⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 413
🕐 Son Güncelleme: 05.11.2026 13:26
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Nestlé Türkiye, sürdürülebilirlik ve gıda sistemlerinin dönüşümü stratejisini COP31 uluslararası iklim zirvesi gündemine taşıyor.
- Şirket, YASED iş birliğiyle onarıcı tarım deneyimlerini ve emisyon azaltma hedeflerini küresel paydaşlarla paylaşacak.
- Hedef, 2050 yılına kadar net sıfır emisyon seviyesine ulaşarak daha dayanıklı gıda sistemleri inşa etmek.
Nestlé Türkiye, küresel sürdürülebilirlik taahhütlerini yerel ölçekte somut aksiyonlara dönüştürme vizyonunu, COP31’in uluslararası iklim gündemiyle buluşturuyor. Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) ile stratejik bir iş birliği yürüten şirket, gıda sistemlerinin dönüşümünü hızlandırmak adına küresel ölçekte bir diyalog başlatmayı hedefliyor. Bu süreçte, özellikle onarıcı tarım ve genç girişimci çiftçilere yönelik programlar, şirketin sürdürülebilir üretim modelinin temel taşlarını oluşturuyor.
Gıda Sistemlerinin Dönüşümü İçin Stratejik İş Birliği
Dünyanın önde gelen gıda ve içecek şirketlerinden biri olan Nestlé, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında değer zincirinin tamamını kapsayan uygulamalar geliştiriyor. Şirket, Türkiye’deki 120 yıllık köklü geçmişini “Burası Yuvamız” yaklaşımıyla birleştirerek, bu toprakların geleceğine yönelik uzun vadeli sorumluluklar üstleniyor. COP31 kapsamında gerçekleştirilecek olan buluşmalar, farklı sektörlerden paydaşların ortak çözümler geliştirebileceği kritik bir platform sunuyor.
Bu kapsamda Nestlé, 9 Kasım tarihinde Birleşmiş Milletler Pavilyonu’nda düzenlenecek olan Scope 3 (değer zinciri kaynaklı dolaylı emisyonlar) temalı panelde yer alacak. Şirket, bu önemli oturumda onarıcı tarım uygulamalarından elde ettiği deneyimleri aktaracak. Ayrıca, aynı akşam düzenlenecek YASED COP31 Global Forum Akşam Yemeği ile uluslararası yatırımcı liderlerini bir araya getirerek, bölgesel ticaret ve küresel sürdürülebilirlik dinamiklerinin gıda sektöründeki rolünü tartışmaya açacak.
Onarıcı Tarım ve Net Sıfır Emisyon Hedefleri
Nestlé Türkiye CEO’su Bernie Stefan, iklim değişikliğinin gıda arzı üzerindeki doğrudan etkilerine dikkat çekerek, çözümün ancak kolektif bir çabayla mümkün olabileceğini vurguladı. Stefan, gıda sistemlerinin dönüşümü için çiftçilerden sivil topluma kadar geniş bir yelpazede iş birliği yapılması gerektiğini belirtti. Şirketin bu süreçteki kararlılığı, sadece söylem düzeyinde kalmayıp somut verilerle de destekleniyor. Nestlé, 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarını yüzde 50 oranında azaltmayı ve 2050 yılında net sıfır emisyona ulaşmayı hedefliyor.
Şirketin sürdürülebilirlik yol haritasında tarımsal üretim kritik bir yer tutuyor. Nestlé, temel ham maddelerinin önemli bir kısmını onarıcı tarım uygulayan üreticilerden tedarik etmeyi planlıyor. Bu noktada, iklim finansmanı ve kaynak yönetimi gibi konuların gıda güvenliği için hayati önem taşıdığı biliniyor. Onarıcı tarım sayesinde toprak sağlığının korunması, su kaynaklarının verimli kullanılması ve biyolojik çeşitliliğin artırılması, Nestlé’nin gelecek nesillere karşı taşıdığı sorumluluğun bir parçası olarak görülüyor.
Sonuç olarak Nestlé Türkiye, hem yerel hem de küresel ölçekte gıda sistemlerini daha dirençli hale getirmek için bilim temelli ve katılımcı bir model sunmaya devam ediyor. COP31 platformu, bu vizyonun dünya çapında yankı bulması için stratejik bir dönüm noktası olma özelliği taşıyor.




