⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 434
🕐 Son Güncelleme: 09.10.2026 16:35
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İstanbul Maltepe’de 1987 yapımı bir apartman, yapısal kusurlar ve kaçak katlar nedeniyle tamamen çöktü.
- Bilirkişi raporu, binanın 3. ile 6. katları arasındaki bölümlerin ruhsatsız olduğunu ve yıkım kararı alınmasına rağmen uygulanmadığını ortaya koydu.
- Binanın mimarı ve şantiye şefi gözaltına alınırken, ihmali bulunan kamu görevlileri için de geniş çaplı bir idari soruşturma başlatıldı.
İstanbul Maltepe’de yaşanan ve bölge sakinlerini yasa boğan bina çökmesi olayına ilişkin yürütülen adli ve idari soruşturmalarda kritik bir viraj dönüldü. Uzman bilirkişiler tarafından hazırlanan ön rapor, binanın neden çöktüğüne dair dehşet verici gerçekleri gözler önüne serdi. 1987 yılında inşa edilen ve zamanla bir “yıkım” tablosuna dönüşen yapı hakkındaki detaylar, ihmaller zincirini bir kez daha gündeme getirdi.
Kaçak Katlar Yıkılmadı, Felaket Geliyorum Dedi
Bilirkişi heyetinin incelemeleri sonucunda, binanın 1987 yılındaki ilk izin süreçlerinin henüz Maltepe Belediyesi kurulmadan önce Kartal Belediyesi tarafından verildiği belirlendi. Raporda en dikkat çeken husus ise 1989 ve 1990 yıllarında alınan encümen kararlarıyla binanın 3., 4., 5. ve 6. katlarının “ruhsatsız” olduğu gerekçesiyle yıkımına karar verilmiş olmasıdır. Ancak, aradan geçen 36 yıla rağmen bu kararın hiçbir şekilde uygulanmadığı ve binanın kaçak katlarla birlikte kullanılmaya devam edildiği saptandı.
Gündemdeki bu üzücü olay, aslında yapı stokumuzun ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Benzer şekilde, Türkiye genelinde yapı güvenliği tartışmaları sürerken, Datça açıklarında korkutan sarsıntı sonrası binaların dayanıklılığı konusu yeniden birincil öncelik haline geldi.
Mimar ve Şantiye Şefi Gözaltında
Soruşturma kapsamında, binanın mimarı Hasan Balcı ve şantiye şefi Mevlüt Okumuş, gelen ilk bilirkişi raporları doğrultusunda emniyet güçleri tarafından gözaltına alındı. Binanın müteahhidi Dursun Baskıcı’nın ise 2016 yılında hayatını kaybettiği anlaşıldı. Enkaz kaldırma çalışmaları sırasında ortaya çıkan deniz kabukları, binanın yapımında kullanılan beton malzemesinin kalitesizliğini ve denetimsizliğini kanıtlar nitelikteydi.
Hatırlatmak gerekir ki, inşaat sektöründeki bu tür kusurlar sadece eski binaları değil, modern projeleri de ilgilendiriyor. Örneğin, teknolojik yenilikler ve doğru malzeme seçimi hayati önem taşırken, piyasadaki bazı ekipmanlar veya 2026’nın en iyi akıllı saatleri gibi teknolojik trendler kadar, binalarımızın “akıllı ve güvenli” olması da bir zorunluluktur.
İhmal Zinciri ve Kamu Denetimi
Olayın aydınlatılması için bir başsavcı vekili, iki Cumhuriyet savcısı ve iki mülkiye müfettişi görevlendirildi. Müfettişler, binanın planlama, inşaat ve tadilat süreçlerinde kamu görevlilerinin sorumluluğunu mercek altına aldı. Özellikle binanın alt katında faaliyet gösteren tekstil atölyesinin yapısal bütünlüğe zarar verip vermediği ve kolon kesme iddiaları da soruşturmanın ana konuları arasında yer alıyor. Fotoğraflarda görülen dökülmüş sıvalar ve paslanmış demirler, binanın uzun süredir “yıkılacağım” diye bağırdığının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Yetkililer, enkaz alanındaki delilleri tek tek toplarken, bölgedeki diğer binalar için de acil bir tarama sürecinin başlatılması bekleniyor. Vatandaşların, oturdukları binaların geçmişini ve yapı ruhsatlarını titizlikle sorgulaması, böylesi acı tabloların önüne geçmek için hayati bir sorumluluktur.



