⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 443
🕐 Son Güncelleme: 06.11.2026 06:36
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Osmaniye Belediyesi’ne yönelik hazırlanan Sayıştay raporunda, memur statüsündeki bir belediye başkan yardımcısına iki farklı belediye şirketinden huzur hakkı ödendiği tespit edildi.
- Raporda ayrıca belediyenin su yönetimi eleştirilerek, 2028 yılına kadar en fazla yüzde 25 olması gereken su kayıp-kaçak oranının yüzde 49 seviyesinde gerçekleştiği vurgulandı.
- Ortaya çıkan mali ve idari bulgular, yerel yönetimlerde şeffaflık ve denetim mekanizmalarının önemini bir kez daha gündeme taşıdı.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin memleketi olan ve MHP’li İbrahim Çenet yönetimindeki Osmaniye Belediyesi hakkında hazırlanan son Sayıştay denetim raporu, yerel yönetimlerde dikkat çeken usulsüzlükleri ve idari aksaklıkları gözler önüne serdi. Sayıştay denetmenlerinin yaptığı incelemelerde, belediye bünyesindeki mali uygulamalar ve altyapı verimliliği masaya yatırıldı.
Başkan Yardımcısına İki Şirketten Huzur Hakkı
Sayıştay raporunda yer alan en çarpıcı bulgulardan biri, belediye bünyesindeki yönetim kademelerinde gerçekleşen ödemeler oldu. Rapora göre, idarenin çoğunluk hissesine sahip olduğu iki farklı şirkette yönetim kurulu başkanı ve üyesi olarak görev yapan memur statüsündeki bir belediye başkan yardımcısına, her iki şirketten de ayrı ayrı huzur hakkı ödemesi yapıldığı belirlendi. Denetçiler, bu uygulamanın ilgili mevzuata aykırılık teşkil ettiğini rapor metninde açıkça ifade etti.
Bu tür kamusal kaynaklı harcamalar ve idari kadro tartışmaları, ülke genelinde olduğu gibi yerel yönetimlerde de yakından takip ediliyor. Benzer şekilde, kamu kaynaklarının etkin kullanımı ve bütçe disiplini, ekonomi kulislerinde de sıklıkla tartışılan konular arasında yer alıyor. Örneğin, TBMM Komisyonunda Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesi görüşüldü başlığı altında ele alınan merkezi bütçe denetimleri, yerel yönetim harcamalarının ne denli sıkı bir denetime tabi tutulması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.
Su Kayıp ve Kaçak Oranı Hedefin Çok Üzerinde
Raporda yalnızca mali yapı değil, aynı zamanda belediyenin temel kamusal hizmetlerindeki performans eksiklikleri de dikkat çekti. Belediyenin asli görevlerinden biri olan ve yönetmeliklerle sıkı kurallara bağlanan su kaybı kontrolünde başarısız olunduğu rakamlara yansıdı. İlgili yönetmeliklere göre 2028 yılına kadar en fazla yüzde 25 olması gereken su kayıp-kaçak oranının, Osmaniye’de halihazırda yüzde 49 seviyesinde olduğu tespit edildi.
Belediye tarafından sağlanan içme ve kullanma suyunun neredeyse yarısının şebekeden kaybolduğu ya da kaçak olarak kullanıldığı gerçeği, altyapı yatırımlarının yetersizliğini gözler önüne serdi. Uzmanlar, artan kuraklık riskleri ve su kaynaklarının hızla tükendiği bir dönemde bu denli yüksek kayıp oranlarının acilen çözülmesi gereken kritik bir kriz olduğunu vurguluyor. Ülke genelindeki ekonomik zorluklar ve bütçe sıkıntıları, belediyelerin bu tür büyük altyapı projelerine yeterli kaynak ayırmasını zorlaştırırken, tıpkı Manisa’da esnaf kredi borçlarını ödemekte zorlanıyor haberlerindeki gibi, yereldeki finansal darboğazların hizmet kalitesini doğrudan etkilediği görülüyor.
Sayıştay Bulguları Sonrası Gözler Belediyede
Sayıştay’ın ilgili raporunun kamuoyuna yansımasının ardından, Osmaniye Belediyesi yönetiminin bu bulgulara karşı nasıl bir idari adım atacağı merak konusu oldu. Özellikle çift maaş veya çifte huzur hakkı tartışmalarına yol açan ödemelerin durdurulup durdurulmayacağı ve yüksek su kayıp oranını düşürmek için hangi altyapı hamlelerinin yapılacağı önümüzdeki günlerde netleşecek.



