⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 400
🕐 Son Güncelleme: 21.10.2026 08:04
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Ticaret Bakanlığı, Avrupa Birliği’ndeki ‘Made in EU’ düzenlemesi üzerine otomotiv sektörü temsilcileriyle Ankara’da stratejik bir toplantı gerçekleştirdi.
- Toplantıda, sadece Brüksel ile değil, İtalya ve İspanya gibi önemli AB üyesi ülkelerle de diplomatik temasların artırılması kararlaştırıldı.
- Sektör temsilcileri, Türkiye’nin Avrupa üretim zincirindeki yerinin korunması için ‘kazan-kazan’ modelinin sürdürülmesini hedefliyor.
Avrupa Birliği’nin otomotiv üretim standartlarını ve menşei kurallarını yeniden şekillendirmesi beklenen ‘Made in Europe’ düzenlemesi, Türkiye’nin ihracat stratejilerinin merkezine oturdu. Almanya ve Fransa’nın bu konuda ortak bir tutum sergilemesinin ardından, Ankara’da otomotiv sektörünün geleceğini belirleyecek kritik bir zirve gerçekleştirildi.
AB Düzenlemesine Karşı Stratejik Adımlar
Ticaret Bakanı Ömer Bolat başkanlığında düzenlenen toplantıya; Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Otomotiv İhracatçıları Birliği (OİB), Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) ve Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) gibi sektörün en güçlü çatı kuruluşları katıldı. Toplantının ana gündem maddesini, AB kurumları nezdinde yürütülen temasların durumu ve Türkiye’nin üretim zincirindeki konumunu korumak için atılacak adımlar oluşturdu.
Bakan Bolat, toplantı sonrası yaptığı değerlendirmede, taslak metne ilişkin son gelişmelerin ve üye ülkeler nezdinde yürütülen diplomatik süreçlerin ele alındığını belirtti. Türkiye, bu süreçte sadece Brüksel merkezli bürokratik süreçlerle yetinmeyip, üye ülkelerin iç politikalarına ve sanayi stratejilerine de doğrudan temas kurmayı planlıyor. Bu yaklaşım, tekstil sektöründe yaşanan daralma gibi diğer sanayi krizlerinin aksine, otomotiv sektörünün proaktif bir savunma hattı kurma çabasını gösteriyor.
Üye Ülkelerle Diplomatik Temaslar Artacak
Otomotiv İhracatçıları Birliği (OİB) Başkanı Kemal Yazıcı, Almanya ve Fransa’nın ‘Made in Europe’ yaklaşımında buluşmasının ardından Türkiye’nin de çok yönlü bir diplomasi trafiği başlatacağını ifade etti. Yazıcı, stratejinin sadece AB kurumlarını değil, Avrupa otomotiv sanayisinin lokomotifi olan İtalya ve İspanya gibi ülkeleri de kapsaması gerektiğini vurguladı. İspanya’daki güncel gelişmeler ve sanayi dinamikleri, Türkiye’nin bu ülkelerle kuracağı temasların niteliği açısından büyük önem arz ediyor.
Yazıcı, mevcut ilişkilerin her iki tarafın da zarara uğrayacağı bir sürece evrilmemesi gerektiğinin altını çizerek, “Mevcut ‘kazan-kazan’ ilişkisi her iki tarafın da kaybedeceği bir ‘kaybet-kaybet’ tablosuna dönüşmemeli. Biz ‘made in EU’ konusunda Türkiye’nin aleyhine bir karar beklemiyoruz” dedi. Sektörün bu direnci, sadece üretim kapasitesini değil, aynı zamanda işe iade davalarıyla ilgili yasal süreçler gibi dolaylı etkileri olan devasa bir istihdam alanını da koruma altına almayı amaçlıyor.
Türkiye’nin Avrupa otomotiv üretim zincirindeki entegrasyonunu korumak amacıyla, önümüzdeki dönemde Brüksel ve üye başkentler arasında yoğun bir lobi faaliyeti yürütülmesi bekleniyor.



