⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 338
🕐 Son Güncelleme: 04.10.2026 13:06
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Eski Bakan Denizolgun’un ölümüne dair yürütülen soruşturmada, otopsi videosunun varlığına rağmen “yok” denilmesi üzerine adli tıp çalışanlarına dava açıldı.
- Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, resmi belgede sahtecilik iddiasıyla 3 Adli Tıp Kurumu personeli hakkında iddianame hazırladı.
- Soruşturma kapsamında, olay tarihinde doktorluk yapan bir isim hakkında da “yalan tanıklık” suçlamasıyla ikinci bir iddianame düzenlendi.
Türkiye’nin gündemine oturan eski Bakan Denizolgun’un şüpheli ölümüyle ilgili soruşturma süreci, hukuk dünyasında yankı uyandıran yeni bir boyuta taşındı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen derinlemesine incelemeler, otopsi sürecindeki ciddi usulsüzlükleri gün yüzüne çıkardı.
Otopsi Videosunda “Yalan” İddiası
Soruşturma süreci boyunca savcılık makamı, otopsi işlemine ait görüntü kayıtlarına ulaşmak için İstanbul Adli Tıp Kurumu ile üç kez resmi yazışma gerçekleştirdi. İlk aşamada yalnızca fotoğrafların gönderildiği süreçte, 16 Temmuz 2026 tarihinde Kurum tarafından verilen “video kaydı bulunmamaktadır” yanıtı, davanın seyrini değiştiren bir kırılma noktası oldu.
Ancak fethi kabir kararının alındığı 18 Ağustos 2026 tarihinde, Adli Tıp Kurumu’ndan gelen yeni yazı şaşkınlık yarattı. Kurum, daha önce “yok” dediği otopsi videosunun aslında mevcut olduğunu bildirdi. Bu durum, adalet sisteminin işleyişi üzerindeki soru işaretlerini artırırken, savcılık derhal harekete geçti.
İddianamede “Resmi Belgede Sahtecilik” Suçlaması
Savcılığın yürüttüğü soruşturmada, Morg İhtisas Dairesi Başkan Vekili İsmail Çoban, zabıt kâtibi Çağdaş Köse ve fotoğrafhane görevlisi Samet Çalışkan’ın ifadeleri alındı. Şüphelilerin, video kaydı mevcut olduğu halde gerçeğe aykırı beyanda bulunduklarının anlaşılması üzerine, haklarında “kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği” suçlamasıyla kamu davası açıldı. Ayrıca, kurum bünyesinde görevli isimlere kınama cezası verildiği de kayıtlara geçti.
Bu gelişmeler, gündemdeki adli vakaların takibi noktasında şeffaflığın ne kadar kritik olduğunu bir kez daha hatırlattı. Öte yandan, olay tarihinde özel doktorluk yapan Nurettin Demirkol hakkında da “yalan tanıklık” suçundan ikinci bir iddianame hazırlandı.
Soruşturma Derinleşiyor
Denizolgun’un ölümüne dair sır perdesi aralanmaya çalışılırken, fethi kabir işlemi 19 Ağustos 2026 tarihinde gerçekleştirildi. Adli makamlar, bu süreçte yaşanan ihmalleri ve olası kasıtlı davranışları teknolojik verilerin ışığında titizlikle incelemeye devam ediyor. Kamuoyu, davanın önümüzdeki celselerinde çıkacak kararları merakla bekliyor.



