Teknoloji

Nurullah Er: Çalışan Deneyimi Sadece Teknolojiden İbaret Değildir

Turkcell Çalışan Deneyimi Direktörü Nurullah Er, New HR Summit 2026'da çalışan deneyiminin insani boyutunu ve teknolojinin rolünü çarpıcı örneklerle açıkladı.

OKUMA AYARLARI
Nurullah Er: Çalışan Deneyimi Sadece Teknolojiden İbaret Değildir
Nurullah Er: Çalışan Deneyimi Sadece Teknolojiden İbaret Değildir
📍 Konum: İstanbul, Türkiye
⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 420
🕐 Son Güncelleme: 23.09.2026 13:10

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • Turkcell Çalışan Deneyimi Direktörü Nurullah Er, New HR Summit 2026 kapsamında “Çalışan Deneyiminin Kalbine Yolculuk” başlıklı bir konuşma yaptı.
  • Er, çalışan deneyiminin sadece dijital araçlar veya anketlerden ibaret olmadığını; temelinde davranış bilimi ve duygusal bağın yattığını vurguladı.
  • Uzman isim, teknolojinin bir amaç değil bir destek aracı olduğunu belirterek, kurumların çalışanlarına değer verdiğini hissettirmesi gerektiğini ifade etti.

Türkiye’nin insan kaynakları dünyasındaki en prestijli buluşmalarından biri olan New HR Summit 2026, sektör profesyonellerini ağırlamaya devam ediyor. Konferansın en dikkat çekici oturumlarından birine, Turkcell Çalışan Deneyimi Direktörü Nurullah Er imza attı. “Çalışan Deneyiminin Kalbine Yolculuk” başlıklı sunumuyla sahneye çıkan Er, modern iş dünyasında “çalışan deneyimi” kavramının yanlış anlaşılan yönlerine ışık tuttu.

Teknoloji Bir Amaç Değil, Destekleyici Bir Araçtır

Konuşmasına çalışan deneyiminin sadece kullanılan sistemler veya dijitalleşme süreçleri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizerek başlayan Nurullah Er, teknolojinin bu süreçte kritik bir öneme sahip olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını belirtti. Günümüzde şirketlerin yapay zeka ve yeni teknolojiler ile operasyonel verimliliği artırdığını ancak duygusal boyutu göz ardı etmemeleri gerektiğini ifade etti.

Er, “Teknolojiyi bir amaç değil, çalışan deneyimini destekleyen bir araç olarak görmeliyiz. Kağıt üzerinde tasarlanan İK süreçlerinin, çalışanın zihninde ve duygularında nasıl bir karşılık bulduğu çok daha önemlidir” diyerek İK liderlerine stratejik bir uyarıda bulundu.

Davranış Bilimi ve Duyguların Gücü

Çalışan deneyimini anlamak için davranış biliminden faydalanılması gerektiğini belirten Er, yaşanan olayların önce duyguya, ardından kalıcı bir hisse dönüştüğünü vurguladı. Sadece anket sonuçlarına odaklanmanın yanıltıcı olabileceğini ifade eden Er, şunları söyledi: “Çalışanlar İK süreçlerini yalnızca prosedürler üzerinden okumuyor. Emeğinin görülüp görülmediğini, organizasyon içindeki yerini ve kendisine duyulan güveni sorguluyorlar.”

Bu noktada, performans yönetimi süreçlerinin bile farklı deneyimler yaratabileceğine değinen Er, rakam odaklı bir soğuk değerlendirme ile emeğin takdir edildiği bir görüşmenin çalışan bağlılığı üzerinde yarattığı etkinin bambaşka olduğunu dile getirdi.

İletişim Boşlukları ve Şirket Bağlılığı

Şirket içi iletişimin, çalışanların güvende hissetmesi için hayati bir rol oynadığını belirten Nurullah Er, belirsizliklerin çalışan motivasyonunu düşürdüğünü belirtti. Çalışanların “Ne oldu?”, “Neden oldu?” ve “Bu beni nasıl etkileyecek?” sorularına net yanıtlar verilmesi gerektiğini vurgulayan Er, bu soruların yanıtsız bırakılmasının çalışanlar arasında bilgi kirliliğine ve güvensizliğe yol açabileceğini ifade etti.

Günümüzde iş dünyasında yaşanan hızlı değişimler, ekonomik beklentiler ve teknolojik dönüşümler, çalışanların şirkete bakış açısını doğrudan etkiliyor. Er, bu süreçte kurumların çalışanlarına karşı şeffaf olmasının, “çalışan bağlılığı” ile “anlık memnuniyet” arasındaki ince çizgiyi korumak için şart olduğunu belirtti.

Son olarak, çalışan deneyiminin tek bir departmanın değil, tüm organizasyonun bütünsel bir sorumluluğu olduğunu hatırlatan Nurullah Er, katılımcılara çalışanların kendilerini “değerli ve güvende” hissettikleri bir ekosistem inşa etmeleri çağrısında bulundu.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir