⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 403
🕐 Son Güncelleme: 24.10.2026 09:59
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İzmir Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde mahpuslara koğuş dışına çıkarken kimlik kartı taşıma zorunluluğu getirilmesi tepkilere yol açtı.
- Uygulamayı kabul etmeyen 57 yaşındaki mahpus Güzin Tolga, mart ayından bu yana süresiz açlık grevini sürdürüyor.
- Avukat Veysi Çetin, uygulamanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek duruma tepki gösterdi ve pilot bölge uygulamalarına dikkat çekti.
İzmir’de bulunan Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde mahpusların temel haklarına yönelik tartışmalı uygulamalara bir yenisi daha eklendi. Cezaevi yönetiminin 2025 yılının aralık ayından bu yana koğuşlardan dışarı çıkabilmek için mahpuslara “kimlik kartı” taşıma zorunluluğu getirmesi, cezaevinde kriz yarattı. Kart taşımayı reddeden mahpuslara disiplin cezaları verilirken, avukat ve ziyaretçi görüş yasakları gibi ağır tecrit koşulları devreye sokuldu.
Uygulamayı hak ihlali olarak değerlendiren ve kabul etmeyen 3 mahpus, mart ayında süresiz açlık grevine başladı. Bu isimlerden biri olan, 11 yıldır “örgüt üyeliği” suçlamasıyla tutuklu bulunan 57 yaşındaki alerjik astım ve yüksek tansiyon hastası Güzin Tolga‘nın açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Konuyla ilgili gelişmeler, kamuoyunda ve hukuk örgütlerinde geniş yankı uyandırırken yerel gelişmeler tıpkı Kartal Gümüşpınar Mahallesi Kentsel Dönüşüm Alanı İlan Edildi haberlerinde olduğu gibi idari kararların toplumsal etkilerini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Avukat Veysi Çetin’den Sert Tepki: “Nazi Kamplarını Hatırlatıyor”
Güzin Tolga’nın hukuki süresini takip eden avukatı Veysi Çetin ve vasisi Lezan Caner, cezaevindeki insan hakları ihlallerine ve psikolojik baskılara dikkat çekti. Avukat Veysi Çetin, kimlik kartı dayatmasının hiçbir hukuki temelinin bulunmadığını vurgulayarak, uygulamanın mahpusları kimliksizleştirme amacı taşıdığını ifade etti.
Çetin açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Tutsakların kimlik taşıması zorunlu kılındı ve bunu reddedenlere koğuştan çıkarılmama cezası verildi. Yaklaşık 5 ay boyunca avukat görüşleri dahi engellendi. Adalet Bakanlığı’na yaptığımız başvurulardan sonuç alamadık. Şakran Cezaevi pilot bölge seçilerek bu uygulama hayata geçirildi. Nazi döneminde toplama kamplarındaki insanlara sarı yıldız takarlardı. Bu kimlik dayatması da tarihi belleğimizde benzer bir psikolojik cezalandırma yöntemini, Nazi kamplarını ve insanları kimliksizleştirme politikasını akıllara getiriyor.”
Hukuki Süreç ve Hak Mücadelesi Sürüyor
Cezaevi savcılığı ve Cumhuriyet Başsavcılıkları ile yapılan görüşmeler neticesinde, aylar sonra avukat ve vasi görüş yasağında kısmi esnemeler sağlansa da, diğer hak kısıtlamaları ve tecrit uygulamaları tüm hızıyla devam ediyor. Mahpuslar, gardiyanlarca zaten eşlik edildiklerini ve kim olduklarının bilindiğini belirterek bu keyfi dayatmayı reddediyor.
Uzmanlar ve sivil toplum kuruluşları, benzer idari kararların kamusal alanda yarattığı gerilimlere dikkat çekerken, süreç yakından takip ediliyor. Ülke genelindeki idari ve hukuki düzenlemeler, tıpkı Memurların Kurumlar Arası Geçici Görevlendirmesinde Yeni Dönem haberinde olduğu gibi farklı sektörlerde ve kurumlarda da yeni tartışma başlıkları yaratmaya devam ediyor.



