⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 390
🕐 Son Güncelleme: 06.10.2026 21:45
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Nobel ödüllü ekonomist Daron Acemoğlu, İstanbul Fintech Week 2026 kapsamında yapay zeka ve finansın geleceğine dair kritik değerlendirmeler yaptı.
- Acemoğlu, 2032’ye kadar 3 trilyon doları aşması beklenen yapay zeka yatırımlarının karşılanamaması durumunda bir “yapay zeka çöküşü” riski doğabileceğini vurguladı.
- Türkiye gibi ülkelerin temel model katmanında değil, uygulama katmanında ciddi ekonomik fırsatlara sahip olduğunu belirtti.
Dünyaca ünlü Nobel ödüllü ekonomist Prof. Dr. Daron Acemoğlu, teknoloji ve finans dünyasının nabzını tutan İstanbul Fintech Week 2026 zirvesinde ana sahne konuğu oldu. Yapay zeka devriminin ekonomik boyutlarını masaya yatıran Acemoğlu, küresel ölçekte yapılan trilyonlarca dolarlık yatırımların finansal sürdürülebilirliğine dikkat çekerken, gelişmekte olan ülkeler ve Türkiye için stratejik yol haritası çizdi.
Yapay Zeka Yatırımlarında “Çöküş” Riski Kapıda mı?
Etkinlikteki konuşmasında yapay zeka alanına aktarılan sermayenin boyutlarının dudak uçuklatıcı seviyelere ulaştığını belirten Acemoğlu, 2032 yılına gelindiğinde bu yatırımların 3 trilyon doları aşmasının öngörüldüğünü ifade etti. Söz konusu devasa sermayenin şirket kârlarından ziyade borçlanma ve finansal enstrümanlarla finanse edildiğine işaret eden ekonomist, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Böylesine devasa bir yatırımın karşılığını bulabilmesi için muhafazakâr bir oranda dahi getirilerin ABD milli gelirinin yüzde 10’una, yani 2 trilyon dolara yakın bir büyüklüğe ulaşması gerekiyor. Ancak önümüzdeki 5-6 yıllık süreçte beklenen bu devasa gelir artışının gerçekleşmemesi durumunda yatırımcıların geri çekilme riski doğabilir. Bu da küresel çapta bir yapay zeka çöküşü ihtimalini beraberinde getirmektedir.”
Türkiye İçin Asıl Fırsat Nerede?
Küresel devlerin yapay zekanın temel modellerini geliştirdiğini ve bu alanda sıfırdan rekabet etmenin Türkiye gibi ülkeler için gerçekçi olmadığını belirten Acemoğlu, Türkiye’nin en büyük avantajının ve fırsatının uygulama katmanında yattığını vurguladı. Temel modellerin üzerine kurulacak sektörel çözümler ve yenilikçi iş modellerinin, yerli ekosistem için büyük bir sıçrama tahtası olabileceğini dile getirdi.
Öte yandan, ekonomideki bu dönüşüm sürerken benzer zamanlarda Yeni Nesil Çalışma Modelleri gibi istihdamı doğrudan etkileyen gelişmeler de yakından takip ediliyor. Yapay zekanın yalnızca beyaz yaka işleri değil, mavi yakalı görevleri de ikame eden bir otomasyon dalgası yaratması, iş gücü piyasalarında yapısal değişimleri zorunlu kılıyor.
Sermaye ve Emek Dengesi Nasıl Şekillenecek?
Acemoğlu, teknolojinin birkaç büyük merkeziyetçi şirketin elinde tekel olmasının yaratacağı sosyal eşitsizliklere de değindi. Beklenen getirilerin tek bir dar girişimci zümresine aktarılması durumunda, sermaye ve emek dengesinde derin bir uçurum oluşacağını hatırlattı. Bu süreçte finansal piyasaların istikrarı da büyük önem taşıyor; nitekim uluslararası arenada serbest yatırım fonları risk saçıyor uyarıları yapılması, küresel ekonomideki hassas dengelerin korunması gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.



