⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 386
🕐 Son Güncelleme: 13.10.2026 12:38
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İstanbul Eyüpsultan’da bir şantiyede, görevleri dışında tabela montajına gönderilen iki işçi yüksek gerilim hattına kapıldı.
- 19 yaşındaki Mazlum Gürbüz hastanede hayatını kaybederken, 18 yaşındaki Levent Çelik olaydan yaralı olarak kurtuldu.
- İşçilerin yağışlı havada çalışmaya zorlandığı ve gerekli iş güvenliği önlemlerinin alınmadığı iddiaları üzerine soruşturma başlatıldı.
İstanbul’un Eyüpsultan ilçesinde bulunan bir inşaat şantiyesinde meydana gelen iş kazası, çalışma koşullarındaki ihmalleri bir kez daha gözler önüne serdi. 29 Eylül tarihinde yaşanan olayda, 19 yaşındaki Mazlum Gürbüz ve 18 yaşındaki Levent Çelik, yağışlı havaya rağmen tabela montajı için sahaya gönderildi. Yüksek gerilim hattına kapılan iki gençten Mazlum Gürbüz, bir hafta süren yoğun bakım mücadelesinin ardından 5 Ekim’de yaşamını yitirdi.
İş Güvenliği İhmali ve Çalışmaya Zorlama İddiaları
Kemerburgaz Mahallesi’ndeki şantiyede görevli olan Gürbüz ve Çelik, aslında “iş güvenliği alt personeli” olarak çalışıyordu. Ancak olay günü, görev tanımlarının dışında bulunan bir tabela montajı işine yönlendirildikleri ortaya çıktı. Yağış nedeniyle şantiyede çalışmaların durdurulmasına rağmen, şeflerinin talimatıyla sahaya çıkan işçilerin, gerekli koruyucu ekipmanlardan yoksun oldukları belirtildi.
Yaşanan acı olay, Türkiye’deki iş güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Benzer şekilde, Maltepe’de çöken binada hayatını kaybeden kardeşlerin hikayesi gibi trajediler, denetim eksikliklerinin ve “işten çıkarılma korkusuyla” çalışmaya zorlanmanın yarattığı riskleri hatırlatıyor. İklim krizinin etkileriyle birlikte Türkiye’de yaz yağışları geçen yıla göre iki katına çıkmışken, dış saha çalışanlarının güvenlik protokollerinin güncellenmesi hayati bir zorunluluk haline geldi.
“Çalışmak İstemediğimizi Söyledik”
Olaydan yaralı olarak kurtulan Levent Çelik, yaşananları şu sözlerle özetledi: “Hava yağmurlu olduğu için şefe çıkmak istemediğimizi belirttik. Ancak ‘O kadar kötü bir hava yok, çıkın’ yanıtını aldık. İşten çıkarılma korkusuyla mecbur kaldık. Biz aslında sahadaki diğer işçilerin güvenliğini sağlamak için oradaydık, ancak şirket bizim güvenliğimizi sağlayamadı.”
Hukuki süreçte ailenin avukatları, olayın bir “iş kazası” değil, “ihmal sonucu gerçekleşen bir ölüm” olduğunu savunuyor. Görev tanımı dışındaki işlerde, koruyucu ekipman olmaksızın ve elverişsiz hava koşullarında çalıştırılmanın, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na aykırı olduğu vurgulanıyor. Olayla ilgili soruşturma derinleştirilirken, şantiye yönetimi ve sorumlular hakkında ihmali bulunanların tespit edilmesi bekleniyor.
İş kazaları, sadece birer istatistik değil, arkasında yıkılmış aileler ve sönmüş umutlar bırakan toplumsal olaylardır. AYM’den pasaport iptali kararı: Eğitim hakkı ihlal edildi haberinde olduğu gibi, temel hakların korunması kadar, çalışma hayatında yaşam hakkının korunması da devletin ve işverenlerin en öncelikli sorumluluğudur.



