⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 385
🕐 Son Güncelleme: 22.10.2026 16:24
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Abdullah Öcalan, DEM Parti heyetiyle görüşmesinde Yavuz Sultan Selim ve İdris-i Bitlisi ittifakını Türk-Kürt birlikteliğine tarihsel referans olarak gösterdi.
- Eski DTP Dersim Milletvekili Şerafettin Halis, bu önerinin Aleviler yerine İdris-i Bitlisi’yi referans alan bir zeminde eleştirilmesi gerektiğini belirtti.
- Tartışma, tarihsel olayların sınıf bilinci ve kimlik siyaseti ekseninde yeniden değerlendirilmesine yol açtı.
Türkiye’nin siyasi gündeminde tarihsel referanslar üzerinden yürüyen tartışmalara bir yenisi eklendi. Abdullah Öcalan’ın DEM Parti İmralı Heyeti ile yaptığı görüşmede Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisi ittifakını bugünkü Türk-Kürt birlikteliği için tarihsel bir dayanak olarak göstermesi, siyaset kulislerinde ve sol-demokrat çevrelerde geniş yankı uyandırdı. Konunun ilk olarak medya gündemine taşınmasının ardından, içeriden gelen eleştiriler tartışmanın boyutunu değiştirdi.
Tarihsel İttifak Tartışmasının Arka Planı
Öcalan’ın geçmiş dönemdeki mektuplarında ve son görüşmelerinde dile getirdiği Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisi ittifakı vurgusu, Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluş ve genişleme süreçlerindeki etnik ve mezhepsel dinamikleri yeniden tartışmaya açtı. Ridaniye, Mercidabık ve Çaldıran savaşlarının Kürt-Osmanlı ittifakının bir ürünü olduğu yönündeki değerlendirmeler, tarihçiler ve siyasi aktörler arasında farklı yorumlara neden oldu.
Konuyu derinlemesine ele alan analizlerde, bu dönemin sadece “Türkler ile Kürtlerin ittifakı” şeklinde okunmasının sınıf bilincini ve dönemin toplumsal çelişkilerini göz ardı ettiği ifade edildi. Benzer şekilde, siyaset dilinde tehdit söylemi gibi kavramların da tartışıldığı bu dönemde, kimlik siyasetinin sınıf mücadelelerini ve toplumsal tabakaların farklı çıkarlarını perdelediği vurgulandı.
Şerafettin Halis’ten “İdris-i Bitlisi” Vurgulu İtiraz
Tartışmalara içeriden katılan isimlerden biri olan eski DTP Dersim Milletvekili Şerafettin Halis, yapılan değerlendirmelere dair eleştirilerini kamuoyuyla paylaştı. Öcalan’ın Alevilerin tarihsel hafızasını ve kaygılarını ciddiye alması gerektiğine yönelik açıklamalarını hatırlatan Halis, bu argümanların inandırıcılıktan uzak kaldığını savundu.
Halis, eleştirisinde Öcalan’ın önerdiği tarihsel modelin muhatap alınması gereken kesimlerin yanlış seçildiğine dikkat çekerek şu tespiti yaptı: Öneri Alevilere değil, doğrudan İdris-i Bitlisicilere yöneltilmeliydi. Bu bağlamda, ülkenin geçmişindeki toplumsal olaylar ve tarihi yapıların yeniden ihyası gibi kültürel hafıza unsurları, farklı siyasi kesimler tarafından kendi perspektiflerinden yorumlanmaya devam ediyor.
Kimlik Siyaseti ve Sınıf Çelişkileri
Uzmanlar, son yarım asırda neoliberal politikaların etkisiyle sınıf çelişkilerinin görünmez kılındığını ve siyasetin büyük ölçüde kimlikler üzerinden okunmaya başlandığını belirtiyor. Osmanlı sarayının tüm Türkleri, Kürt bey ve aşiret reislerinin ise tüm Kürtleri temsil etmediği gerçeği, tarihsel ittifak tartışmalarının merkezinde yer alıyor. Sarayın karşısında vergi ve merkezileşme baskısıyla mücadele eden Türkmen köylüleri ile Kürt yoksullarının çıkarlarının göz ardı edilmesi, eleştirilerin odağını oluşturuyor.



