⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 449
🕐 Son Güncelleme: 26.10.2026 04:39
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Ankara’nın Beypazarı ilçesi Doğanyurt köyünde, bir maden şirketinin Kalker Ocağı ve kırma-eleme tesisi kurma girişimi yerel halkın büyük tepkisini çekiyor.
- Yargıtay tarafından verilen iptal kararlarına rağmen şirketin, uygulama alanının sınırlarını değiştirerek yeni başvurular yapması ve süreci devam ettirmesi tartışılıyor.
- Bölgedeki ağaç fosilleri ve yerleşim yerlerine olan yakınlık, maden faaliyetlerinin ekolojik ve yapısal riskler taşıdığını gösteriyor.
Ankara’nın tarihi ve doğal dokusuyla öne çıkan Beypazarı ilçesine bağlı Doğanyurt köyü, madencilik faaliyetleri nedeniyle büyük bir çevre mücadelesinin merkez üssü haline geldi. 2022 yılından bu yana bölgede Kalker Ocağı ve kırma, eleme tesisi açmak isteyen Yusuf Ağa Maden şirketi, köylülerin ve çevre savunucularının kazandığı hukuki zaferlere rağmen projesini hayata geçirmek için ısrarcı davranıyor. Sit alanı niteliği taşıyan bölge, hem kültürel mirası hem de tarımsal potansiyeliyle korunması gereken bir alan olarak dikkat çekiyor.
Yargı Kararlarına Rağmen Maden Israrı
Proje süreci, 2022 yılında alınan “ÇED gerekli değildir” kararıyla başlamış ancak çevrecilerin ve köy sakinlerinin açtığı davalar sonucunda iptal edilmişti. Şirketin Yargıtay’a yaptığı itirazlar da sonuçsuz kalarak karar köylülerin lehine onandı. Ancak, Türkiye’de siyasi süreçler ve yargı kararları tartışılıyor denilecek düzeyde karmaşık bir strateji izleyen şirket, uygulama alanının sınırlarını değiştirerek yeni başvurular yapmaya başladı. Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği’nden orman mühendisi Ahmet Demirtaş, şirketin “ÇED gerekli değildir” kararı alabilmek adına alanı 25 hektarın altında göstermeye çalıştığını, ancak karar iptal edilince bu kez alanı genişleterek yeniden başvurduğunu belirtti.
20 Ekim 2026 tarihinde köyde gerçekleştirilen bilgilendirme toplantısı, Doğanyurt sakinlerinin sert protestolarıyla karşılaştı. Maden ocağının köye ve doğaya vereceği zararlara karşı çıkan yaklaşık 80 köylü, “Maden istemiyoruz” yazılı dilekçelerini yetkililere teslim ederek kararlılıklarını ortaya koydu. Bölgede hayvancılık ve çiftçilikle geçimini sağlayan vatandaşlar, tarımsal girdi fiyatları ile mücadele ederken, bir de geçim kaynaklarının yok edilmesi riskiyle karşı karşıya kalmış durumda.
Ekolojik Riskler ve Yapısal Tehlikeler
Yapılan incelemeler, maden ocağının köy yerleşimine sadece 500 metre, kırma eleme tesisinin ise 300 metre mesafede planlandığını ortaya koydu. Demirtaş, bölgede yapılacak dinamit patlatmalarının ciddi bir yıkım riski taşıdığını vurguladı. 42 farklı noktada gerçekleştirilecek patlatmaların, köydeki evlerin temellerini sarsabileceği ve yerleşim yerlerini yaşanmaz hale getirebileceği ifade ediliyor. Bu durum, güvenlik standartları açısından iş güvenliği uzmanları iş kazalarındaki hukuki sorumluluklara tepki gösteriyor başlığı altındaki güvenlik endişelerini de beraberinde getiriyor.
Bölgedeki Tarihi Miras: Ağaç Fosilleri
Maden projesinin sadece bugünkü yaşamı değil, bölgenin milyonlarca yıllık tarihini de yok edebileceği belirtiliyor. Araştırmalar sırasında bölgede çok sayıda ağaç fosili tespit edildi. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’nden Prof. Dr. Ünal Akkemik tarafından hazırlanan resmi rapora göre; bölgede bataklık servisi, sekoya, çam, akçaağaç ve erguvan gibi türlere ait fosillerin bulunması, Doğanyurt’un bilimsel açıdan eşsiz bir jeolojik değere sahip olduğunu kanıtlıyor. Çevreciler, bu fosillerin ve ekosistemin korunması için maden faaliyetlerinin tamamen durdurulması çağrısında bulunuyor.



