⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 392
🕐 Son Güncelleme: 17.10.2026 14:32
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Uluslararası Jeotermal Birliği CEO’su Marit Brommer, Türkiye’nin jeotermal enerji konusundaki derin tecrübesinin küresel yatırım ve politika çevrelerine aktarılması gerektiğini vurguladı.
- Türkiye, jeotermal enerji kurulu gücü bakımından Avrupa’da birinci, dünya genelinde ise dördüncü sırada yer alarak stratejik bir konumda bulunuyor.
- Jeotermal enerjinin sadece elektrik üretimi değil; ısıtma, soğutma ve gıda üretimi gibi çok yönlü kullanım alanları sayesinde enerji güvenliğine katkı sağlayacağı belirtildi.
Uluslararası Jeotermal Birliği (IGA) Üst Yöneticisi (CEO) Marit Brommer, Türkiye’nin jeotermal kaynaklar üzerindeki uzmanlığının, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) çerçevesinde uluslararası politika ve yatırım dünyası için bir model teşkil edebileceğini ifade etti. 17 Ekim Dünya Jeotermal Günü kapsamında yapılan değerlendirmelerde, jeotermal enerjinin yerli, güvenilir ve sürdürülebilir bir kaynak olarak dışa bağımlılığı azaltmadaki kritik rolüne dikkat çekildi.
Türkiye Jeotermalde Avrupa’nın Lideri Konumunda
Türkiye’nin enerji sektöründeki stratejik gücüne değinen Brommer, ülkenin jeotermal kurulu gücünde Avrupa’da birinci, dünyada ise dördüncü sırada yer aldığını hatırlattı. Türkiye’yi küresel ölçekte farklı kılan en önemli unsurun, jeotermal kaynakların kullanımındaki uygulama çeşitliliği olduğunu belirten Brommer, bu deneyimin dünya genelindeki enerji dönüşümü için önemli bir referans olduğunu söyledi.
Jeotermal enerjinin kullanım alanlarının sadece elektrik üretimiyle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Brommer; şehirlerin ısıtma ve soğutma ihtiyaçlarından endüstriyel süreçlere, jeotermal seralardan gıda üretimine kadar geniş bir yelpazede bu kaynağın kullanılabileceğini belirtti. Özellikle tarımsal üretimde jeotermal kaynakların kullanımı, küresel gıda güvenliği açısından büyük önem taşıyor. Bu bağlamda, gıda bir ticari emtia değil, insan hakkıdır vizyonuyla örtüşen sürdürülebilir tarım modelleri için jeotermal enerji vazgeçilmez bir unsur olarak görülüyor.
Yatırım Süreçleri ve Enerji Güvenliği
Küresel enerji piyasalarındaki belirsizlikler ve enerji altyapısına yönelik yaşanan saldırılar, ülkeleri yerli ve yenilenebilir kaynaklara yöneltirken, jeotermal enerji bu noktada güvenli bir liman olarak öne çıkıyor. Ancak Brommer, jeotermal projelerin yüksek başlangıç maliyetleri, arama faaliyetlerindeki riskler ve uzun izin süreçleri nedeniyle yatırımcılar için zorlayıcı olabildiğine işaret etti.
Yatırımcıların cesaretlendirilmesi için hükümetlerin şeffaf lisanslama süreçleri oluşturması ve kaynak haklarını netleştirmesi gerektiğini savunan Brommer, risk yönetimi konusunda finansal mekanizmaların geliştirilmesinin önemine değindi. Yatırımcıların projelerdeki riskleri minimize etmek adına sigorta aramaları gibi finansal güvencelere ve hukuki netliğe ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
Bilgi Politika ve Uygulamaya Dönüşmeli
Jeotermal potansiyelin tam kapasiteyle kullanılabilmesi için bilimsel bilginin sadece laboratuvarlarda kalmaması, doğrudan politika ve uygulamaya aktarılması gerektiğini belirten Brommer, “Onlarca yıl boyunca bilimsel bilgiyi ve teknik uzmanlığı geliştirmek için çalıştık. Şimdi bu birikimi, yatırımcıyı çeken ve toplulukları destekleyen somut politikalara dönüştürme aşamasındayız” dedi.



