⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 393
🕐 Son Güncelleme: 02.11.2026 20:52
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Afrika’da yayılan Ebola ve hantavirüs gibi ölümcül salgınların, uluslararası pandemi anlaşmasına olan ihtiyacı artırdığını açıkladı.
- Zengin ve gelişmekte olan ülkeler arasında, aşı ve ilaçların adil dağıtımını düzenleyen PABS sistemi konusundaki görüş ayrılıkları müzakereleri yavaşlatıyor.
- DSÖ yönetimi, COVID-19 döneminde yaşanan eşitsizliklerin tekrarlanmaması için Mayıs 2025 hedefli anlaşmanın bir an önce sonuçlandırılması çağrısında bulundu.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus, Cenevre’de düzenlenen kritik bir müzakere toplantısında, küresel sağlık sistemini tehdit eden yeni salgınlara karşı uluslararası iş birliğinin hayati önem taşıdığını belirtti. Özellikle Afrika kıtasında etkisini gösteren Ebola Bundibugyo virüsü ve yakın dönemde ortaya çıkan hantavirüs vakaları, dünya genelinde yeni bir pandemi hazırlığının ne kadar acil olduğunu gözler önüne seriyor.
Pandemi Anlaşması Neden Tıkanıyor?
Geçtiğimiz yıl prensipte kabul edilen Pandemi Anlaşması, gelecekte yaşanabilecek COVID-19 benzeri krizleri yönetmek için bir çerçeve sunmayı amaçlıyor. Ancak anlaşmanın hayata geçmesi önünde ciddi engeller bulunuyor. Zengin ülkeler ile gelişmekte olan devletler arasında, özellikle Patojen Erişimi ve Faydaların Paylaşımı (PABS) sistemi konusunda derin görüş ayrılıkları yaşanıyor. Bu sistem, pandemi potansiyeli taşıyan virüslere erişimi ve bu virüslerden elde edilen aşı, test ve tedavi yöntemlerinin dünya geneline adil dağıtımını düzenlemeyi hedefliyor.
Dünya genelinde yaşanan gelişmeleri yakından takip ederken, bölgesel güvenlik ve İsrail uyarısı gibi kritik jeopolitik meselelerin de sağlık güvenliği üzerinde doğrudan etkileri olduğu biliniyor. Sağlık otoriteleri, küresel istikrarsızlığın salgın hastalıkların yayılma hızını artırabileceği konusunda uyarıyor.
Eşitsizliklerin Tekrarlanmaması İçin Çağrı
DSÖ Genel Direktörü Tedros, COVID-19 pandemisi sırasında yaşanan “aşı milliyetçiliği” tablosuna dikkat çekti. O dönemde dünyanın rekor sürede aşı geliştirmesine rağmen, birçok ülkenin aşıya erişim sağlayamadığını, bazı zengin ülkelerin ise ihtiyaç fazlası stok yaptığını hatırlattı. DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Hans Kluge de bu duruma tepki göstererek, ülkelerin patojen örneklerini ve verilerini hızla paylaşabildiği, aynı zamanda geliştirilen tıbbi ürünlerin adil biçimde dağıtıldığı bir sisteme duyulan ihtiyacı vurguladı.
Bu süreçte, toplumsal ve ekonomik alanda yaşanan değişimler de yakından izleniyor. Örneğin, Smart Solar işçileri toplu sözleşme yetkisi için adım atarken, sağlık sektöründeki çalışanların da benzer hak arayışları ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi talepleri pandemi sonrası dönemde daha fazla önem kazanıyor.
“İnsanları Korumakla İlgili Bir Süreç”
DSÖ yetkilileri, bir bölgede ortaya çıkan patojen tehdidinin kısa sürede her ülke için küresel bir risk haline gelebileceği konusunda uyarıyor. Mayıs 2025’te kabul edilmesi planlanan anlaşmanın, sadece bir bürokratik metin değil, insan hayatını korumaya yönelik bir kalkan olması bekleniyor. Uzmanlar, “Dünya, COVID-19 döneminde gördüğümüz eşitsizliklerin tekrarlanmasını göze alamaz” diyerek üye devletleri uzlaşmaya davet ediyor.




