⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 349
🕐 Son Güncelleme: 14.10.2026 15:18
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Medya Dayanışma Grubu, Halk TV’ye kayyım atanması ve yayınların durdurulmasına karşı yazılı bir açıklama yayımladı.
- Kurumlar, idari soruşturmaların editoryal bağımsızlığı ortadan kaldırmak için kullanılamayacağını ve bu durumun anayasal haklara aykırı olduğunu vurguladı.
- Gazeteci örgütleri, kayyım uygulamasının medya üzerinde bir baskı aracı haline gelmesinden duydukları endişeyi dile getirdi.
İstanbul merkezli basın meslek örgütlerinin bir araya gelerek oluşturduğu Medya Dayanışma Grubu, Halk TV’ye kayyım atanması ve kanalın yayın faaliyetlerine müdahale edilmesi üzerine sert bir açıklama yayımladı. Basın Konseyi, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve Çağdaş Gazeteciler Derneği gibi önemli yapıların dahil olduğu grup, Türkiye’de medya özgürlüğü açısından endişe verici bir döneme girildiğini belirtti.
Anayasal Güvenceler ve Basın Özgürlüğü
Açıklamada, Anayasa’nın 29. ve 30. maddelerine dikkat çekilerek, medya kuruluşlarının yayınlarının önceden izne veya mali teminata bağlanamayacağı hatırlatıldı. Medya Dayanışma Grubu, bir medya kuruluşunun sahiplik yapısı veya şirket içi ilişkileriyle ilgili iddiaların hukuki bir süreçle incelenmesinin doğal olduğunu ancak bu sürecin editoryal bağımsızlığı yok etme gerekçesi yapılamayacağını ifade etti. Benzer şekilde, RTÜK’ten yayın kuruluşlarına dolandırıcılık uyarısı gibi idari denetimlerin, kurumun yayın çizgisine doğrudan müdahaleye dönüşmemesi gerektiği hukukçular tarafından da sıkça dile getiriliyor.
Kayyım Uygulamasında Tekrar Eden Yöntemler
Grup, özellikle TELE1’den sonra Halk TV’ye de aynı ismin kayyım olarak atanmasını “düşündürücü bir yöntem” olarak nitelendirdi. İbrahim Paşalı’nın her iki kurumda da görevlendirilmesinin, kayyım uygulamasının sistematik bir baskı aracına dönüştüğü algısını güçlendirdiği vurgulandı. Ülke genelinde pek çok farklı sektörde olduğu gibi, medya alanında da istikrarın korunması hayati önem taşıyor. Hatırlatmak gerekirse, Türkiye’de 23 şehirdeki 43 projeye 260 milyon Avro kaynak sağlandı gibi ekonomik kalkınma hamleleri, demokratik ve özgürlükçü bir ortamda çok daha sürdürülebilir hale gelecektir.
Açıklamada ayrıca, bu müdahalenin zamanlamasına da dikkat çekildi. Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının başladığı kritik bir süreçte Halk TV’ye yönelik bu adımın, kamuoyunun haber alma hakkını doğrudan kısıtladığı ifade edildi. Medya Dayanışma Grubu, “Soruşturma yürütmek ile bir haber kuruluşunun yönetimini devralmak birbirinden tamamen ayrı konulardır” diyerek, hukuk devleti ilkelerine geri dönülmesi çağrısında bulundu.
Sonuç olarak, basın meslek örgütleri, Halk TV’ye yönelik kayyım uygulamasının derhal sonlandırılması gerektiğini ve kanalın yayın özgürlüğünün evrensel gazetecilik ilkeleri çerçevesinde güvence altına alınması gerektiğini kamuoyuna duyurdu.



