Gündem

Menemen Doğaköy TOKİ Projesinde Sel Riski Uyarısı

İzmir Menemen Doğaköy’de yapımı süren TOKİ konutları, bölgedeki 5 dere yatağı nedeniyle sel riski taşıyor. Uzmanlar projenin durdurulması gerektiğini vurguluyor.

OKUMA AYARLARI
Menemen Doğaköy TOKİ Projesinde Sel Riski Uyarısı
Menemen Doğaköy TOKİ Projesinde Sel Riski Uyarısı
📍 Konum: İzmir, Türkiye
⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 373
🕐 Son Güncelleme: 19.10.2026 13:34

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • İzmir’in Menemen ilçesine bağlı Doğaköy’de inşa edilen TOKİ konut projesi, bölgedeki 5 dere yatağı nedeniyle ciddi sel ve taşkın riskiyle karşı karşıya bulunuyor.
  • Şehir Plancıları Odası (ŞPO) İzmir Şubesi, Şubat 2026’da yaşanan sel felaketini hatırlatarak, projenin bilimsel verilerden uzak yürütüldüğünü ve tehlike arz ettiğini raporladı.
  • Devlet Su İşleri (DSİ) ve İZSU’nun uyarılarına rağmen devam eden inşaat süreci için uzmanlar, yeni felaketlerin yaşanmaması adına projenin ivedilikle durdurulmasını talep ediyor.

İzmir’in Menemen ilçesinde yer alan Doğaköy bölgesindeki TOKİ konut projesi, çevresel riskler ve dere yataklarının yapılaşmaya açılması nedeniyle kamuoyunun gündemindeki yerini koruyor. Şehir Plancıları Odası (ŞPO) İzmir Şubesi, bölgedeki 5 dere yatağının göz ardı edilerek yürütülen inşaat çalışmalarının, hem mevcut köylüler hem de projede iskan edilmesi planlanan vatandaşlar için büyük bir tehdit oluşturduğunu açıkladı.

Plansız Kentleşmenin Bedeli: Sel Felaketleri

Türkiye genelinde son 24 yılda yaşanan 12 büyük sel felaketinde 134 vatandaşımız hayatını kaybederken, milyarlarca liralık maddi hasar meydana geldi. Uzmanlar, bu felaketlerin temelinde yatan plansız kentleşme ve dere yataklarının ranta dayalı yapılaşmaya açılması gibi faktörlerin, Menemen Doğaköy örneğinde de tekrarlandığına dikkat çekiyor. Tıpkı İstanbul’daki olaylar gibi, altyapı ve güvenlik önlemlerinin eksikliği, toplumsal huzuru tehdit eden boyutlara ulaşıyor.

Bilimsel Uyarılar Neden Dikkate Alınmıyor?

Proje sahası üzerinde gerçekleştirilen incelemelerde, DSİ 2. Bölge Müdürlüğü ve İZSU tarafından sunulan teknik raporlar, bölgenin yüksek taşkın riski taşıdığını açıkça ortaya koyuyor. Ancak bu uyarılara rağmen inşaat faaliyetlerinin durdurulmaması, bölge halkında endişeye yol açıyor. Geçtiğimiz Şubat ayında yaşanan sel felaketinde, vatandaşların kendi imkanlarıyla aldıkları önlemler sayesinde can kaybı yaşanmaması, bir “mucize” olarak nitelendiriliyor.

Konuyla ilgili açıklama yapan ŞPO yetkilileri, “Doğal akış yollarının korunması ve plan kararlarının bilimsel verilerle oluşturulması zorunludur. Yeni riskler üreten projeler, ileride telafisi imkansız acılara kapı aralayabilir,” ifadelerini kullandı. Benzer şekilde, Sinop Üniversitesi’ndeki tartışmalı görevlendirmeler gibi, idari süreçlerdeki liyakat ve teknik uyum eksikliği, kamu projelerinde toplumsal güveni zedeleyen bir diğer unsur olarak öne çıkıyor.

Sürdürülebilir Kentler İçin Acil Çağrı

Türkiye’nin modernleşme hedefleri doğrultusunda UNESCO Yeşil Eğitim Ortaklığı gibi uluslararası platformlarda yer alması olumlu bir gelişme olsa da, yerel bazdaki imar uygulamalarında yaşanan bu tür plansızlıklar, sürdürülebilir bir gelecek vizyonuyla çelişiyor. Doğaköy’deki yamaç arazi yapısı, heyelan riski ile sel tehlikesini birleştirerek bölgeyi “afete açık” hale getiriyor. Bilirkişi raporlarının ve mahkeme süreçlerinin işaret ettiği tehlikeler, yetkililerin acilen harekete geçmesi gerektiğini gösteriyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir