⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 358
🕐 Son Güncelleme: 22.10.2026 01:01
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İstanbul Esenyurt’taki Kıraç Cemevi için başlatılan tahliye süreci, Alevi Bektaşi Federasyonu tarafından sert bir dille protesto edildi.
- Federasyon, cemevinin halkın kendi emeği ve maddi katkılarıyla var edildiğini belirterek tahliye kararının antidemokratik olduğunu savundu.
- Açıklamada, ibadethanelere kayyım atanmaması ve inanç özgürlüğünün korunması çağrısı yapılarak toplumsal barışın zedelenmemesi istendi.
İstanbul’un Esenyurt ilçesine bağlı Kıraç semtinde bulunan Kıraç Cemevi için başlatılan tahliye süreci, Alevi toplumunda ve sivil toplum kuruluşlarında büyük bir tartışma başlattı. Alevi Bektaşi Federasyonu, cemevine yönelik yürütülen tahliye ve mülkiyet süreçlerine karşı yazılı bir açıklama yayımlayarak, kararın toplumsal rızaya dayanmadığını ve inanç özgürlüğünü tehdit ettiğini ifade etti.
“Alevi Toplumunun Bu Karara Rızası Yoktur”
Alevi Bektaşi Federasyonu tarafından yapılan açıklamada, Kıraç Cemevi’nin sadece bir bina değil, halkın kolektif emeğiyle yükselmiş bir inanç merkezi olduğu vurgulandı. Federasyon, cemevinin inşasında ve ayakta tutulmasında bölge halkının büyük özverisi olduğunu belirterek, tahliye sürecinin “gasp” niteliği taşıdığını öne sürdü. Yapılan açıklamada, “O bölgede yaşayan canların rızası olmadan yürütülen hiçbir hizmetin Hak katında da toplum vicdanında da karşılığı yoktur” ifadelerine yer verildi.
Federasyon, cemevlerinin resmi kayıtlardaki statüsünden bağımsız olarak, Alevi toplumunun öz mülkü olduğunu savundu. Bu süreçte hukuki mekanizmaların işleyişine de değinilen açıklamada, meselelerin yargı çevrelerinin şeffaf ve adil yaklaşımlarıyla çözülmesi gerektiği, ancak mevcut durumun toplumsal huzuru bozma riski taşıdığı belirtildi.
İbadethanelere Kayyım Atanmasına Karşı Sert Uyarı
Açıklamanın en dikkat çekici kısımlarından biri de ibadethanelerin yönetimine yönelik kayyım atama ihtimaline verilen tepki oldu. Federasyon, cemevlerinin siyasi hesaplara veya ticari amaçlara alet edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Cemevlerimiz ticarethane değildir” mesajını verdi. İbadethanelerin kamu gücü kullanılarak başka kurumlara devredilmeye çalışılmasının, adalete olan güveni sarsacağı ifade edildi.
Bölgedeki taşınmazın durumu ve mülkiyet hakları üzerindeki belirsizliklerin, inanç grupları arasında gerilimi tırmandırabileceği uyarısında bulunuldu. Federasyon, demokratik bir toplumda inanç mekanlarının korunması gerektiğini belirterek, bu vahim hatadan derhal dönülmesi çağrısında bulundu.
Toplumsal Barış ve İnanç Özgürlüğü Vurgusu
Sonuç olarak, Alevi Bektaşi Federasyonu, Kıraç Cemevi’nin tahliye edilmesine karşı kararlı bir duruş sergilediklerini belirtti. İbadethanelerin rant ve tahakküm alanı olmaması gerektiğini savunan federasyon, sürecin Alevi hukuku ve tarihsel ilkeler çerçevesinde, toplumun rızası alınarak yönetilmesi gerektiğini yineledi. Kamu gücünün inanç özgürlüğü aleyhine kullanılmaması yönündeki bu çağrı, bölgedeki toplumsal dinamikler açısından kritik bir önem taşıyor.



