⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 446
🕐 Son Güncelleme: 03.11.2026 16:38
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- En yoksul yüzde 40’lık nüfus dilimi, gelirinin büyük kısmını gıda ve barınma gibi zorunlu harcamalara ayırıyor.
- Manşet enflasyon yüzde 30 seviyelerinde seyrederken, dar gelirli hanelerin karşılaştığı yıllık fiyat artışları yüzde 50 ila 60 bandına ulaştı.
- Satın alma gücünün erimesiyle yenisini alamayan vatandaşlar tamir ve onarıma yönelirken, hizmet sektöründeki zamlar da bütçeleri zorlamaya devam ediyor.
Türkiye genelinde manşet enflasyon yüzde 30 seviyelerinde ölçülürken, gelir dağılımındaki en alt dilimde yer alan vatandaşların yaşadığı gerçek enflasyon tablosu çok daha ağır bir tablo ortaya koyuyor. Bütçesinin üçte ikisini barınma ve gıdaya ayırmak zorunda kalan en yoksul kesim, zorunlu tüketim maddelerinde yıllık bazda yüzde 40 ile 60 arasında değişen fahiş fiyat artışlarıyla mücadele ediyor.
TÜİK Hanehalkı Bütçe Araştırması verilerine göre, toplumun en alt gelir grubunu oluşturan yüzde 20’lik kesim, harcamalarının yüzde 38,75’ini konut ve kiraya, yüzde 29,20’sini ise gıdaya aktarıyor. Bu iki temel kalemin toplam harcama içindeki payı yüzde 68’e ulaşıyor. İkinci yüzde 20’lik alt-orta gelir grubunda da benzer bir tablo görülürken, bu kesimde barınma ve gıdanın payı yüzde 54 seviyesinde seyrediyor.
Barınma ve Isınma Giderleri Bütçeyi Eritiyor
Temel barınma ve ısınma kalemlerindeki fiyat artışları, genel tüketici fiyat endeksinin (TÜFE) çok üzerine çıktı. Ekim ayında gerçek kira artış oranı yıllık yüzde 39,71’e dayanırken, kış mevsiminin yaklaşmasıyla ısınma giderlerinde de sert yükselişler kaydedildi. Kömür ve briket fiyatlarındaki yıllık artış yüzde 53,19 olurken, doğalgaz abonelik ve tüketim fiyatlarındaki yıllık artış oranı yüzde 60,62’yi buldu.
Doğalgaz altyapısının bulunmadığı kırsal bölgelerde kullanılan tüpgaz fiyatları yıllık yüzde 50,62 artarken, odun ve pelet fiyatlarında da yüzde 40’ı aşan artışlar görüldü. Şebeke suyu fiyatı yüzde 24,29, elektrik fiyatı ise yüzde 27,77 oranında artış gösterdi. Bu ekonomik sıkışıklık ortamında vatandaşlar, tıpkı yerel yönetim hizmetleri ve temel kamu harcamalarında olduğu gibi, günlük yaşamın her alanında artan maliyetlerle karşı karşıya kalıyor.
Yenisini Alamayan Tamire Yöneliyor
Satın alma gücünün erimesi, dar gelirli yurttaşları yenilikten uzaklaştırarak mevcut eşyalarını korumaya itti. Beyaz eşya, telefon, giyim ve diğer dayanıklı tüketim mallarını yenisiyle değiştiremeyen dar gelirli kesim, terzi, elektronik ve ev aletleri tamiratına yöneldi. Ancak talebin bu alana kaymasıyla birlikte bakım ve onarım hizmetlerindeki fiyat artışları da enflasyon sepetindeki diğer kalemleri geride bıraktı.
Uzmanlar, alt gelir gruplarının sepetinde giyimin payının yüzde 3,26, sağlığın yüzde 1,68 ve eğlence-kültürün yalnızca yüzde 1,18 kaldığını vurguluyor. Bu durum, temel ihtiyaç dışındaki harcama alanlarının dar gelirli için tamamen ortadan kalktığını ve ekonomik krizin en ağır faturasının bu kesime kesildiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Toplumsal yaşamın dengesini korumak adına atılacak adımlar merakla beklenirken, ekonomideki bu ayrışma tıpkı kültürel ve sanatsal alandaki gelişmeler gibi dikkatle takip ediliyor; nitekim uzmanlar ilerleyen dönemde sosyal ve kültürel etkinliklere erişimin de alt gelir grupları için imkansız hale geldiğine dikkat çekiyor.




