📝 722 kelime
🕐 Son Güncelleme: 01:14
Türkiye genelinde halk sağlığını tehdit eden gıda skandallarına her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Son olarak İstanbul genelinde faaliyet gösteren dev zincir marketlerde raflara dizilen domateslerde yapılan laboratuvar analizleri, gıda güvenliğinin ne denli büyük bir tehlike altında olduğunu gözler önüne serdi. Uzmanların ve çevre örgütlerinin titizlikle yürüttüğü araştırmalar, sofralarımıza gelen sebze ve meyvelerin aslında ne kadar riskli kimyasal kalıntılar barındırdığını bir kez daha kanıtladı.
Greenpeace Türkiye tarafından gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırma çerçevesinde, mega kentin Anadolu Yakası’ndaki kritik ilçeleri olan Sultanbeyli, Sancaktepe, Ataşehir ve Kadıköy’deki 5 büyük zincir market şubesinden domates numuneleri toplandı. Alınan bu örnekler, uluslararası geçerliliğe ve akreditasyona sahip bağımsız laboratuvarlarda detaylı bir şekilde incelendi. Elde edilen sarsıcı sonuçlar, gıda denetimlerindeki yetersizlikleri ve denetim mekanizmalarındaki büyük açıkları net bir şekilde ortaya koydu.
“İyi Tarım” Logolu Ürünlerde Mevzuata Aykırılık Şoku
Yapılan laboratuvar analizlerinin sonuçlarına göre, market reyonlarından toplanan 20 farklı domates örneğinin 3’ünde, yani toplamda yüzde 15 oranında açıkça mevzuata aykırı durumlar tespit edildi. Bu ürünlerden ikisinde, domates yetiştiriciliğinde kullanımı kesinlikle yasak ve ruhsatsız olan etken maddelere rastlandı. Tüketicilerin güvenle satın alabilmesi için raflarda sergilenen Hal Kayıt Sistemi bilgilerinde ise bu ürünlerin üzerinde “iyi tarım” logosunun yer alması dikkat çekti. İnsanların güven duyarak çocuklarına yedirdiği bu gıdaların aslında gizli birer tehlike saçması büyük tepki topladı.
Araştırmanın en korkutucu bulgularından biri de yıllar önce yasaklanmış olan tehlikeli kimyasallarla ilgili oldu. Analiz edilen domateslerin birinde, 31 Aralık 2010 tarihi itibarıyla kullanımı tamamen yasaklanan Chlorfenapyr isimli son derece zararlı etken madde saptandı. Uzmanlar, bu tür kimyasalların insan vücudunda birikerek uzun vadede çok ciddi kronik rahatsızlıklara, hatta kansere davetiye çıkardığını belirtiyor. Öte yandan, incelenen 20 ürünün yüzde 35’inde yani 7’sinde üçten fazla farklı pestisit (tarım ilacı) kalıntısı bulunduğu belirlendi.
Çocuk Sağlığını Tehdit Eden PFAS Kimyasalları
Gıda güvenliği üzerine yapılan bu kapsamlı çalışmada, özellikle çocukların bağışıklık ve sinir sistemi üzerinde olumsuz etkileri bilinen per ve polifloroalkil maddeler (PFAS) de mercek altına alındı. Test edilen 20 domates örneğinin tam 14’ünde, yani yüzde 70 gibi çok yüksek bir oranında en az bir PFAS bileşenine rastlandı. Şoke edici bir diğer istatistik ise analiz edilen tüm örnekler içerisinde sadece tek bir üründe, yani yüzde 5’lik dilimde hiçbir pestisit izine rastlanmamış olmasıdır. Vatandaşın tabiri caizse adeta zehir tüketir hale gelmesi, gündemdeki sıcaklığını korurken ekonomik sıkıntılarla boğuşan milyonlarca insanı derinden endişelendiriyor.
Yaşanan bu gelişmelerin ardından gözler gıda denetimlerine çevrilirken, siyasilerden de art arda sert tepkiler gelmeye başladı. Konuyu meclis gündemine taşıyan ve son aylardaki denetim raporlarını değerlendiren yetkililer, piyasada sadece sebze ve meyvelerde değil, et ve süt ürünlerinde de benzer skandalların yaşandığına dikkat çekti. Vatandaşların rızası dışında at, eşek ve domuz eti gibi tek tırnaklı hayvan etlerinin yedirildiği, süt kullanılmadan peynir benzeri taklit ürünlerin piyasaya sürüldüğü vurgulandı. Benzer şekilde baharatlardan bitki çaylarına, kuruyemişlerden tatlılara kadar pek çok kalemde hile yapıldığı belirtiliyor. Tam bu noktada, yoğun stresli iş hayatı ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları nedeniyle tükenmişlik sendromu yaşayan şehir insanının yaşadığı zorluklar, hayallerindeki işe giren bireylerin bile yaşadığı tükenmişlik sendromu gibi toplumsal sorunları da beraberinde getiriyor. Sağlıksız gıdalarla beslenmenin vücutta yarattığı fiziksel yorgunluk, ruhsal çöküntüyü de tetikliyor.
Uzmanlar, halk sağlığının korunması adına tarım ilaçları denetimlerinin en üst seviyeye çıkarılması gerektiğini vurgularken, tarladan sofraya kadar her aşamada şeffaf bir takip sisteminin şart olduğunu ifade ediyor. Öte yandan, sadece büyük şehirlerde değil Türkiye’nin dört bir yanındaki market reyonlarında denetimlerin sıkılaştırılması bekleniyor. Tüketicilerin güvenli gıdaya erişim hakkının anayasal bir zorunluluk olduğu hatırlatılırken, bu konuda yetkili kurumların acil ve caydırıcı adımlar atması talep ediliyor. İstanbul başta olmak üzere tüm yurtta yaşanan bu gıda krizinin son bulması için hem üretici hem de denetçi denetimlerinin titizlikle yürütülmesi hayati önem taşıyor.
Yaşanan bu gıda krizinin yanı sıra, son günlerde ülkede merak edilen konulardan biri de sağlık ve istihdam alanındaki gelişmeler oldu. Özellikle eczacı arama trendlerinde zirveye yerleşen aramalar, vatandaşların sağlık sektöründeki güncel duruma ve eczacı açıklarına olan yoğun ilgisini gözler önüne seriyor. Gıdadan sağlığa kadar pek çok alanda yaşanan bu hareketlilik, toplumun genel refah seviyesi ve temel ihtiyaçlara erişimi konusundaki hassasiyetini artırmış durumdadır.
[İçerik Bitişi]
ETIKETlER: [domates, tarım ilacı, pestisit, Greenpeace, İstanbul, gıda güvenliği, zehirli gıda, sağlıklı yaşam]




1 yorum