⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 396
🕐 Son Güncelleme: 22.10.2026 06:14
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İstanbul Başakşehir’deki hâkim-savcı lojmanlarında ölü bulunan Özlem Yıldız’ın ölümüne ilişkin Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu sonuçlandı.
- Raporda Yıldız’ın kanında metamfetamin ve amfetamin maddeleri ile boynundaki ipte kaynağı henüz belirlenemeyen bir erkek DNA’sı tespit edildi.
- Soruşturma kapsamında tutuklu bulunan eski savcı Ergün Güçlü’nün “intihar” iddiası ile yeni deliller arasındaki çelişki devam ediyor.
İstanbul Başakşehir’de bulunan hâkim-savcı lojmanlarında meydana gelen ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran Özlem Yıldız’ın ölümüne ilişkin yargı süreci devam ederken, Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından hazırlanan kapsamlı rapor tamamlandı. 28 Temmuz 2026 tarihinde gerçekleşen trajik olayın ardından yürütülen soruşturmada, ölümün nedenine ve olayın oluş şekline ışık tutacak kritik bulgular ortaya çıktı.
ATK Raporundaki Kritik Bulgular: DNA ve Madde Tespiti
Adli Tıp Kurumu tarafından gerçekleştirilen incelemeler sonucunda, Özlem Yıldız’ın vücudunda ve olay yerindeki materyallerde dikkat çekici sonuçlara ulaşıldı. Rapora göre, Yıldız’ın kan örneklerinde metamfetamin ve amfetamin maddeleri tespit edildi. Uzmanlar, bu maddelerin varlığının intihar ihtimalini destekleyen bir unsur olabileceğini belirtse de, ölümün kesin nedenini tek başına kanıtlamaya yetmediğini vurguladı.
Boyundaki İpte Belirsiz DNA İzleri
Olayın en gizemli kısmı ise Yıldız’ın boynuna dolanan ip üzerinde yapılan incelemelerle netleşti. Yapılan laboratuvar çalışmalarında, ip üzerinde bir erkek DNA’sı bulundu. Ancak, söz konusu DNA örneğinin tutuklu bulunan eski Cumhuriyet Savcısı Ergün Güçlü’ye mi yoksa olay yerinde bulunmayan başka bir erkeğe mi ait olduğu henüz kesinleştirilemedi. Bu durum, soruşturmanın seyrini değiştirebilecek bir belirsizlik olarak kayıtlara geçti. Delil toplama ve analiz süreçlerindeki bu hassasiyet, tıpkı Microsoft’un yapay zeka destekli siber güvenlik duyurularında vurguladığı teknolojik titizlikle, adli süreçlerin ne denli karmaşık hale gelebileceğini gösteriyor.
Savcının İddiası ve Soruşturmanın Seyri
Olayın meydana geldiği lojmanlarda Özlem Yıldız ile birlikte ikamet eden eski Cumhuriyet Savcısı Ergün Güçlü, emniyet birimlerine verdiği ifadede olayın bir intihar olduğunu ileri sürmüştü. Güçlü, Yıldız’ı tavandaki askıya bağlı halde bulduğunu, onu kurtarmaya çalışırken bir kaza yaşandığını savunmuştu. Ancak ATK raporundaki DNA bulgusu, “intihar” savunması ile “cinayet” şüphesi arasındaki ince çizgiyi daha da belirsizleştirdi.
Güvenli yaşam alanlarının ve toplumsal huzurun önemine dair yapılan Türkiye’de şehir planlaması ve okul güvenliği sorunları gündemde olan tartışmalar, bu tür lojman içi olayların yarattığı güvenlik endişelerini de beraberinde getiriyor. Adli makamlar, DNA profilinin eşleşmesi ve uyuşturucu maddelerin kullanım geçmişine yönelik derinlemesine incelemelerini sürdürüyor.
Soruşturma kapsamında, ip üzerindeki DNA’nın kime ait olduğunun tespiti için ek analizlerin yapılması bekleniyor. Dosya, savcılık tarafından cinayet şüphesi ve intihar ihtimali ekseninde titizlikle incelenmeye devam edecektir.



