⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 368
🕐 Son Güncelleme: 04.10.2026 10:30
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- 1961 yılında İstanbul Ahırkapı açıklarında başı ve uzuvları olmayan bir erkek cesedi bulundu.
- İlk incelemelerde cesedin bir gemi pervanesine kapılarak parçalandığı sanılsa da, yapılan kayıp başvurusu cinayeti gün yüzüne çıkardı.
- 18 yaşındaki İsmail’in itiraflarıyla, olayın aslında “kokmuş bir keçi” yalanıyla örtbas edilmeye çalışılan soğukkanlı bir cinayet olduğu kanıtlandı.
Tarih 24 Temmuz 1961. İstanbul, kavurucu bir yaz sıcağıyla kavrulurken, Boğaz’ın serin sularında korkunç bir manzara ortaya çıktı. Ahırkapı açıklarında deniz trafiğinin yoğun olduğu bir noktada, balıkçıların ve gemi mürettebatının dikkati, suyun yüzeyindeki şüpheli parçalara takıldı. Olay yerine intikal eden ekipler, karşılaştıkları manzara karşısında dehşete düştü: Başsız ve uzuvları kopmuş bir erkek cesedi.
Gemi Pervanesi mi, Yoksa Soğukkanlı Bir Cinayet mi?
Olayın ilk saatlerinde elde edilen bulgular, soruşturmanın seyrini teknik bir kazaya yöneltti. Cesedin parçalanmış hali, o dönemde bölgeden geçen herhangi bir şilebin veya yolcu vapurunun pervanesine kapılmış olma ihtimalini güçlendiriyordu. Adli Tıp raporları, maktulün boğularak öldüğünü doğrulayınca, emniyet güçleri olayı bir “deniz kazası” olarak dosyalamaya yaklaştı. Ancak günümüzdeki depremzedeye şok icra vakaları gibi, o dönemde de toplumun vicdanını sızlatan bu tür olaylar, detaylı soruşturmalarla aydınlatılıyordu.
İtirafın Geldiği Nokta: “Kokmuş Bir Keçi Var”
Olayın seyri, bir hafta sonra yapılan kayıp başvurusuyla tamamen değişti. Polis, maktulün son görüştüğü kişileri mercek altına aldı. Sorgulanan isimler arasında yer alan 18 yaşındaki İsmail, baskılara dayanamayarak tüm gerçeği itiraf etti. İsmail’in ifadesi, cinayetin bir gemi pervanesi kazası olmadığını, aksine planlı bir vahşet olduğunu gözler önüne serdi.
Katil zanlısı, cesedi denize atarken bir sandalcıyı kandırmak için “Sandalda kokmuş bir keçi var” yalanını uydurmuştu. İki sepet ve bir bidon yardımıyla taşınan ceset parçaları, bu yalanla denizle buluşturulmuştu. Tıpkı bugün kredi kartı asgari ödeme tutarı gibi gündelik hayatın ekonomik detaylarını takip ettiğimiz gibi, o günün İstanbul’u da bu cinayetin şokunu haftalarca konuşmuştu.
Geçmişten Günümüze Adalet Arayışı
Bu olay, Türk kriminoloji tarihine “Ahırkapı Cinayeti” olarak geçti. O dönemde yürütülen titiz çalışmalar, sadece bir cinayeti aydınlatmakla kalmadı, aynı zamanda deniz güvenliği ve adli tıp birimlerinin koordinasyonunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha kanıtladı. Bugün ise Türk Şehitlikleri İmar Vakfı gibi kurumların toplumsal hafızayı diri tutması, geçmişteki benzeri olayların unutulmamasını sağlıyor.



