekonomi ve iç politika gündemi de dünya genelinde yakından izleniyor. Tıpkı küresel piyasalardaki hareketlilik gibi, Türkiye’nin iç dinamikleri de merak konusu olmaya devam ediyor. Örneğin, piyasalardaki değişimler altın fiyatlarında kritik gün yaşanmasına neden olurken, siyasi arenadaki gelişmeler de kamuoyunun odağında yer alıyor. CHP kurultay davasında kritik duruşma gibi iç gündem maddeleri, Türkiye’nin genel istikrarı açısından önemini koruyor.
Atina İçin Stratejik Uyarı
Deniz altı kablo projeleri ve kıta sahanlığı tartışmalarına da değinen Serbos, Yunan kamuoyunun olaya bakış açısını eleştirdi. Bölgenin hukuki statüsünün, sadece sondaj faaliyetleri üzerinden okunmaması gerektiğini belirten profesör, Yunanistan’ın Türkiye’yi sadece “krizler üzerinden” değerlendirmesinin bir hata olduğunu belirtti. Serbos, Atina’ya çağrıda bulunarak, uzun vadeli, proaktif ve gerçekçi bir dış politika stratejisi oluşturulması gerektiğini savundu.
Sonuç olarak, Türkiye’nin savunma sanayiindeki atılımları ve diplomatik manevra kabiliyeti, komşu ülkelerin stratejik hesaplarını kökten değiştirmiş durumda. “Türkiye yanlış yolda değil, aksine rüzgarı arkasına aldı” mesajını veren Serbos’un bu analizi, önümüzdeki dönemde Ege ve Doğu Akdeniz’deki diplomatik trafiğin daha da hızlanacağını gösteriyor.



