⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 353
🕐 Son Güncelleme: 27.09.2026 13:06
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Manisa’nın Demirci ilçesinde, çiftçi Himmet Taş ve mahalle sakinleri, geleneksel yöntemlerle kara üzüm pekmezi üretimi gerçekleştiriyor.
- Üretim sürecinde zirai ilaç yerine hayvansal gübre tercih edilirken, pekmezin kıvam alması için özel “beyaz pekmez toprağı” kullanılıyor.
- İmece usulüyle 3 günde hazırlanan doğal pekmezler, başta İzmir ve Manisa olmak üzere birçok farklı şehre sipariş üzerine gönderiliyor.
Manisa’nın Demirci ilçesi Sevinçler Mahallesi, yüzyıllardır süregelen bir geleneği yaşatmaya devam ediyor. 86 yaşındaki çiftçi Himmet Taş öncülüğünde bir araya gelen mahalle sakinleri, bağlardan topladıkları kara üzümleri, hiçbir katkı maddesi kullanmadan geleneksel yöntemlerle pekmeze dönüştürüyor. Modern tarım uygulamalarının aksine, tamamen doğal yöntemlerin tercih edildiği bu süreç, bölgede geleneksel pekmez yapımı konusunda bir ekol oluşturuyor.
Zirai İlaçsız, Tamamen Doğal Üretim
Üretim süreci, bağ bozumu ile birlikte Eylül ayının sonuna kadar devam ediyor. Toplanan üzümler, çuvallar içerisinde mahalle sakinlerinin ortak çalışmasıyla ezilerek sularının çıkarılmasıyla başlıyor. Elde edilen üzüm suyu, içerisindeki tortunun çökmesi için “beyaz pekmez toprağı” ile karıştırılarak dinlenmeye bırakılıyor. Bu toprak, pekmezin berraklaşmasını ve kendine has aromasını kazanmasını sağlayan kritik bir bileşen olarak öne çıkıyor.
Himmet Taş, zirai ilaç kullanımına karşı olduklarını belirterek, “Üzümlerimizde kesinlikle zirai ilaç kullanmıyoruz, tamamen hayvansal gübre ile yetiştiriyoruz. Bu doğal süreç, Allah’ın verdiği nasiple yıllardır devam ediyor” ifadelerini kullanıyor. Gıda güvenliğinin önem kazandığı günümüzde, tarımda diplomasi atağı ile Türkiye’nin gıda arz güvenliğini sağlamaya çalıştığı bir dönemde, yerel üreticilerin bu hassasiyeti büyük takdir topluyor.
İmece Usulüyle Geleneksel Lezzet
Dinlendirilen üzüm suyu, daha sonra odun ateşinde dev kazanlarda kaynatılıyor. Kıvamı tutturmak ise tam bir ustalık gerektiriyor; kazanlar arasında aktarılan karışım, “kaşık testi” ile kontrol ediliyor. Bu meşakkatli çalışma, tıpkı Türkçeyi koruma kanunu gibi kültürel mirasımızı yaşatan bir imece ruhuyla gerçekleştiriliyor. Aileden kalan bağları koruyan Cemile Taş, “Eskiden atlarla, eşeklerle taşırdık, şimdi işler biraz daha kolaylaştı ancak lezzetimiz aynı kaldı” diyor.
Pekmez üretimi sadece bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda sağlık deposu olarak da görülüyor. Özellikle kış aylarında nezle ve öksürüğe karşı doğal bir kalkan görevi gören kara üzüm pekmezi, günümüzde tahinle karıştırılarak tüketildiğinde besin değerini ikiye katlıyor. Üretim süreçlerini modern dünyadan kopuk değil, ancak geleneklerine bağlı kalarak yürüten Sevinçler Mahallesi sakinleri, ürettikleri şifa kaynağını Manisa, Alaşehir ve İzmir gibi çevre illere göndererek bu geleneği ekonomiye de kazandırıyor.



