⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 465
🕐 Son Güncelleme: 22.10.2026 11:35
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- ABD Senatosu ve Temsilciler Meclisi’ndeki Demokrat liderler, Trump yönetimine karşı Washington Bölge Mahkemesi’nde dava açtı.
- Dava, California’da 20 bin seçmenin oy pusulalarının “vatandaşlık şüphesi” gerekçesiyle engellenmesi ve yerel yetkililerin tehdit edilmesi iddialarını içeriyor.
- Trump yönetimi ise bu adımların seçim güvenliğini korumak amacıyla atıldığını savunarak iddiaları reddetti.
Amerika Birleşik Devletleri’nde ara seçimler yaklaşırken, siyasi arenada hukuki bir savaş patlak verdi. Demokrat Parti’nin üst düzey yetkilileri, Trump yönetiminin seçim süreçlerine müdahale ettiği ve seçmen haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle Washington Bölge Mahkemesi’ne 44 sayfalık kapsamlı bir dava dilekçesi sundu. Demokrat Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer ve Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Hakeem Jeffries tarafından desteklenen dava, federal hükümetin eyaletlerin seçim yetkilerine müdahale ettiği iddiası üzerine kurulu.
20 Bin Seçmenin Oy Hakkı Tehlikede mi?
Dava dilekçesinde öne çıkan en kritik iddia, Adalet Bakanlığı’nın 13 Ekim tarihinde California eyaletinde gerçekleştirdiği operasyonel taleplerle ilgili. Demokratlar, Adalet Bakanlığı’nın “vatandaş olmadıkları şüphesiyle” yaklaşık 20 bin kayıtlı seçmenin oy pusulalarının alıkonulmasını veya sayılmamasını talep ettiğini ileri sürüyor. Bu durumun, kriterleri karşılayan ancak hatalı listeler nedeniyle risk altında kalan ABD vatandaşlarının demokratik haklarını kullanmasını engellediği savunuluyor.
Dilekçede ayrıca, Trump yönetiminin bu taleplerine uymayan eyalet ve yerel seçim yetkililerini “hapis cezasıyla tehdit ederek” baskı altına almaya çalıştığı belirtiliyor. Trump yönetiminin siyasi tarzı ve Trump’ın sert tutumu, daha önce de çeşitli siyasi krizlerin merkezinde yer almıştı. Şimdi ise bu sert tutumun seçim güvenliği adı altında hukuka aykırı bir boyuta taşındığı iddia ediliyor.
Yürütme Organının Yetki Sınırları Tartışılıyor
Hukuki süreçte Demokratlar, Başkan Trump’ın yanı sıra Adalet Bakanlığı ve İç Güvenlik Bakanlığı’nı (DHS) doğrudan suçluyor. Dilekçeye göre, bu kurumlar vatandaşlık şüphesi taşıyan kişilerin seçmen listelerinden çıkarılması için hukuka aykırı talimatlar vermekle ve seçim görevlilerini cezai kovuşturma ile korkutmakla itham ediliyor. Demokratlar, yürütme organının eyaletlerin seçmen listelerini denetleme veya kimin oy kullanabileceğine dair nihai karar verme yetkisine sahip olmadığını vurguluyor.
Adalet Bakanlığı ve İç Güvenlik Bakanlığı gibi devlet kurumlarının stratejik hamleleri ve yetki alanları, ABD anayasal sisteminde her zaman hassas bir denge unsuru olmuştur. Bu davada da temel tartışma, federal hükümetin seçimlerin bütünlüğünü koruma görevi ile eyaletlerin özerk hakları arasındaki ince çizgide yaşanıyor.
Beyaz Saray’dan Sert Yanıt: “Seçim Güvenliği Şart”
Trump yönetiminden gelen açıklamalar ise iddiaları kesin bir dille reddediyor. Adalet Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, yürütülen tüm işlemlerin federal hukuka uygun olduğu ve asıl amacın seçimlerin bütünlüğünü korumak olduğu ifade edildi. Bakanlık, oy kullanma yetkisine sahip gerçek vatandaşların oylarının sayılmasının yasal bir zorunluluk olduğunu hatırlattı.
Beyaz Saray Sözcü Yardımcısı Lauren Bis de konuya ilişkin yaptığı açıklamada Demokratları sert bir dille eleştirdi. Bis, Demokratların “sağduyuya dayalı seçim güvenliği tedbirlerine karışmaya çalıştığını” belirterek, “Seçimlerimizde yasa dışı oy kullanan herkes sorumlu tutulacaktır” diyerek yönetimin kararlılığını dile getirdi. Mahkemenin vereceği karar, ABD’deki seçimlerin geleceği ve federal hükümetin seçim süreçlerindeki yetki sınırları açısından tarihi bir dönüm noktası olacak.



