⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 428
🕐 Son Güncelleme: 24.10.2026 17:01
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Almanya merkezli Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB), Türkiye’de görev yapan gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklama kararlarına karşı resmi bir açıklama yayımladı.
- Birlik Başkanı Recai Aksu, gazeteciliğin bir suç olmadığını vurgulayarak, tutuklu bulunan meslektaşlarının derhal serbest bırakılması gerektiğini belirtti.
- Açıklamada ayrıca, medya üzerindeki siyasi ve ekonomik baskıların son bulması için muhalefet partilerine de daha kararlı bir duruş sergileme çağrısında bulunuldu.
Almanya merkezli faaliyet gösteren Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB), Türkiye’deki basın özgürlüğü ortamına ilişkin endişelerini dile getirerek önemli bir deklarasyon yayımladı. Birlik, son dönemde gazetecilere yönelik artan gözaltı, tutuklama ve sansür uygulamalarına karşı sert bir tepki göstererek, cezaevinde bulunan basın mensuplarının bir an önce serbest bırakılması talebinde bulundu.
“Gazetecilik Suç Değildir”
Birlik Başkanı Recai Aksu’nun imzasıyla kamuoyuna duyurulan açıklamada, gazetecilerin mesleki faaliyetleri nedeniyle hedef alınmasının demokratik değerlerle bağdaşmadığı vurgulandı. Aksu, yaptığı açıklamada, “Gazetecilik bir suç değildir; dolayısıyla gazeteciler mesleklerini icra ettikleri için tutuklanamazlar” ifadelerini kullanarak, basın özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini hatırlattı. Medya kuruluşlarına yönelik müdahalelerin ve sansür uygulamalarının kabul edilemez olduğunu belirten birlik, basın meslek örgütlerinin bu baskılara karşı toplu bir duruş sergilemesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye’de medya dünyasındaki hareketlilik ve hukuki süreçler yakından takip edilirken, Beyaz TV Ankara merkezine yönelik incelemeler gibi medya kurumlarını doğrudan ilgilendiren gelişmeler, basın özgürlüğü tartışmalarını yeniden gündeme taşıyor. ATGB, bu tür operasyonların ve hukuki süreçlerin basın üzerindeki baskı unsuru olarak kullanılmaması gerektiğini savunuyor.
Muhalefete Kararlı Duruş Çağrısı
ATGB sadece hükümet politikalarına değil, aynı zamanda muhalefet partilerinin tutumuna da dikkat çekti. Basın özgürlüğü konusunda muhalefetin daha duyarlı, kararlı ve somut adımlar atan bir profil çizmesi gerektiği belirtildi. Medya üzerindeki siyasi ve ekonomik baskıların sona ermesinin, ancak tüm siyasi aktörlerin bu konuda ortak bir irade göstermesiyle mümkün olabileceği ifade edildi.
Dünya genelinde basın ve ifade özgürlüğüyle ilgili yaşanan gerilimler, farklı ülkelerde de yankı bulmaya devam ediyor. Örneğin, Fransa’daki protestolar sırasında yaşanan gözaltılar gibi küresel örnekler, toplumsal hareketlerin ve ifade biçimlerinin hukuk çerçevesinde nasıl değerlendirildiğine dair tartışmaları beraberinde getiriyor. ATGB, Türkiye’deki durumun demokratik bir toplumun temel taşı olan düşünce özgürlüğünü zedelediğini savunuyor.
Demokratik Toplumun Temel Taşı: Basın Özgürlüğü
Açıklamanın sonuç bölümünde, gazetecileri hedef göstermenin ve tehdit etmenin bir suç olduğu hatırlatıldı. Basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun en temel yapı taşı olduğu vurgulanırken, tüm meslektaşların haklarını savunmaya devam edecekleri mesajı verildi. Hukuki süreçlerin titizlikle takip edilmesi gerektiği, tıpkı yargı süreçlerinin kamuoyu tarafından izlenmesi gibi, gazetecilerin durumunun da uluslararası kamuoyu tarafından yakından izlendiği belirtildi.
Avrupa Türk Gazeteciler Birliği, basın özgürlüğünün sağlanması adına hem yerel hem de uluslararası düzeyde faaliyetlerine devam edeceğini ilan etti.



