⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 417
🕐 Son Güncelleme: 08.11.2026 18:19
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İzmir’de bir bankada çalışan takım lideri, yöneticisi tarafından tuvalet molalarının kısıtlanması ve e-postalarla baskı görmesi nedeniyle mahkemeye başvurdu.
- İzmir 20. İş Mahkemesi, tuvalet molalarına ilişkin e-postalar ve sağlık raporlarını delil kabul ederek çalışanın psikolojik tacize uğradığına hükmetti.
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yerel mahkeme ve istinaf kararını onayarak bankanın çalışana manevi tazminat ödemesine karar verdi.
Türkiye genelinde çalışan hakları ve iş hukuku açısından emsal niteliği taşıyan bir karar Yargıtay’dan geldi. İzmir‘de görev yapan bir banka çalışanının, yöneticisi tarafından maruz kaldığı sistematik baskı ve tuvalet molası takiplerine ilişkin açtığı davada yargı süreci tamamlandı. İş yerinde yaşanan psikolojik taciz iddialarını değerlendiren yüksek mahkeme, çalışan lehine verilen yerel mahkeme kararını onadı.
Tuvalet Molaları ve E-Postalar Delil Oldu
Olay, 2001 yılından bu yana aynı bankada çalışan ve 2014 yılında İzmir’de takım liderliğine terfi eden personelin, birimindeki yeni müdürün tutumunu üst yönetime bildirmesiyle başladı. Şikâyet sonrasında artan baskılar neticesinde çalışan; mola sürelerinin sübuta erdirilerek takip edildiğini, idari izinlerden mahrum bırakıldığını ve toplantılarda hakarete uğradığını öne sürdü. Davaya bakan İzmir 20. İş Mahkemesi, tanık ifadeleri, sağlık raporları ve kritik e-posta yazışmalarını inceledi.
Mahkeme dosyasına giren yazışmalarda, çalışanların üst üste iki kez tuvalete gitmesinin sorgulandığı ve yöneticiler tarafından “ishal olunmayacağına” dair e-postalar atıldığı tespit edildi. Günün farklı saatlerinde molaya çıkan personelin rencide edici ifadelerle hedef alındığı, davacının diğer çalışanlardan izole edilerek yalnızlaştırıldığı ve sürekli gözetim altında tutulduğu mahkeme kararına yansıdı.
Yargıtay Süreci ve Kararın Detayları
Yaşanan psikolojik taciz (mobbing) süreci neticesinde hipertansiyon ve depresyon tedavisi gören çalışan, 13 Mart 2020 tarihinde iş sözleşmesinin feshedilmesinin ardından hukuki mücadele başlattı. Yerel mahkeme, performans düşüklüğüne dair somut delil sunulamaması ve küçülme bahanesinin sadece davacıya uygulanması nedeniyle manevi tazminat talebini kabul etti. Bankanın istinaf başvurusunu reddeden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi’nin ardından dosya Yargıtay taşındı.
Dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, tarafların iddialarını ve delilleri hukuka uygun bularak yerel mahkemenin kararını onadı. Bu süreçte Türkiye genelinde iş hayatını etkileyen farklı gelişmeler de gündeme gelirken, örneğin 33 ülkeden vatandaşlara acil stok ve sivil savunma çağrısı gibi toplumsal duyarlılık içeren haberler de dikkat çekiyor. İş hukukundaki bu emsal karar, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve çalışan haklarının korunması bakımından önemli bir kilometre taşı oluşturuyor.
Benzer şekilde, iş dünyasındaki dijital dönüşümler ve yönetim krizleri de yakından takip ediliyor. Sektörel bazda yaşanan değişimler, tıpkı Binance finans direktörü görevinden ayrılıyor: Siber saldırı sonrası yeni dönem haberinde olduğu gibi kurumsal yönetim anlayışının sorgulanmasına neden olabiliyor. Bankacılık sektöründeki bu son mobbing davası da yöneticilerin personel üzerindeki baskı mekanizmalarının yargı tarafından cezalandırılacağını açıkça ortaya koydu.




