⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 413
🕐 Son Güncelleme: 23.10.2026 16:50
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), ABD’nin uyguladığı yaptırımların mahkemenin günlük işleyişini zorlaştırdığını belirterek, Avrupa Birliği’nden (AB) acil koruma adımları atmasını istedi.
- UCM yetkilisi Zavala Giler, ABD yaptırımları nedeniyle bankacılık ve teknoloji tedarik süreçlerinde yaşanan belirsizliklerin, Mahkeme ile çalışan STK’lar üzerinde büyük bir caydırıcı etki yarattığını ifade etti.
- Mahkeme yönetimi, Avrupa’nın mali egemenliğini korumak adına “blocking statute” (engelleme tüzüğü) mekanizmasının devreye alınmasını veya en azından şirketlere güvence mektupları verilmesini talep ediyor.
Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), ABD tarafından uygulanan yaptırımların kurumsal işleyiş üzerindeki baskısını artırması üzerine Avrupa Birliği’ne (AB) yönelik kritik bir çağrıda bulundu. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ın Mahkeme’ye yapacağı ziyaret öncesinde konuşan UCM yetkilisi Zavala Giler, mevcut belirsizliğin Mahkeme’nin hukuki ve idari faaliyetlerini sürdürülemez bir noktaya getirdiğini vurguladı.
Yaptırımların Operasyonel Etkileri
Zavala Giler, ABD’li teknoloji sağlayıcılarına olan bağımlılığı azaltmak için 6 aylık bir yazılım dönüşümü ve dolara olan bağımlılığı kırmak için 20 aylık bir hazırlık süreci yürüttüklerini açıkladı. Ancak sadece teknik altyapı değişikliği yeterli değil. Bankacılık sisteminde yaşanan tıkanıklıklar, Mahkeme’nin onlarca banka ile çalışırken birkaç bankaya düşmesine neden oldu. Bu durum, Avusturya’da banka hatasıyla 120 bin euro alan öğrencinin iade süreci gibi bireysel vakalardan çok daha karmaşık bir kurumsal krizin habercisi niteliğinde.
AB’den Beklenen Somut Adımlar
UCM yönetimi, AB Komisyonu’nun net bir duruş sergilememesinin şirketleri ve STK’ları ciddi bir risk altında bıraktığını savunuyor. Giler, “Artık ABD’li teknoloji şirketlerine güvenemem” diyerek, Mahkeme’nin dijital ve finansal egemenliğini korumak için AB’nin “blocking statute” (engelleme tüzüğü) mekanizmasını aktif hale getirmesi gerektiğini belirtti. Bu mekanizma, AB merkezli şirketlerin ABD yaptırımlarına uymasını yasal olarak engelleyerek Mahkeme’nin faaliyetlerine devam etmesine olanak tanıyacak.
Öte yandan, uluslararası arenadaki bu gerilimler, Rusya ve Ukrayna arasında 270 kişilik karşılıklı esir takası gerçekleşti haberiyle gündeme gelen çatışma bölgelerindeki hukuk arayışlarını da doğrudan etkiliyor. Mahkeme’nin bağımsızlığı, savaş suçlarının yargılanması sürecinde kilit bir öneme sahip.
Gelecek Beklentisi ve Mali Egemenlik
Zavala Giler, AB’nin ABD ile diyaloğa öncelik vermesinin Mahkeme’yi korumak için bir “bekleme süresi” olarak yorumlanmaması gerektiğini ifade etti. Mahkeme’nin Avrupa’da, avro cinsinden ve ABD bağlantısı olmadan işlem yapabilme kabiliyetinin, Avrupa’nın kendi mali egemenliğini de test eden bir süreç olduğu belirtiliyor. Eğer AB, UCM’nin faaliyetlerini destekleyen STK’lara ve tedarikçilere gerekli hukuki korumayı sağlamazsa, Mahkeme’nin işlevselliği ciddi şekilde zarar görebilir.
Son olarak, İsrail’de 27 Ekim seçimleri öncesi koalisyon belirsizliği sürüyor olması gibi küresel siyasi konjonktürler, UCM üzerindeki siyasi baskının önümüzdeki dönemde daha da artabileceğine işaret ediyor.



