Gündem

Kahramanmaraş’ta 45 Yıllık Bakırcılık Geleneği Yaşatılıyor

Kahramanmaraş'ta 45 yıldır bakırcılık yapan Orhan Kavasoğlu, geleneksel yöntemlerle bakır kazanlar üreterek yok olmaya yüz tutmuş bir zanaatı yaşatıyor.

OKUMA AYARLARI
Kahramanmaraş'ta 45 Yıllık Bakırcılık Geleneği Yaşatılıyor
Kahramanmaraş'ta 45 Yıllık Bakırcılık Geleneği Yaşatılıyor
📍 Konum: Kahramanmaraş, Türkiye
⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 433
🕐 Son Güncelleme: 24.10.2026 01:02

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • Kahramanmaraş Bakırcılar Çarşısı’nda 45 yıldır zanaatını sürdüren Orhan Kavasoğlu, geleneksel yöntemlerle bakır kazanlar üretmektedir.
  • El emeği ve yoğun sabır gerektiren üretim süreci, binlerce çekiç darbesiyle gerçekleşmekte ve gıda üreticilerine hitap etmektedir.
  • Endüstriyel üretim ve gençlerin ilgisizliği nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan mesleğin gelecek kuşaklara aktarılması hedeflenmektedir.

Kahramanmaraş’ın kültürel mirasının en önemli parçalarından biri olan bakırcılık, usta ellerde hayat bulmaya devam ediyor. Bakırcılar Çarşısı’nın deneyimli isimlerinden Orhan Kavasoğlu, henüz 7 yaşındayken çırak olarak adım attığı bu kadim mesleği, 45 yıldır büyük bir tutkuyla sürdürüyor. Kalfalık ve ustalık dönemlerinden geçen 52 yaşındaki Kavasoğlu, günümüzün dijitalleşen ve yapay zekanın üretim süreçlerine hakim olduğu dünyasında, çekiç ve örs ile geleneksel yöntemleri yaşatmaya çalışıyor.

Sabır ve Emekle Şekillenen Bakır Kazanlar

Özellikle lokum, helva, pekmez, şekerleme ve dondurma gibi geleneksel gıda üretimlerinde kullanılan bakır kazanlar, Kavasoğlu’nun uzmanlık alanı olarak öne çıkıyor. El emeğiyle üretilen bu kazanlar, Türkiye’nin dört bir yanındaki gıda üreticileri tarafından tercih ediliyor. Tıpkı bölgesel tarım ürünlerinin değerini koruması gibi, örneğin İzmir Ödemiş’te kestane hasadı ile geleneksel üretimin ekonomik değere dönüşmesi gibi, bakırcılık da hem kültürel hem de ekonomik bir değer taşıyor.

Binlerce Çekiç Darbesi, Tek Bir Eser

Bakır kazan üretiminin sadece fiziksel bir güç değil, aynı zamanda büyük bir sabır gerektirdiğini belirten Orhan Kavasoğlu, üretim sürecinin zorluklarını şu sözlerle anlatıyor: “Bir kazanın ortaya çıkması ortalama 2-3 gün sürüyor. Bir koyunun ya da keçinin kılını saymak ne kadar zorsa, vurduğumuz çekiç darbelerini saymak da o kadar zordur. Bir ürünü tamamlamak için binlerce, hatta milyonlarca kez çekiç vuruyoruz. Bu işin temelinde emek, sabır ve yılların getirdiği bir birikim yatıyor.”

Eskiden askeri birlikler ve cezaevleri için de büyük ölçekli yemek kazanları ürettiklerini hatırlatan usta, günümüzde paslanmaz çelik kazanların yaygınlaşmasıyla birlikte taleplerin değiştiğini ancak el işçiliğinin kalitesinin asla yerini tutmadığını vurguluyor. Türkiye’nin genelinde tüketim alışkanlıkları ve ilgi alanları değişirken, bazı konularda Türkiye’de çekirge aramalarında belirgin artış gibi farklı trendler gözlemlense de, geleneksel el sanatlarına olan ihtiyacın kültürel kimlik açısından kritik olduğu görülüyor.

Zanaatın Geleceği Tehlikede: Çırak Yetişmiyor

Kavasoğlu’nun en büyük üzüntüsü ise mesleğini devredebileceği gençlerin eksikliği. Genç neslin masa başı işleri tercih etmesi ve el sanatlarına olan ilginin azalması, bakırcılığın yok olma riskini beraberinde getiriyor. 45 yıllık meslek hayatı boyunca 5 çocuğunu okutan usta, zanaatın sadece maddi kazançla değil, bir miras bilinciyle sürdürülmesi gerektiğini savunuyor.

Ham madde maliyetlerinin yükseldiğini, bakırın kilogram fiyatının yaklaşık 870 lira seviyelerine ulaştığını belirten Kavasoğlu, buna eklenen yoğun işçilik maliyetinin ürünlerin fiyatını belirlediğini ifade ediyor. Buna rağmen, emeğin karşılığının sadece parayla ölçülemeyeceğini söyleyen usta, gücü yettiği sürece çekiç vurmaya devam ederek bu geleneği yaşatmak için mücadele edeceğini belirtiyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir