⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 431
🕐 Son Güncelleme: 27.10.2026 12:26
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- 2027 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı kapsamında, Türkiye’nin savunma ve havacılık sektöründeki stratejik hedefleri ve projeleri güncellendi.
- Sektörün cirosu son 23 yılda 25 kat artışla 25 milyar dolara, ihracatı ise 40 kat artışla 10,1 milyar dolar seviyesine yükseldi.
- Gelecek dönemde kuantum, yapay zeka ve hipersonik teknolojiler gibi derin teknolojilere öncelik verilerek dışa bağımlılığın tamamen minimize edilmesi hedefleniyor.
Türkiye, savunma ve havacılık sektöründe yakaladığı ivmeyi 2027 yılına kadar daha ileri bir noktaya taşımaya hazırlanıyor. 2027 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı, sektördeki mevcut başarıyı sürdürülebilir kılmak ve küresel rekabet gücünü artırmak adına kapsamlı bir yol haritası sunuyor. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) verilerine göre, 2002 yılında yüzde 20 seviyelerinde olan yerlilik oranı, 2025 yılı itibarıyla yüzde 82,3 gibi tarihi bir seviyeye ulaştı.
Savunma Sanayisinde Ekonomik Büyüme ve İstihdam
Sektör, sadece askeri bir güç unsuru olmanın ötesinde, Türkiye ekonomisinin de lokomotifi konumuna geldi. Son 23 yılda ciro bazında 25 kat, ihracat bazında ise 40 kat büyüme kaydeden savunma ve havacılık sanayisi, bugün 10,1 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaştı. Proje bazlı çalışmaların yoğunluğu da dikkat çekiyor; SSB tarafından yürütülen proje sayısı 1500’e yaklaşırken, devam eden ihalelerle birlikte toplam proje hacmi 100 milyar dolar barajını aştı. Bu veriler, Savunma Sanayiinde 2027 Hedefi: Yüksek Yerlilik ve İhracat vizyonunun ne kadar kararlılıkla uygulandığını gözler önüne seriyor.
Geleceğin Teknolojileri: Derin Teknoloji Odaklı Dönüşüm
Türkiye, savunma sanayisinde sadece mevcut sistemleri geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda geleceğin harp sahasını şekillendirecek teknolojilere yatırım yapıyor. Kuantum teknolojileri, yapay zeka, otonom sistemler ve hipersonik teknolojiler, yeni dönem stratejilerinin merkezinde yer alıyor. Bu çığır açan teknolojilerde askeri ve sivil kullanıma yönelik projeler teşvik edilerek, kazanılan yetkinliklerin sivil sektöre yayılması amaçlanıyor.
Bu süreçte, sektörün AR-GE kapasitesi de kritik bir rol oynuyor. AR-GE çalışmalarına ayrılan kaynağın 3 milyar doların üzerine çıkması, Türkiye’nin teknolojik bağımsızlığını kazanma yolundaki kararlılığını pekiştiriyor. Öte yandan, ulusal güvenlik politikaları çerçevesinde DAEŞ operasyonunda 2 milyon 135 bin lira değerinde varlığa el konuldu gibi asayişi doğrudan etkileyen operasyonel süreçlerde de yerli teknolojilerin kullanımı, güvenlik birimlerinin elini güçlendiriyor. Benzer şekilde, Adalet Bakanı Gürlek: Üç İlde Yasa Dışı Bahis Operasyonu Düzenlendi açıklamalarında görüldüğü üzere, dijital izleme ve operasyonel takip süreçlerinde yerli yazılım ve donanım yetkinlikleri büyük önem taşıyor.
Stratejik Hedefler ve Sürdürülebilirlik
2027 yılına dair belirlenen politikalar, dışa bağımlılığı asgari seviyeye indirmeyi ve yerli sanayi kuruluşlarının yatırımlarını desteklemeyi hedefliyor. Nitelikli personel istihdamının 100 binin üzerine çıkması, savunma sanayisinin insan kaynağına yaptığı yatırımın bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Türkiye, bu stratejilerle küresel pazarda sadece bir alıcı değil, aynı zamanda teknoloji ihraç eden bir merkez haline gelmeyi amaçlıyor.



