⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 420
🕐 Son Güncelleme: 01.11.2026 12:55
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı (COP31), 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek.
- İyi Gelecek Sürdürülebilirlik Kurucusu Aslı Pasinli, sürdürülebilirliğin sadece bir raporlama veya kurumsal itibar meselesi değil, bir iş modeli dönüşümü olması gerektiğini savunuyor.
- Küresel iklim krizinin etkileri artarken, şirketlerin tek seferlik sosyal sorumluluk projeleri yerine, kalıcı ve ölçeklenebilir eylem planlarına odaklanması bekleniyor.
Küresel iklim kriziyle mücadelede stratejik adımların atılması gereken kritik bir döneme girilirken, gözler 2026 yılında Türkiye’de düzenlenecek olan dev zirveye çevrildi. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı (COP31), 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya‘da gerçekleştirilecek. Bu önemli zirve öncesinde, sürdürülebilirlik alanındaki dönüşümü mercek altına alan İyi Gelecek Sürdürülebilirlik Kurucusu Aslı Pasinli, sektördeki en büyük eksikliğin “eylem” olduğunu vurguladı.
Raporlamadan Gerçek Dönüşüme Geçiş
Sürdürülebilirlik süreçlerinin genellikle sadece mevzuata uyum veya kurumsal itibar yönetimi olarak ele alındığını belirten Pasinli, bu yaklaşımın risklerine dikkat çekti. Şirketlerin sürdürülebilirliği bir çıktı değil, bir amaç haline getirmesinin tehlikeli olduğunu ifade eden Pasinli, “Yol haritasını bilen ancak çeşitli engeller nedeniyle bunları yaşama geçiremeyen kurumların, bu engelleri kaldırmaya destek olunmasına ihtiyacı var” dedi.
İklim değişikliğinin somut etkileri dünya genelinde hissedilmeye devam ediyor. Örneğin, Bolivya’da El Nino kaynaklı kuraklık ve sel riski gibi ekstrem hava olayları, küresel ölçekte acil eylem çağrılarını güçlendiriyor. Pasinli, bir akademisyenin “Dünyanın yeni bir araştırmaya değil, eyleme ihtiyacı var” sözünü hatırlatarak, kurumsal dünyadaki raporlama odaklı kültürün yerini uygulama odaklı bir kültüre bırakması gerektiğini belirtti.
İş Modellerinde Sürdürülebilirlik Dönemi
Aslı Pasinli, Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü mezuniyetinden sonra uluslararası şirketlerde edindiği deneyimi ve WWF-Türkiye’deki CEO’luk görevini, sürdürülebilirlik vizyonuyla birleştirdiğini ifade etti. Pasinli’ye göre, kurumsal sosyal sorumluluk projelerine ayrılan bütçeler önemli olsa da, bu projelerin kalıcı bir etki yaratması için iş modelinin bir parçası olması gerekiyor. Tek seferlik projeler yerine, çoklanabilir ve devamlılığı olan modellerin hayata geçirilmesi hayati önem taşıyor.
Küresel düzeyde iklim adaleti ve çevresel değişimler, toplumsal hareketleri de tetikleyebiliyor. Almanya’da Z kuşağı eylemleri gibi süreçler, genç nesillerin gezegenin geleceği konusundaki hassasiyetini ve bu konudaki toplumsal beklentiyi açıkça ortaya koyuyor. Bu durum, özel sektörün sadece kâr odaklı değil, çevresel ve sosyal etki odaklı bir yapıya bürünmesini zorunlu kılıyor.
COP31 ve Geleceğin Üretim Anlayışı
Antalya’da yapılacak olan COP31 zirvesinin, küresel iklim mücadelesinin geleceğini şekillendirecek en önemli platformlardan biri olması bekleniyor. Pasinli, biyomalzemelerin gelecekteki üretim anlayışını nasıl dönüştüreceği ve kamu-özel sektör iş birliklerinin bu süreçteki rolü üzerine çalışmaların devam ettiğini belirtti. Sürdürülebilirliğin bir “seçenek” değil, bir “zorunluluk” olduğu bu yeni dönemde, eyleme geçen kurumların geleceğin dünyasında yer alacağı öngörülüyor.




