⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 361
🕐 Son Güncelleme: 14.10.2026 15:17
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Adana’da gazete dağıtıcısı Kadri Bağdu’nun 12 yıl önce uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesi, İHD Adana Şubesi’nde düzenlenen bir etkinlikle anıldı.
- Yönetmenliğini Hamdullah Yağız Kesen’in üstlendiği “Yara” belgeseli gösterildi; etkinlikte cinayetin faillerinin hala bulunamamasına tepki gösterildi.
- Hukuki süreçte yaşanan aksaklıklar dile getirilerek, toplumsal barış ve hakikat arayışı için cinayetin tüm yönleriyle aydınlatılması talep edildi.
Adana’da 14 Ekim 2014 tarihinde, Seyhan ilçesine bağlı Şakirpaşa Mahallesi’nde bisikletiyle gazete dağıtımı yaptığı sırada uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitiren Kadri Bağdu, ölümünün 12. yıl dönümünde İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şubesi tarafından düzenlenen bir programla anıldı. Etkinlik, Bağdu’nun mücadelesini ve Kürt basınının yaşadığı zorlukları konu alan “Yara” adlı belgeselin gösterimiyle başladı.
Toplumsal Hafıza ve Belgesel Çalışması
Gazeteci Hamdullah Yağız Kesen tarafından yönetilen ve arşiv görüntüleri üzerinden kurgulanan “Yara” belgeseli, Kadri Bağdu’nun 17 yıl boyunca sürdürdüğü gazete dağıtım emeğini ve maruz kaldığı baskıları gözler önüne seriyor. Belgeselin yönetmeni Kesen, projenin kolektif bir çabanın ürünü olduğunu vurgulayarak, Bağdu’nun toplumsal hafızadaki yerini korumayı amaçladıklarını belirtti. Bu tür projeler, tıpkı Türkiye’nin su yönetiminde yeni dönem çalışmaları gibi uzun vadeli stratejik bir toplumsal farkındalık gerektiriyor.
Hukuki Süreç ve Faili Meçhul Dosyalar
Anma etkinliğinde konuşan İHD Adana Şube Yöneticisi Mehmet Zeki Eren, cinayetin üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen faillerin yargı önüne çıkarılmamasını eleştirdi. Eren, soruşturma dosyasına dahil edilen somut kanıtlara ve itiraflara rağmen, 2020 yılında dosyanın “daimi arama” kararıyla faili meçhul dosyalar arasına kaldırıldığını hatırlattı. Basın özgürlüğüne yönelik baskıların ve kayyum atamalarının tartışıldığı günlerde, Bağdu cinayetinin aydınlatılmasının bir “yüzleşme” meselesi olduğunu ifade etti.
Dosyanın avukatlarından Tugay Bek ise hukuki engellerin siyasi boyutuna dikkat çekti. Bek, olay yerindeki güvenlik kamerası kayıtlarının yeterince değerlendirilmediğini belirterek, cinayetin adli bir vaka gibi değil, siyasi bir suikast olarak ele alınması gerektiğini savundu. Ülke genelinde gündem olan RTÜK’ten yayın kuruluşlarına dolandırıcılık uyarısı gibi kritik konularda olduğu gibi, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi ve adaletin tecellisi için şeffaflığın şart olduğu vurgulandı.
Barış ve Adalet Çağrısı
Etkinliğin sonunda, Kadri Bağdu’nun anısının ancak hakikatlerin açığa çıkarılmasıyla yaşatılabileceği ifade edildi. İHD temsilcileri, toplumsal barışın tesisi için geçmişteki bu tür siyasi cinayetlerin üzerindeki sis perdesinin kaldırılması gerektiğini yineledi. Katılımcılar, Bağdu’nun mücadelesinin, basın emekçilerinin güvenli bir ortamda haber alma ve haber verme hakkı için bir simge olmaya devam edeceğini belirtti.



