⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 410
🕐 Son Güncelleme: 04.10.2026 10:25
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Gaziantep’te 6 Şubat depremlerinde orta hasar alan binası için tazminat kazanan depremzede H.Y., mahkeme kararının istinaf tarafından bozulması üzerine icra şokuyla karşılaştı.
- Şahinbey Belediyesi, daha önce ödediği 204 bin liralık tazminatı, “usulden bozma” kararını gerekçe göstererek yasal faiziyle birlikte geri talep etti.
- Hukuk sürecinin devam ettiği dosyada, belediyenin başlattığı icra takibi, depremzedeler arasında büyük bir tepki ve endişe dalgasına yol açtı.
6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremler, Türkiye’nin güneydoğusunu yerle bir ederken, yaraların sarılması sürecinde yaşanan hukuki gelişmeler büyük tartışmalara neden oluyor. Gaziantep’in Şahinbey ilçesinde, depremde orta hasar alan Güvenkent 1 Sitesi’nde yaşayan H.Y. isimli yurttaş, yaşadığı mağduriyetin giderilmesi için başlattığı hukuk mücadelesinde beklemediği bir durumla karşılaştı.
Mahkeme Kararı İstinaftan Döndü, Belediye Harekete Geçti
Gaziantep 3. İdare Mahkemesi, depremzede H.Y.’nin açtığı davada Şahinbey Belediyesi dahil olmak üzere ilgili kamu kurumlarını hizmet kusuru nedeniyle tazminata mahkum etmişti. Karar doğrultusunda belediye, depremzedeye toplamda 204 bin lira ödeme yapmıştı. Ancak Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 9. İdari Dava Dairesi, bilirkişi raporunun yetersiz olduğu gerekçesiyle yerel mahkemenin kararını usulden bozdu.
Bu gelişmenin ardından Şahinbey Belediyesi, istinaf kararını dayanak göstererek ödediği tazminatı faiziyle geri almak için depremzede hakkında icra takibi başlattı. Depremzedeler, tıpkı kentsel dönüşümde kira krizi yaşayan vatandaşlar gibi büyük bir ekonomik darboğazla karşı karşıya kalıyor.
“İhmal Düzeyinde” Kusur ve Hukuki Belirsizlik
Yerel mahkemenin kararında idarelerin kusuru “ihmal düzeyinde” olarak tanımlanmıştı. Ancak istinaf mahkemesi, mülkiyet ilişkisinin netleştirilmemesi ve yapıların durumuyla ilgili yeterli araştırma yapılmadığını belirterek dosyayı geri gönderdi. Hukukçular, bu durumun bir “usul hatası” olduğunu ancak depremzedenin zaten yaşadığı travmanın üzerine bu denli ağır bir mali yük bindirilmesinin vicdani bir sorun olduğunu vurguluyor.
Ülke genelinde depremzedelerin yaşadığı dramlar sadece bu olayla sınırlı değil. Daha önce medyaya yansıyan ve depremzede gencin dramı olarak bilinen vakalar, bölgedeki vatandaşların psikolojik ve ekonomik olarak ne kadar kırılgan bir noktada olduğunu gözler önüne seriyor.
Kamu Vicdanı ve İcra Takibi Tartışması
Belediyenin, bir kamu hizmeti kusuru olduğu mahkeme tarafından tespit edilmiş bir olayda, usulden bozma kararını gerekçe göstererek vatandaşa icra göndermesi, yerel yönetimlerin “sosyal belediyecilik” anlayışını yeniden sorgulatıyor. Vatandaşlar, deprem acısının üzerine gelen bu icra takibinin durdurulmasını bekliyor.
Öte yandan bölgedeki diğer yapıların durumu ve devam eden davalar, hukuk sisteminin depremzedelere karşı nasıl bir tutum takınacağının da belirleyicisi olacak. Şeffaf bir yönetim anlayışı için TBB Başkanı Alpaslan Çakar’ın açıkladığı gibi hesap verebilirlik, sadece finansal konularda değil, kamu ile vatandaş arasındaki ilişkilerde de temel kural olmalıdır.



