⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 383
🕐 Son Güncelleme: 17.10.2026 09:34
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İstanbul Boğazı’nda yaşanan deniz kazaları ve seyir güvenliği sorunları, sektör temsilcileri tarafından mercek altına alındı.
- Türk Uzakyol Gemi Kaptanları Derneği Başkanı Zafer Akbulut, kazaların temel nedeninin trafik yoğunluğu değil; bakım eksikliği ve niteliksiz personel olduğunu belirtti.
- Sektör temsilcileri, ekonomik baskıların denizcilik standartlarını düşürdüğünü vurgulayarak, güvenli geçiş için acil iyileştirmelerin yapılması gerektiğini savunuyor.
İstanbul Boğazı’nda son dönemde yaşanan deniz kazaları, yalı çarpmaları ve gemilerin karaya oturması gibi tehlikeli olaylar, bölgedeki seyir güvenliğini yeniden tartışmaya açtı. Uzmanlar, meselenin sadece gemi trafiğinin yoğunluğu ile açıklanamayacak kadar karmaşık olduğunu ifade ediyor. Türk Uzakyol Gemi Kaptanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Akbulut, denizcilik sektöründe yaşanan yapısal sorunların Boğaz’daki riskleri doğrudan artırdığına dikkat çekti.
Kazaların Ardındaki Gizli Tehlikeler
Akbulut’un yaptığı değerlendirmelere göre, gemi geçiş sayılarının geçmiş yıllara oranla azalmasına rağmen kaza sıklığında bir düşüş yaşanmaması oldukça dikkat çekici. Uzmanlar, bu durumu “gemi trafiği” yerine “operasyonel kalite” eksikliği ile açıklıyor. Özellikle maliyet baskısı altında ezilen armatörlerin, gemi bakım ve onarımlarını ertelemeleri, seyir güvenliğini tehlikeye atan en önemli unsurların başında geliyor.
Dünyada yaşanan ekonomik değişimler ve küresel piyasalardaki dalgalanmalar, denizcilik sektörünü de doğrudan etkiliyor. Akbulut, döviz kuru baskısının gemi personel tercihlerini “daha ucuz” olana yönelttiğini belirterek, nitelikli personel istihdamındaki düşüşün kazalara davetiye çıkardığını savunuyor.
Bakım ve Personel Kalitesi Kritik Önem Taşıyor
Gemilerde kullanılan yedek parçaların orijinal olmaması veya bakım süreçlerinin aksatılması, acil durumlarda manevra kabiliyetini kısıtlıyor. Akbulut, “Kaliteli personel değil daha ucuz personel, orijinal parça değil daha kalitesiz malzemeler kullanılması, kazaların temelinde yatan en büyük etkenlerden biridir” diyerek sektördeki bozulmaya vurgu yapıyor. Çevresel ve yapısal risklerin yanı sıra, gemilerin teknik donanımındaki bu zafiyetler, İstanbul Boğazı gibi dar ve akıntılı geçişlerde hata payını sıfıra indiriyor.
Ekonomik Koşullar ve Denizcilik Sektörü
Yük bulamadığı için Karadeniz ve Marmara’da demirde bekleyen gemilerin sayısı artarken, işletme maliyetlerini düşürmek isteyen firmaların güvenlik standartlarından ödün verdiği gözlemleniyor. Sektör temsilcileri, bu durumun sadece Türkiye için değil, uluslararası denizcilik hukuku açısından da büyük bir risk oluşturduğunun altını çiziyor.
Diğer yandan, lojistik dünyasında yeni üretim tesislerinin faaliyete geçmesi gibi küresel gelişmeler, lojistik rotalarını ve gemi türlerini de değiştiriyor. Ancak bu değişimlerin, denizcilikte “güvenlik öncelikli” bir yaklaşımla desteklenmesi gerektiği ifade ediliyor. Boğaz geçişlerinde yaşanan aksaklıkların giderilmesi için hem denetimlerin artırılması hem de sektörün mali olarak desteklenmesi gerektiği, uzmanların ortak görüşü olarak öne çıkıyor.



