⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 442
🕐 Son Güncelleme: 22.10.2026 09:11
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Brüksel’deki konuşmasının ardından Yunanistan’ın TA NEA gazetesine röportaj vererek iki ülke arasındaki kritik başlıkları değerlendirdi.
- Fidan, Mayıs 2023’ten bu yana Ege Denizi’nde gerilimin azaldığını ve tarafların güven artırıcı adımlar atmaya odaklandığını belirtti.
- Röportajda, Yunanistan’ın karasularını 12 mile çıkarma ihtimaline karşı Türkiye’nin tutumu ve Ege’deki siyasi irade ihtiyacı vurgulandı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Brüksel’de Avrupa Politika Merkezi’nde gerçekleştirdiği önemli konuşmanın ardından Yunanistan’ın önde gelen yayın organlarından TA NEA gazetesine kapsamlı bir röportaj verdi. Fidan, Türkiye ile Yunanistan arasındaki diplomatik ilişkileri, Ege Denizi’ndeki deniz yetki alanları tartışmalarını ve bölgesel iş birliği potansiyellerini mercek altına aldı.
İlişkilerde Güven Artırıcı Adımlar ve Ege’nin Durumu
Bakan Fidan, iki ülke arasındaki ilişkilerin Mayıs 2023 tarihinden itibaren yeni bir evreye girdiğini ifade etti. Mevcut hükümetlerin sorunları çözme, gerginlikten kaçınma ve güven artırıcı önlemler alma konusunda ortak bir yaklaşım benimsediğini belirten Fidan, Ege’nin son üç yılda çok daha sakin bir atmosfere sahip olduğunu vurguladı. Fidan, “En azından artık it dalaşımız yok. Ege, son yıllarda daha sakin bir yer haline geldi,” diyerek diplomatik iklimdeki iyileşmeye dikkat çekti.
Ancak Bakan Fidan, Yunanistan’ın iç siyasetindeki dinamiklerin çözüm sürecini zorlaştırabileceğine dair önemli bir tespitte bulundu. Yunan siyasetinde Türkiye karşıtı söylemlerin bir tür “aspirin” gibi kullanıldığını belirten Fidan, bu durumun cesur kararlar alınmasını engellediğini söyledi. Bu noktada yapılan dil ve siyaset analizi, Yunan iç siyasetindeki retoriğin nasıl şekillendiğini anlamak açısından kritik önem taşıyor.
12 Mil Tartışması ve Casus Belli Riski
Röportajın en dikkat çekici bölümlerinden biri, Yunanistan’ın karasularını 12 deniz miline çıkarma ihtimaline yönelik Türkiye’nin duruşuydu. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 1995 yılında aldığı karar doğrultusunda, Ege’deki anlaşmazlıklar çözülmeden karasularının genişletilmesinin ciddi sonuçları olabileceğini hatırlatan Fidan, bu durumun Yunanistan tarafından bir “savaş nedeni” (casus belli) olarak yorumlanabileceğine değindi.
Bakan Fidan, Ege’deki suların ve deniz yetki alanlarının nihai bir çözüme kavuşması için her iki taraftan da güçlü bir siyasi liderlik gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde, her Yunan hükümetiyle diyalog kurmaya ve sorunları çözmeye hazır olduğunu ancak Atina tarafının siyasi maliyetleri göze alma konusunda çekimser kaldığını dile getirdi.
Bölgesel İş Birliği ve Enerji Diplomasisi
Fidan, sadece Ege değil, Doğu Akdeniz ve Libya ile yapılan deniz yetki alanları anlaşmaları gibi stratejik konularda da Türkiye’nin kararlı tutumunu sürdürdüğünü belirtti. Bölgesel istikrarın sağlanması adına enerji iş birliklerinin de önemli bir rol oynayabileceğini ifade eden Bakan, Türkiye’nin stratejik projelerini hayata geçirme konusundaki kararlılığını koruduğunu vurguladı. Bu süreçte Türkiye’nin yürüttüğü nükleer santral projeleri gibi enerji hamleleri, ülkenin bölgesel bir enerji merkezi olma vizyonunun bir parçası olarak görülüyor.
Sonuç olarak Bakan Fidan, Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde kalıcı barış ve çözümün ancak gerçekçi yaklaşımlar ve siyasi cesaretle mümkün olabileceği mesajını verdi.



