⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 407
🕐 Son Güncelleme: 26.10.2026 15:47
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İstanbul Barosu seçimleri kapsamında bir araya gelen avukatlar; ekonomik kriz, mesleki güvencesizlik ve genel kurulda yaşanan şiddet olaylarına tepkilerini dile getirdi.
- Genç avukatlar geçim sıkıntısı ve işsizlik sorunlarına vurgu yaparken, kadın avukatlar ise maruz kaldıkları fiziksel ve psikolojik şiddete karşı güvenli bir baro talep etti.
- Baroların yalnızca meslek örgütü değil, toplumsal hak savunuculuğunun merkezi olması gerektiği mesajı öne çıkarıldı.
İstanbul Barosu’nda gerçekleştirilen seçimler, hukuk camiasının yaşadığı yapısal sorunları bir kez daha gündeme taşıdı. Genel kurul sürecinde dile getirilen talepler; ekonomik zorluklar, mesleki güvencesizlik ve avukatlara yönelik artan şiddet olayları etrafında yoğunlaştı. Avukatlar, baroların sadece yasal bir meslek örgütü değil, aynı zamanda toplumun hak arama mücadelesindeki en güçlü kale olması gerektiğinin altını çizdi.
Genç Avukatların Ekonomik Mücadelesi
Seçim sürecinde genç avukatların yaşadığı ekonomik kriz ve geçim sıkıntısı en dikkat çeken başlıklar arasında yer aldı. Av. Başak Belhan, genç meslektaşların ya işçi avukat ya da güvencesiz çalışan konumuna itildiğini belirterek, bu durumun mesleğe olan inancı zayıflattığını ifade etti. Benzer şekilde, Türkiye genelindeki ekonomik dalgalanmaların kamu çalışanları üzerindeki etkilerini Ocak 2027 memur maaş zammı beklentileri ile kıyaslayan uzmanlar, avukatlık mesleğinin de ciddi bir gelir adaletsizliği ile karşı karşıya olduğunu vurguluyor.
Av. Barış Can Güler ise, mevcut karanlık atmosferde hukukun baskı altında olduğunu belirterek, daha güçlü ve ses çıkaran bir baro yönetimi beklentisini dile getirdi. Güler, geçmiş dönemde adliye servisleri ve istihdam konusunda atılan somut adımların, yeni dönemde daha kapsamlı hale getirilmesi gerektiğini savundu.
Şiddetsiz Bir Baro ve Güvenli Çalışma Ortamı
Genel kurulun ilk gününde yaşanan gerginlikler ve bazı grupların saldırıları, kadın avukatlar tarafından sert bir dille eleştirildi. Saldırıya maruz kalan Av. Diren Cevahir Şen, baro çatısı altında dahi kadın avukatların hedef alındığını belirtti. Şen, “Baro, kadınların uğradığı şiddette onları yalnız bırakmamalıdır. Biz de yolda, iş yerinde, sokakta şiddete uğruyoruz, adliyede saldırıya uğruyoruz. Şiddetsiz bir baro istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Toplumsal Hak Savunuculuğu
Avukatların talepleri sadece ekonomik iyileştirmelerle sınırlı kalmadı. Baroların toplumsal muhalefetin merkezi olması gerektiği vurgulanırken, hak savunuculuğunun önemi üzerinde duruldu. Bu süreçte Defne Soyer’in kentsel dönüşüm davası gibi toplumsal davalara olan ilginin, baroların toplumsal meselelere bakış açısını yansıttığı ifade edildi. Ayrıca, Türkiye’nin genel güvenlik ve hukuk politikaları ile siber suçlarla mücadele operasyonları gibi devletin diğer alanlardaki uygulamaları da baroların denetleyici ve hak arayıcı rolünü daha kritik hale getiriyor.
Sonuç olarak, İstanbul Barosu üyeleri; mesleki onurun korunması, genç avukatların ekonomik olarak desteklenmesi ve şiddet dilinin baro bünyesinden tamamen temizlenmesi için somut politikalar beklediklerini genel kurulda açıkça beyan ettiler.



