⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 459
🕐 Son Güncelleme: 07.11.2026 19:15
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İşgal altındaki Batı Şeria’nın Cenin kentinde bulunan Hırbet es-Seruc mezrasındaki Filistinli aileler, İsrail’in tahliye ihtarları nedeniyle evlerini ve tarımsal tesislerini sökerek bölgeyi terk etmek zorunda kaldı.
- İsrail yönetiminin “devlet arazisi” iddiasıyla boşaltılmasını istediği bölgeden ayrılan yaklaşık 50 Filistinli, komşu El-Yemun beldesindeki akrabalarının yanına sığındı.
- Yaşanan tahliyeler, bölgede artan yerleşim yeri inşa etme ve arazi düzleme faaliyetleriyle eş zamanlı olarak gerçekleşti.
İşgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyinde yer alan Cenin kentinin batısındaki Hırbet es-Seruc mezrasında yaşayan Filistinli aileler, nesiller değişse de yerinden edilme acısını yeniden yaşıyor. Doğdukları, büyüdükleri ve kendi elleriyle inşa ettikleri evleri sökmek zorunda kalan bölge sakinleri, İsrail’in tahliye baskısı karşısında çaresiz kalırken, bu durum bölgedeki insani krizin boyutlarını bir kez daha gözler önüne seriyor. Türkiye’deki üreticiler Hayrabolu tarımında dijital dönüşüm ve hassas tarım dönemi ile geleceğe yatırım yaparken, buradaki aileler ise en temel barınma haklarını bile korumakta zorlanıyor.
1948 yılındaki Nekbe (Büyük Felaket) sırasında zorla yerlerinden edilen ailelerin soyundan gelen Hırbet es-Seruc sakinleri, onlarca yıllık ikametin ardından bölgeyi yeniden terk etmek durumunda kaldı. İsrail yönetiminin söz konusu arazinin “devlet arazisi” olduğunu öne sürerek yaptığı tahliye baskısı neticesinde, aralarında çocukların da bulunduğu yaklaşık 50 Filistinli, yakındaki El-Yemun beldesinde yaşayan akrabalarının evlerine sığınmak zorunda kaldı.
Yılların Emeği Gözlerinin Önünde Yıkılıyor
Bölgede 58 yılını geçiren Mehdi Abu el-Hica, doğup büyüdüğü topraklardan ayrılmadan önce yaptığı açıklamada, yaşananların ağırlığına dikkat çekti. İsrail makamlarının 23 Ekim tarihinde mezraa sakinlerine evlerini ve tarım tesislerini boşaltmaları için süre tanıdığını, aksi takdirde iş makinelerinin gönderileceği uyarısında bulunduğunu belirtti. Bölge genelinde yaşanan bu abluka ve kısıtlamalar, tıpkı Gazze’de şiddetli yağışlar nedeniyle insani kriz derinleşiyor haberlerinde olduğu gibi Filistin halkının yaşam mücadelesini her geçen gün daha da zorlaştırıyor.
Ebu el-Hica, tahliye kararının ardından ilk olarak hayvanları barındıracak güvenli yerler aradıklarını, ardından evlerini sökerek eşyalarını tanıdıklarının yanına taşıdıklarını ifade etti. Koyun ve keçi gibi küçükbaş hayvanlar için barınak bulmanın son derece zor olduğunu vurgulayan Ebu el-Hica, ömür boyu süren bir emeğin tek bir kararla ellerinden alınmasının kabul edilemez olduğunu dile getirdi. Hayatı boyunca burada bina yapmanın veya ikamet etmenin yasak olduğuna dair herhangi bir uyarı almadığını da sözlerine ekledi.
C Bölgesi Uygulamaları ve Uluslararası Anlaşmalar
İsrail makamları, söz konusu tahliye kararını mezranın Batı Şeria’nın “C Bölgesi” sınırları içerisinde yer almasıyla gerekçelendiriyor. 1995 yılında imzalanan İkinci Oslo Anlaşması gereğince Batı Şeria “A”, “B” ve “C” olmak üzere üç farklı idari bölgeye ayrılmış durumdadır. A Bölgesi tamamen Filistin otoritesine bırakılırken, B Bölgesi’nde sivil yetki Filistin’de, güvenlik yetkisi ise İsrail’de bulunmaktadır. Batı Şeria yüzölçümünün yaklaşık yüzde 60’ını kapsayan C Bölgesi ise tamamen İsrail’in kontrolü altında tutulmaktadır.
Uzmanlar, C Bölgesi’nde Filistinlilerin yapılaşma ve tarımsal faaliyet yürütme izinlerinin neredeyse imkansız hale getirildiğini belirtiyor. Bölgedeki Filistinli mülk sahipleri yıkım korkusuyla kendi elleriyle evlerini sökerken, aynı arazilerde İsrailli yerleşimcilerin arazi düzleme ve yeni yerleşim yerleri inşa etme faaliyetlerini hızlandırması dikkati çekiyor.




