⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 393
🕐 Son Güncelleme: 21.10.2026 04:15
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İsrail merkezli düşünce kuruluşları ve akademisyenler, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki stratejik ittifakı baltalamak için medya ve akademi kanallarını kullanarak kara propaganda yürütüyor.
- Propaganda faaliyetlerinde Türkiye’nin, Türk dünyasına kendi yönetim modelini ve ideolojisini dayattığı iddiası öne çıkarılarak Azerbaycan kamuoyu hedef gösteriliyor.
- İsrailli siyaset bilimciler ve araştırmacılar, Türkiye’nin Azerbaycan’daki laiklik düzenini tehdit ettiğini öne sürerek bölgedeki siyasi dengeleri manipüle etmeye çalışıyor.
İsrail merkezli çeşitli düşünce kuruluşları, medya organları ve akademisyenler, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki sarsılmaz stratejik bağları zayıflatmak amacıyla kapsamlı bir kara propaganda operasyonu başlattı. Özellikle medya ve akademi dünyasını kullanarak yürütülen bu faaliyetlerde, Türkiye’nin Türk dünyası üzerinde ideolojik bir baskı kurmaya çalıştığı iddiası sistematik bir şekilde işleniyor. Bu söylemlerin, Azerbaycan’daki bazı sosyal medya mecralarında da karşılık bulması, bölgedeki dezenformasyon riskini artırıyor.
Akademik ve Siyasi Kanallardan İdeolojik Baskı İddiaları
Propaganda faaliyetlerinin merkezinde, İsrailli siyaset bilimcilerin ve kurumların sunduğu çarpıtılmış analizler yer alıyor. Örneğin, Yahudi Ajansı Sokhnut’un Azerbaycan fahri elçisi olan Roman Gureviç, Türkiye’deki siyasi dinamikleri manipüle ederek Azerbaycan kamuoyuna yönelik bir algı yönetimi yürütüyor. Gureviç, Türkiye’deki belirli siyasi çevreleri yaftalayarak, bu durumun Azerbaycan-İsrail ilişkilerine yönelik bir eleştiri olarak sunulmasına neden oluyor. Bu tür yaklaşımlar, siyasi söylemlerin derinleştiği bir dönemde Ahmet Taner Kışlalı’nın demokrasi uyarıları gibi toplumsal hafızadaki önemli noktaları hatırlatırken, ideolojik manipülasyonun ne kadar tehlikeli olabileceğini bir kez daha gösteriyor.
İsrail’deki Bar-Ilan Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren BESA PSCRP programı da bu operasyonun bir diğer ayağını oluşturuyor. Söz konusu kurum, Türkiye hükümetinin Azerbaycan’ı laiklikten uzaklaştırmaya çalıştığı ve Bakü’ye eşitsiz bir ilişki dayattığı yönünde asılsız iddialar ortaya atıyor. Hatta Türkiye’yi, bölgedeki diğer aktörlerle birlikte antisemitik bir kampanyanın parçası olmakla suçlayarak, diplomatik ilişkileri zedelemeyi amaçlıyor.
Türk Dünyasında Laiklik ve Yönetim Modeli Tartışmaları
Propagandanın bir diğer önemli figürü olan eski İsrail Sınır Polisi mensubu ve BESA araştırmacısı Joseph Epstein, Türkiye’nin Türk dünyasının laik düzenine yönelik bir tehdit olduğunu savunuyor. Epstein, Türkiye’den gelen siyasi ve dini söylemlerin bölgedeki mevcut düzeni değiştirmeye yönelik bir baskı aracı olduğunu iddia ediyor. Bu tür söylemler, bölgedeki kültürel ve siyasi birliği hedef alırken, Türk devletleri bayrak şovu gibi toplumsal birlikteliği ve kardeşliği simgeleyen sembolik olayların aksine, ayrıştırıcı bir dilin benimsenmesine yol açıyor.
Sonuç olarak, İsrail lobisinin yürüttüğü bu sistematik çalışmaların temel amacı, Türkiye ve Azerbaycan arasındaki askeri, siyasi ve ekonomik iş birliğini içeriden sarsmaktır. Akademik unvanların ve medya gücünün arkasına sığınan bu kara propaganda, Türk dünyasının ortak değerlerini ve laiklik anlayışını tartışmaya açarak bölgesel istikrarı bozmayı hedeflemektedir.



