⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 443
🕐 Son Güncelleme: 18.10.2026 12:06
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Karadeniz havzasında tırmanan askeri gerilim doğrudan ticari gemileri hedef alırken, bölgedeki lojistik hatları ciddi güvenlik riskiyle karşı karşıya kaldı.
- Çatışmalar nedeniyle can güvenliği endişesi büyürken gemi tedariki zorlaştı; başta tahıl, gübre ve demir-çelik olmak üzere kritik ürünlerde navlun maliyetleri tırmanışa geçti.
- Türkiye bağlantılı 43 geminin saldırılardan etkilendiği süreç, ithalat maliyetlerini artırarak küresel ve yerel enflasyon üzerinde yeni bir baskı unsuru oluşturuyor.
Rusya ile Ukrayna arasında süregelen çatışmaların Karadeniz’deki sivil deniz taşımacılığına sıçraması, bölgedeki ticari koridorları kritik bir eşiğe getirdi. Askeri operasyonların deniz ticaret rotalarını doğrudan hedef almasıyla birlikte armatörler can güvenliği gerekçesiyle Karadeniz seferlerini askıya alırken, mevcut seferler için talep edilen Karadeniz navlun fiyatları rekor seviyelere ulaştı. Yaşanan kriz, yalnızca bölgesel güvenliği değil, Karadeniz üzerinden yürütülen küresel emtia akışını da derinden sarsıyor.
Karadeniz’de Güvenlik Krizi ve Hedef Alınan Ticari Gemiler
Askeri hedeflerin ötesine geçerek lojistik ve ticari kapasiteyi baltalamayı amaçlayan saldırılar, deniz taşımacılığını durma noktasına getirdi. Çatışmaların yoğunlaştığı dönemde yalnızca bir ay içerisinde sivil ve askeri olmak üzere 300’e yakın gemi isabet aldı. Saldırıların doğrudan ticari filoları vurması, gemi sahiplerinin bölgeye sefer düzenleme konusundaki çekincelerini artırdı. Savaşın seyrinde taraflar arasındaki gerilim yükselirken, bölgedeki askeri hareketliliğe paralel olarak Romanya ikinci Türk savaş gemisi için Ankara ile görüşüyor haberleriyle de öne çıkan Karadeniz savunma dengeleri daha karmaşık bir hal aldı.
Şubat 2022’den bu yana Karadeniz’deki gerilimin faturası Türk deniz ticaretine de yansıdı. Yapılan değerlendirmelere göre, Türk bayraklı, Türk sahipli ya da işletmesi Türk firmalarında olan toplam 43 gemi saldırıların hedefi oldu veya çatışmalardan doğrudan etkilendi.
Navlun Artışları ve Enflasyon Riski Kapıda
Karadeniz’de gemi bulmanın giderek zorlaşması, lojistik operasyonların maliyetini katladı. Başta buğday, arpa, mısır ve ayçiçeği tohumu gibi temel tarım emtiaları olmak üzere yem hammaddeleri, gübre, kömür, bitkisel yağlar ve demir-çelik ürünlerinin sevkiyatında ciddi aksamalar yaşanıyor. Tarımsal emtiadaki tedarik daralması ve nakliye masrafları, yurtiçinde Yozgatlı mısır üreticileri artan girdi maliyetlerine tepki gösterdi sürecinde olduğu gibi üretici cephesinde de maliyet baskılarını derinleştiriyor.
Lojistikteki bu kilitlenme ve risk primi artışları, küresel ölçekte emtia fiyatlarını yukarı taşırken, Türkiye’de de yeni bir maliyet enflasyonu dalgasını tetikleme potansiyeli taşıyor. Karadeniz’deki ticaret aksamalarının yaratacağı ekonomik yük, genel mali dengeleri ve 2027 yılı bütçesinde pay gelirleri projeksiyonlarını etkileyebilecek geniş kapsamlı sonuçlar doğurabilir.
Çözüm Girişimleri Yetersiz Kalıyor
Bölgedeki ticaret koridorlarının yeniden güvenli hale getirilmesi için yürütülen diplomatik temaslar ve teknik girişimler henüz piyasayı rahatlatacak somut bir sonuç üretemedi. Sigorta şirketlerinin Karadeniz için belirlediği savaş riski primlerini en üst seviyeye çekmesi, navlun bedellerindeki tırmanışı körükleyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Sektör temsilcileri, sivil deniz trafiğinin korunmasına yönelik kalıcı bir garanti mekanizması kurulmadığı takdirde temel tüketim maddelerinde tedarik zincirinin kırılma noktasına gelebileceği uyarısında bulunuyor.



